twitter a hiç bulaşmadım sözlük. ismi "twitter git" der gibi geldi bana hep. facebook ise beni kendine çok bağladı. o kadar bağladı ki onu terketmeliyim dedim ve terkettim. bi hafiflik hissi, işte ben face kullanmıyorum, gereksiz buluyorum diye havam var benim de artık. ama sözlük öyle mi sözlük? sözlükte yazarım demek nasıl karizma katıyor insana bir bilsen. böyle konuştum seni hep ayrı tuttum, seni hep övdüm diye sanma ki sana şu an yalakalık yapıyorum. asla!
bu adam müsveddelerinden herşey beklenir. Polisten kaçmak için camilere de sığındılar geçenlerde, namaz hakkında en ufak bilgileri bile yok, neymiş efendim, öğle namazını kılmışmış, öğle namazı 4 rekatmış. Şimdi de atatürk' ün heykeline çıkmış veledi zina. Hazır Taksim' deyken sallandıracaklardı aslında ama kafasından değil. ayaklarından da değil. *
Siz cekoslovakyalilastirdiklarimizdan misiniz, yoksa cekoslovakyalilastiramadiklarimizdan misiniz, sorusunu 18 dilde hic sektirme yapmadan, 18 ulkenin her bir insanina sorup, cevabini tam alabiliyorsa, dahidir. Hayir, sunu ogrenmeye calisiyorum, bir dili bilmek demek o dile biraz hakim olmak demek. Lisedeyken bir geyik vardi a dostlar. Seni seviyorum cumlesini bir cok dilde bilmek gibi bir caba sarfedilirdi. (yo dostum yo bi salak degildik) Eger kabul gorurse, biz sinifca sayisiz dil biliyorduk. Sozun ozu, inanmiyorum, yukarida bahsettigim deney gerceklesse de inanmam. Birak hocam bu isleri hepimiz din kardesiyiz
Turkcell' in yeni slogani. Sarkisi daha da mukemmel. http://www.turkcell.com.tr de dinlemek isteyenler bulabilir. Daha fazla hayat, herkesin kendince tanimlayabilecegi bir slogan aslinda. Ornegin, daha dolu dolu hayat, daha iyi bir hayat, daha canli bir hayat. Kim istemez ki. Ha bu arada, sarkiyi kenan dogulu seslendiriyor, e bu sayede dadindan yinmiyor.
Entellektuellik taslamak icin degil, gercekten merak ettigim icin okudugum bir kitap. Okurken zaman zaman cok sinirlendigimi, ofkelendigimi hatirliyorum. ilk baslarda bu sinir harbim ve ofkem yazara beslenen duygularimken, oklari sonradan kendime yonlendirmeyi dogru buldum. Tarihini net olarak bilmeyen ben, kitaptaki ermeni karakterler gecmislerine mihlanmiscasina yasarken ve ben atalarimin asla bir irki yok etme cabasini gutmedigine eminken yine de "hayir o olay oyle degil boyledir" diyemedim. Kitapta ermeni yandasligi dikkat cekiyor evet. Cunku turk karakterler gecmisinden bihaber, sadece soykirima inanmayan tipler. Tipki benim gibi, belki de bir cogumuz gibi. Elif Safak' a bu yuzden tesekkur borcluyum. Atalarimin gercekten boyle bir soykirimi yapmadigina inaniyorum ve bu saatten sonra artik canli kaynak bulamayacagima gore, en dogru kaynaklardan atalarimiza atilan cirkin iftirayi arastirma hirsini bana asiladigi icin. O bunun farkinda degil tabi ama, onemli olan zaten benim farkinda olmam. Kim ne derse desin, Turkler Ermeni soykirimi yapmamislardir. Nokta.
gülmekten altına işemek de ne demek? yemin ederim yıldızlar uçuştu gözümün önünde. karnımın acısını söylememe gerek yoktu ama ben sırf laf kalabalığı olsun diye söylüyorum. bi ara allah' ım sana geliyorum dedim sanırım ama onda net değilim.
la fanteziye bak dedirten bir fantezidir. daha stad açılmadı yanına koyiyim dedim. öyle şey mi olur dedim ardından. baktım hafif küfür ettim, ardından bir de tövbe ettim. sonra şunu farkettim, bu galatasaray sevdası beni öldürecek. la bırak yenilgiyi, yenilgi lafına tahammülümüm yok ama yenilmekten başka birşey yağtığımız da yok. neyse mevzu bu değil. mevzu biz o stadta ilk maçı alırız. o kadar.
- bi kendine bi ona bak, evde kalmaktan mı korktun?
yorum: burda anne kızını/oğlunu dünyanın en güzeli/en yakışıklısı olarak görüp, kimsecikleri yakıştırmamaktadır. kıvanç tatlıtuğ' u damat, gisele bündchen' i gelin olarak getirsen de olmaz olmaz olmaz...
-dünyadaki en son erkek bu mu?
+evet annecim, bari bunu kaçırmayayım dedim.
-('(^'(!)^=!^)=!
-çok gülüyor bu kız.
kızı bir bütün olarak incelemiş, ama bir arıza bulamayınca her nedense böyle bir şey söylemiştir. yok artık diyor ve olayı uzatmıyoruz.
-kel.
-gözlüklü.
-zayıf.
-uzakta.
sonra...
-kimseyi de beğenmez bizimki, kendisi dünya güzeli/yakışıklısı ya!
+&^')!^/)!(+)!'(???
etsen bi türlü etmesen başka türlü gibime gelen süreli izin. ulan etsem, bugünün yarını var. etmesen, neden etmedin derler amına koyiim. anaa..ettim lan. hadi hayırlısı.
aylaarr aylaar önce sevil mağazasından bi güzel kazık yedim. neymiş efendim, bakım kremleriymiş, biri cildi ışıldatırken, diğeri derinlemesine temizlik yapıyormuş, bir diğeri de derinlemesine nemlendirerek cildin yaşlanma etkisini geciktiriyormuş. bunlar çok süslü püslü laflar. bir de orda o kremlerle size bakım yapınca gerçekten işe yaradığını düşünüyorsunuz. sonraki gün ışıltıdan eser yok. yani uzun vadede aslında işe yaramıyor, ki bu sektörde çalışan arkadaşım da onayladı. kremler o gün etki eder ve bu yüzden çok satar.
neyse sözlük. bunlar beni aradı, neymiş efendim, ücretsiz cilt bakımı ve hediyeleri varmış. gelir msiniz dediler. ne koparırsam kar dedim sözlük, hemen dedim gelirim diye. gittim. hiç kullanmadım sayılır sattıkları kremleri.sana bayanla aramızda geçen muhabbeti aynen aktarıyorum:
s: sevil
b: ben
s: memnun musunuz kremlerinizden?
b: çok memnunum.
s: düzenli kullanıyor musunuz?
b: her zaman vakit ayıramıyorum ama elimden geldiğinde kullanıyorum.
s: etkisini farkettini mi?
b: aa tabi tabiii. iyi ki almışım.
s: zaten ben de farkettim.
.... ve o an...işte o an.. karnıma ağrılar saplanana kadar gülmek geldi içimden, sustum. la ben senin ürününü çekmeceme attım, küflenmeye yüz tuttu nerdeyse. şimdi bu konuşmadan sonra ben sana nasıl güvenir de senden ürün alırım? ama yine saf bi günümde beni bulursan bu defa düdükleme olur mu? valla koyuyo lan.
kanımca viagra içmiş adamdan çok da farklı olmayacaktır. eşi veya sevgilisi nutella yiyen bir kadının topukları poposuna değerekten bi süre kaçması tavsiye edilir tabi ama çok da uzaklaşmaması lazım. *
şu fani dünya bitse de, çektiklerimiz, haksızlıklarımız sona erse, rahatlasak anlamında bir söz. amerikan hükümetinin ermeni tasarısı ile ilgili haberini duyunca aklımdan geçiverdi bi anda. hesaplaşma anını o an yaşamak istedim. ne istiyorlar bizden yüzyıllardır ve neden hala geçmişimizle övünüp koltuğa öylece kuruluyoruz anlayabilmiş değilim. 700 yıllık imparatorluk bizden başka kimseye nasip olmadı, kabul, e şimdi? adam 200 yıllık gemişiyle kök söktürmüyor mu ırak' a, sana, bana, hepimize? ne zaman akıllanırız diye düşündüm. sonra dedim ki ben bile yenilgiyi kabul etmiş ve kıyametten medet umuyorum sadece. gerçekten tükettik mi sıfırı? hiç mi ihtimal yok yeniden ayağa kalkmak için.
neyse sözlük. bunlar derin mevzu.
ya o değil de kendi geçmişine bakmayıp da başkalarını kötülemez mi bu abd p.çi. ya dövecen bunları yaş odunla ya da ne bileyim recep ivedik gibi tiplerden bi ordu kurup, salıverecen bunların üstüne. ondan sonra da elleri ensede birleştir yaslan hacı.
özel günden kasıt o iki kişi için çok ama çok özel bi gün ise, mesela tanışma yıldönümü(pek hatırlanamayabilir bu yüzden çok da önemli değil), nişan veya evlilik yıldönümleri gibi, hatırlanması gereken günlerdir. ama her nedense böyle günlerde hediye beklenir. şimdi arkadaş, sen bana sevgililer günü diye hediye alacaksan veya ben sana sevgililer günü diye fellik fellik hediye bakacaksam, bu hediyenin ne anlamı kaldı? halbuki hiç umulmadık bir anda verilen hediyeler daha değerlidir aslında. çünkü özel gün sebebiyle alınmamıştır, sen gizlisindir o hediyede. birilerinin bilmem kaç senesinde bilmem ne bahanesiyle ürettiği saçma günler uğruna değil, senin uğruna alınmıştır. yani, "ayyy, sevgililer günü yaklaşıyor, karım/sevgilim hediye almazsam bana dünyayı dar eder" diyen bir erkekten hediye almaktansa, içinden geldiği bir günde verilen hediyeler daha bi anlamlıdır. dayatma yoktur.
işin ticari boyutuna bakarsak, büyük paralar dönüyor, ciddi kazançlar var. bi arkadaşımın anlattığına göre geçen sene karısına 40 tl ye aldığı çiçek 14 şubatta 100 tl imiş. günahtır yahu. yazıktır.
buram buram kapitalizm kokan oyunlardır bunlar zaten. ama anlayana...
bir kulu sorgulamak diğer kulun görev ve sorumlulukları arasında olmadığından mütevellit, gereksiz yapılmış bir çıkarımdır. benim kılmadığım namazdan dolayı sen cehenneme gideceksen veya senin kıldığın namazla ben cennete gideceksem ve sadece namaz kılmakla müslüman olunuyorsa sen noktayı koymuşsun derler adama. namaz önemsenmesi gereken bir konudur, kimin kılıp kılmadığı bizim nazarımızda değil, yaradan ın nazarında ehemmiyetlidir. bu da böyle biline
tabir-i caizse Çin' in Atatürk' ü. Bi arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim. vurdulu kırdılı filmlerden oldum olası nefret etmişimdir ama bu film öyle bir tat bırakmıyor sahiden ve önyargısız yaklaşmamak ilk kural.
izledikçe zaman zaman içimin acıdığını, fabrikadakilere Kung Fu öğretirken, işçileri kuvayi milliye ye benzettiğimi anımsıyorum. o hain kurşuna yenik düşmemesi sevindiriciydi.
ayrıca capon general de oldukça yakışıklıydı. allah sahibine bağışlasın. gerçi tüm karizma kafaya son darbeyi aldığında gitti ama olsun.
neyse, gerçekten izlenmeli dediğim bir film. nokta.
ben kenan' ın adını duyar duymaz fenalaşıyorum ve babam telkinlere başlıyor.
-kızım, o da normal bi insan, nedir yani?
+(gayet iğrenç bir ses tonuyla)hayır babaaaa, normal olaydı aşık olmazdım. tez zamanda gidip isteyelim, vermezse kaçıracağım, gibilerinden beni saçmalattıran sanatçı kişi. **
(bkz: seviyorum ulannnn)
ya gerçekten ama gerçekten b*k atmak için yazmıyorum. bu kadına benzeyen insan manken olmuşsa ben de top model olmalıydım ya da annem, en azından ayşe teyze çamaşır suyu pazarlamacılığından öteye gitmeliydi. yüzünde "aa kaşı güzelmiş veya burnu da maşşalllahh" vs. gibi ilgi çekici güzellikte bi yanı yok. fiziğe bakarsan veli efendi hipodromundan fırlamış gibi. *
genellikle, mağdur kişinin yaşadığı durumla ilgili muhattap bulamadığı zaman ulaştığı kişiye söylenen söz öbeğidir. mesela, söz konusu mu mağdur insan bir ürün/hizmet satın almış olsun (ona para verdiğimiz için çalışanları azarlama hakkını da aldığımızı zannederiz bazen) bu üründen/hizmetten memnun olmamış olsun, firmanın sahibini bulması da mümkün değil dersek, napacak bu mağdur kişi? gidecek yetkili firmaya veya o mağazaya ümüğü kuruyana kadar çemkirecek ve karşsındakine yüksek ihitmalle diyecek ki;
-lütfe üstünüze alınmayın, lafım size değil!
evet. iki saattir esti,gürledi, s.çtı sıvadı ve bu sözle karşı taraf anladı ki, bu laflar ona değilmiş. Rabb'im ssana şükürler olsun. Tanrımmmmm....oh beee!!! yaşasınnn!!! .
+e kime lan eşşoğlu eşşek? iki saattir yüzümü yıkadın salyalarınla, s.tir git lan, kalıbının adamı ol! adam gibi konuş benle, demek isteyebilir karşı taraf hatta bi gün canına tak edecek ve diyecektir.
öğrenci ve alım gücü düşük kişilere özel mantığıyla piyasaya sürülmüştür. amaç: bu kişilere ısınma turu yaptırıp daha pahalı modelleri sattırmak. çünkü blackberry ye bir kez alışmaya görün, hastalık gibin bişey. arkadaşlarımdan vazgeçemeyenler var.