"biz fuhuş yapmasını da iyi biliriz, ne diyordu müdür kemal? dildo kullanmaz diyordu. kişi başına düşen dildo miktarı üç nokta yediyüz yirrrmi altıııığğğ. biz doggy styl'ı getirmiş bir hükümetten bahsediyoruz. bırakın 50lerdeki misyoneri, kurtulun artık 31'den. hedeeeeeğf altmış dokuuuuz"
90lı yılların ortalarında ekmek arası salçaların çılgın attığı dönemde hamburger yemek statü göstergesiydi. o zaman bana uçuk bir şey gibi geliyordu hamburger yemek. bi gün hamburger yiyebileceğimi hiç düşünmezdim. zaten yemedim de. süleyman diye bi çocuk vardı. ailesinin hali vakti yerindeydi. hergün hamburger alırdı bende onu izlerdim çok mu zevk alıyor acaba diye. huzur gazozu vardı bir de. sınıfta yanyana oturuyoruz öğretmen daha gelmemiş. başladı hamburgeri kemirmeye. 2 ısırık aldı ve "bıktım a.q hamburger yemekten" bakışı atarak bana uzattı. daha 10 yaşındaydım ve açtım ama canım istemiyor dedim. kullanılmış bir mendil gibi sıranın altına attı. ona belli etmeden hayretler içerisinde sadece şunu düşünüyordum : " bi insan nasıl böyle şirin bi hamburgerden bıkabilir"
sırasıyla abiye, pide, torna işlerine giren fakat bu sektörlerde aradığı sıcaklığı bulamayarak müzik dünyasına geçiş yapan sanatçıdır. 2013'e damga vuracak bir albüme imza atan kastamonulu çılgın hüsnü ilhamını kamyon şoförleri, halaybaşları, kabzumallar, atanamayan öğretmenler, az acılı insanlar, dul ve yetimlerden alıyor. "memur olacaktım" isimli albümünde şu parçalar yer alıyor:
arabam tüplü, kadınım yüklü
kefenime cep diktirdim
haydi koçum
tek maçtan yattım
sevgine işerim
evinden aldıracam
kirada oturmam
hani gardaştık
etme gülüm yersin şamarı
vurdu kader
jöle yoksa limon sür
acılı günler
de get gavat.
başıma gelmiş ve kimsenin başına gelmesini istemediğim rezil bir olaydır. efenim üniversitenin son sınıfındayken yeni bir eve taşınmıştım. alt katta yaşlı bir şizofren teyze oturuyor. kocasını öldürenlerin üst katta oturduğunu zannediyor garibim. haberimiz yok tabi bundan. benim ne güzel bokum gelmiş helaya gidip sanatımı icra edeceğim. helaya girdim, girer girmez musluğu açtım çünkü su sesinin yellenme sesini bastırması gerekiyor. tahliye işlemi de ufaktan başlıyor su sesini duymayla birlikte. derken kadın havalandırma boşluğuna sopayla vurmaya başlıyo. çıldırmış gibi bağırıyor. tuvalatin giderinde sorun varmış, akıtıyormuş alt kata. kadın bunu bir tehlike olarak algılamış. kendisini öldüreceğimizi düşünüyor. bütün apartmanı inletiyo : "beni tuvalet suyuyla öldüremezsin bomba at bombaaağ" diye. kahrol düşman al sana bomba demek isterdim ama müsait bi durumda değildim. bi yandan ıkınıyorum işlem tamamlansın diye, bi yandan gülüyorum ama içimde bi tedirginlik var, sonuçta sıçarken saldırıya uğruyorsun. yüzüm gözüm mosmor olmuş utançtan. apartman ayağa kalkıyo. arkadaşlar kapıya vuruyo olum bişey mi yaptın diye. yok olum ne yapıcam lan sıçtım sadece diyorum. olaylar olaylar. üst komşu geldi "bu kadın deli çocuklar sizinle çok uğraşır daha" dedi ve kadının durumunu anlattı. arkadaşların kısık gözleriyle beni süzüp kıkırdamaları da çok haince bir davranıştı tabi.