romantikleştirilmesi gülünç olan koku. çocuklarınızı seviyorsunuz ne hoş. lakin o kokladığınız şey ıslak mendil, pudra, bebe yağı, bebe şampuanı kokusu, bebeğe has bir misk-i amber değil. bol bol kimyasal kokluyorsunuz ve onu bebek kokusuyla bağdaştırıyorsunuz.
bebeklerin de ter bezleri olduğu ve dışkıladıkları düşünülürse, bakımsız kalmış bir bebek iğrenç kokabilir pekala.
kadınlar şunun şurasında 50-60 senedir erkeğe denk haklara ve yaşama sahip. bu değişimin kolayca hazmedilmesi, hele ki ortadoğu ve müslüman toplumunda mümkün değil. iskandinav ülkelerinde bile kadın ve erkek çalışanların maaşı birbirinden farklı. yavaş yavaş değişecek.
benden nefret edenlerden nefret etmiyorum sadece değişime uyum sağlayacak olgunluğa erişmediklerini düşünüyorum. öyle insanlarla da arkadaşlık etmem, havadan sudan konuşmam mümkün değil. tercihlerimizle varız.
pahalılık. yiyeceklerin ve hizmet sektörünün hayvan gibi pahalı olması, finlandiya'dan bile pahalı olması. bizim orta yaşlı kokoş teyzelerin mahalle kuaföründe her hafta yaptırdığı pedikürün, "bir norveçli kadının ölmeden önce deneyimlemesi gereken yüz şey" tadında listelerde yer alması. resmen lüks yani.
o iticilik için arnavut kadınlar suratlarına civalı krem sürüyor, japonlar pirinç özlü ürünlerle beyazlamaya çalışıyor, arapların marketlerinde skin bleaching etkisi olmayan bir sabun dahi bulamazsınız ve hintliler fair&lovely gibi beyazlatma etkili kremleri doktorların "cilt kanseri olursunuz" uyarılarına rağmen kullanıyor. burada yazmayacağım, bazı organları iflas ettirme riski olan haplardan bile kullanıyor insanlar. kabul etseniz de etmeseniz de beyaz ten her zaman tercih edilen, arzulanan şey.
nasıl bir iticilikse bu kansızlıktan, kötü beslenmekten, pek güneşe maruz kalmamaktan rengi sarımtırak açık buğdaya dönmüş on türk kızından dokuzu beyaz tenli olduğuna gönülden inanıyor ve çevresindeki herkesin inanmasını istiyor. içten içe buğday tenli olduğunu bilse de "şöyle beyazım böyle beyazım" goygoyu yapmaktan hoşlanıyor. oysa sokakta hiç öyle süt beyaz kadın görmüyorum ben. belki göçmenler ya da karadenizliler. onun dışındaki çoğunluk açık buğday, buğday ya da esmer ama inanılmaz bir takıntı var türk toplumunda beyaz tene karşı.
kendimde de karşı cinste de mümkün mertebe açık ten tercih etmişimdir ama iş kendinden nefret etme ve beyazlama uğruna kendine zarar verme boyutuna erişmemeli. önce sağlık.
yeni tasarımıyla kendi ayağına sıkmış site. nasıl becermişler bilmiyorum ama sitenin eski komünite havası gitmiş, profiller çok ıssız duruyor. myspace gibi internet tarihinin tozlu sayfalarına gömülecek.
fotoğraftaki amerikalı bir tır sürücüsü william mcelligot. yüzünün güneşle temas eden kısmının seneler içinde aldığı hal ortada. fotoğrafta photoshop, oynama vs. yok.