Svetlana Aleksiyeviç adlı Belaruslu hanımefendinin yazdığı değerli bir eser. Kitabın konusu malum.Çernobil...
Kitap diyalog halinde yazılmış.patlama sonrası olayları ve kişilerin psikolojik hallerini çok derine incelemiş.Yaşanan acılar, zorluklar ve inanışlar sanki size aitmiş gibi hissettirmeyi başarmıştır.
Bir sabah yeni güne Amerikan markalı bir telefonun alarmı ile uyandınız.hemen alman malı televizyonunuzu açıp reisi dinlemeye koyuldunuz. Tabi bu arada üstünüzde italyan malı bir pijama.reis diyor bütün dünya bizi kıskanıyor.tabi siz zevkten dört köşe.tam ama diyecek oluyorsunuz lâkin aklınıza bir çomar olduğunuz ve önünüze atılan kemikler aklınıza geliyor ve ağzınızdan şu sözcükler dökülüyor. Dünya bizi kıskanıyor...
Evet arkadaşlar v1 liginde kullanılan sistem güzele benziyor.
Lichess.org telefon uygulaması ile birlikte kullanılabilen güzel bir satranç platformu. Bu lige katılım göstermek isteyen arkadaşlar buraya kayıt olacaklar ardından kullanıcı isimlerini bana gönderecekler.bir lig oluşturulacak ve ilk üç kişiye hediye verilecek.maçlar canlı olarak izlenebilecek ve maçlar lig hakemleri tarafından izlenecekler.benim önerim bu değerli arkadaşlar katılmak isteyenler ile istişare yapalım ortaya güzel bir fikir çıkaralım.
öncelikle bu yazının bir grubun tümünü kapsamadığını belirtmek isterim.Kişiler ideolojileriyle değil karakterleriyle değerlidir.
değerli arkadaşlar malum ramazan ayındayız.bazı sol görüşlü arkadaşlar her kişinin özgür olması gerektiği ve herkesin o kişinin kararlarına saygı duyması gerektiğini her platformda belirtirler.Fakat bu özgürlüğün sadece kendilerinde olması gerektiğine inanıyorlar.neden mi böyle düşünüyorum ? malum ramazan ayındayız ve insanlar ibadetlerini yerine getirmek amacıyla oruç tutuyorlar. bu ibadet esnasında oruç tutan kişiler şüphesiz biraz saygı istemektedir.fakat üzülerek belirtmek isterim ki oruç tutan kişiye saygı yok.Saygı bir kenara tahrik etmek için elinden geleni yapan gruplar dahi var.bu mübarek ayı bir kenara bırakırsa
Öncelikle bu anımı anlatırken herhangi bir cinsiyet ayrımı yapmak niyetinde olmadığımı belirtmek isterim.
Bir akşam işten çıkışımın ardından aracımla eve doğru dönüyordum.Aracı yeni aldığım trafiği yeni yeni algıladığım zamanlardı.Bir kırmızı ışıkta durdum.Kafamı yana çevirince yanda ki aracın aynasının kapalı olduğunu gördüm fakat aracın şoförü bayan olunca öyle pat diye söyleyemezsiniz haliyle.Camımı indirip hanımefendi diye seslendim aynası işaret ederek.ardından oda camını indirdi 'ne oldu aynam mı kırılmış ? ' diye sordu ben 'hayır aynanızı açmayı unutmuşsunuz' deyince 'zaten kullanmıyorum bir önemi yok' dedi ve bende ufak çaplı bir sarsıntı yarattı.böyle ilginç bir olaydı işte.
Uludağ sözlük moderatörlerine bir çağrıdır.Sözlükte bulunan cinsel içerikli başlıklar yahut toplumsal ahlak kurallarına aykırı başlık açan yazarların sözlükten uzaklaştırılıp sözlüğün temizlenmesi lazım.Yapamıyorsanız ben yaparım.
21 Ağustos 1915 günü savaşın en şiddetli ve son anlarında Anzak Suula Koyu 60. tepede gün ağrırken gök berraktı.Görünürde altı veya sekiz tane, hepsi birbirinin eşi olan ekmek somunu biçimindeki bulut, 60. Tepe'nin üzerinde yayılmış duruyordu. O sırada saatte 6 veya 8 kilometrelik bir hızla güneyden esen meltem olmasına rağmen, bu bulutların ne biçimleri ne de yerleri değişmiyordu.
Meltemin etkisiyle kayıp gitmediler. Bunlar bulunduğumuz yere göre 60 derecelik bir yükseklikte asılı duruyorlardı. Bulut kümesinin tam altına gelen yerde toprağın üstünde duran aynı biçimde bir bulut daha vardı. Yaklaşık 250 metre uzunluğunda, 65 metre yüksekliğinde ve 60 metre genişliğindeydi. Bu bulut oldukça yoğundu. Yapısı katı maddeymiş gibiydi. ingilizlerin bulunduğu bölge savaş yerine 1000 metre kadar uzaklıktaydı. Bütün bunları Yeni Zeland kıtasının birinci sahra birliğine bağlı 3. bölükteki 22 asker öldü. Aralarında biz de vardık.içinde bulunduğumuz siperden güneybatı doğrultusunda yere inmiş bulut duruyordu.
Bulunduğumuz yer 60. Tepe'ye göre 90 metre daha yukarıda olduğundan üstten görebiliyorduk.Bu bulut daha sonra Kayaçık Dere denilen kuru bir derenin yatağına doğru ilerlediğinde onun daha önce durduğu zemine bütünüyle görebildik. Bu bulut diğerleri gibi açık gri renkteydi. Daha sonra 4. Norfolk Taburu'nun bu kuru dere yatağında harekete geçerek 60. Tepe'ye doğru uygun adım yürüyüşe geçtiğini fark ettik. Buluta vardıklarında hiç çekinmeden dosdoğru içine girdiler. Ama tekrar içinden çıkıp 60. Tepe'de savaşa katılan hiç bir kimse olmadı.
Bir süre sonra askerlerin sonuncusu da görünmez olunca , bulut sanki yükünü almışcasına yerden yükseldi.Herhangi bir bulut gibi yukarıda duran diğerlerine ulaşıncaya kadar yavaş yavaş havalandı.Bu ana kadar yukarıdaki bulutlar yerlerinde duruyorlardı Yerdeki bulut yükselip aynı hizaya gelir gelmez birden kuzeye doğru uzaklaşmaya başladılar.Trakya istikametine doğru gittiler. Bir saat içinde de gözden kayboldular. Savaş sonunda bu tabur kayıp veya yok edilmiş sayıldı.Anzak çıkarmasının 50. Yılında geç de olsa aşağıda imzası olan bizler anlattığımız bu olayın kelimesi kelimesine doğru olduğunu beyan ederiz.
istihkam eri 4/165 künyeli, F. Reichardt. Malata Bay Of Plenty
istihkam eri 13/416 künyeli , D.Nevnes . 157 King Street Cambridge.
J.L. Newman, 75 Freyberg Street Octumoctai Tauranga.
21.08.1965 / AVUSTRALYA
EDiNCiKLi MEHMET ER
Edincikli Mehmet Er'in bir top mermisinin parçaladığı konumdan kanlar içerisinde bir et parçası sarkmaktadır.Yalvarı rcasına:
Komutanım ne olur şu kolumu kes!
Sağ eliyle yakaladığı ve tuttuğu sarkık kola bakan Teğmen donmuştur.Edincikli Mehmet Er tek ve emin sesi ile tekrarlar:
Allah Aşkına, Allah Rızası için kes şu kolumu!
Bu ilahi cümleleri eimr gibi işiten Teğmen Saip, bıcağı kola kola vurur.Gık bile dememiştir, Edincikli Mehmet.Bir sağ elindeki kola, bir ileride Allah! Allah! nidaları arasında çarpışan erlere bakar ve kolu fırlatır: "Bu kol vatana feda olsun," der.Yerdeki et parçalrından başını kaldıran Teğmen'in karşısında kimse yoktur.Çünkü, Edincikli, Hakla alış verişe başlayınca herşeyi, acıyı, özlemleri unutuyor, rahmet deryalarında, tecelli dalgalarında yıkanıp arınırken, kolunun fani bedenden ayrılma işlemini duymuyordu.O ateş, o yangın fakat getirilmez feryatlar içinde, edincikli bu cehennemi ateş altında kendinden geçti.Bir avuç istek ve özlem halinde yandı, tüttü.
Edincikli Mehmet, çoktan kolunun öcünü almak için vatan için Allah için hücum saflarına katılmıştı.Alayların içine karışır, teke tek vuruşur.Onu durdurmak mümkün değil artık, yine harikalar gösterir, bire bir dövüşür, bire on dövüşür, bire yüz dövüşür... Allah'ın yardımıyla haklamadığı kafir kalmaz.Ama kaderden kaçılmaz ki! Kolunun kopmasıyla kaybettiği kan onu halsiz düşürmeye başlamış Edincikli'ye şimdi de şehitlik mertebesi ekleniyordu.Güzel yüzü soldu, sarardı, canı teninden süzüldü...Gözü dünyaya kapandı..."
Teğmen SAiP
Çanakkale Savaşlarından
12. Alay 1. Bölük Komutanı
iNSANLIK DERSi
Çanakkale Savaşlar'ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
"Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz.Hiç unutmam.Savaş sahasında döğüş bitmişti.Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zaliyat vermişlerdi.Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım.Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi göleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu.Tercüma n vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:
- Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
"Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı.Birşeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı.Benim ise kimsem yok.istedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün". Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım.Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı.O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim.Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot tıkamıştı.Az sonra ikisi de öldüler..
Fransız Generali BRIDGES
Çanakkale Savaşları komutanı.
Şüphesiz ki bu kahraman ordunun azmi ve başarısı dünyada eşi benzeri az rastlanır bir zaferdir.Lâkin komutansız bir ordu zafere ulaşamaz.Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Çanakkale'de varlığını Türk varlığına armağan etmiş Mehmetçiği ve milletimizi saygıyla,özlemle,hüzünle ve gururla anıyoruz.
Şükretmek gerek halimize.düşünsenize sıradan tahta bir sandalyesiniz.Yeriniz her daim belli.ya masada dördüncüsünüz yada odanın köşesinde bir dekor.milletin kıymetlisini ağırlıyorsunuz.Bir de yetmezmiş gibi veriyorlar dibine dibine.Ama onların en güzel özelliği şu;her **t muhakkak oraya Bir gün oturuyor.
Sevgili hemcinslerim.Bir kişiyi sevmek ve sevgiyi layığıyla göstermek gayret ve sabır isteyen ciddi bir iştir.Hanımlarınızı sevin,onlara sizin sevgiliniz olduğu için değil,kendileri oldukları için değer verin. Zamanınızı onlara ayırmaya özen gösterin.Erkek ilişki de yapıcı olması gereken taraftır yapıcı olun.Onlar sizinle birlikteyken başka planlar yapmayın,gönülleri incinir. Sevdiğinizi söyleyin ve ufak sürprizler yapın.Ufak tartışmalarda alttan alın.Sevgiyle kalmanız dileğiyle...