Aşk acısı çeken yetişkinden farkı yoktur.
Son derece zeki, mantıklı, kocaman kocaman insanlar da aşk acısı çekerken hüngür şakır ağlamıyor mu, aklını kalbinin önüne koyamayıp depresyonlara mı girmiyor neticede.
Tek farkları birinin, hayatta daha büyük acıların varlığından henüz haberi yokken, diğerinin muhtemelen az da olsa görüp geçirmişliği olmasıdır.
Aynı sürücü, Sırf kadın olduğu için otobüste de yer vermez mesela genelde almak ister.
Başında durduğu adama psikolojik baskı uygular. Neden? Çok basit. Çünkü kadın. Bütün erkekler ona yer vermeli.
Sorry not sorry hemcinslerim. Yapıyorsunuz bunu.
Kendisinin hastalıklı tavrı yüzünden paranoyak olanlar, cümle sonlarına nokta koyan, emoji sevmeyen/ kullanmayan insanları 'bi sorun mu var? Bir sorun var ve bana söylemiyorsun? Söyle bak neyin var? Bir şey mi yaptım?" Minvalli sorularla manyağa çevirdi.
"-seviyordum be abi!
+nasıl seviyordun, hidayet?
-deli gibi be abi! gün onunla ağarıyordu. ben susam helvası satarım abi gündüzleri. cebin de mis gibi simit kokuyor abi. gün onunla ağarır; onunla kararırdı. bir dakkam yoktu onu düşünmediğim. abi, rüyada gbi yaşardım. her laf gelir gider ona dayanırdı. insanlar bana bir laf söylerdi. o ne cevap verebilir, diye düşünürdüm. bir şey alacak olsam o alır mıydı acaba, derdim. bir şey yesem içime sinmezdi. biri yol sorsa o gösterir miydi diye kafama sormayınca ve içimde o yol göstermeyince aptal aptal bakardım. bir güzel şey görsem ona göstermezsem, gösteremediğim için zevk alamazdım güzel şeyden."
Ülkenin hali hal değil sizin halinizin de ülkeden kalır yanı yokken, insanlar kaba nobran anlayışsız, şu olsa mutlu olurdum diyebileceğiniz tek bir şey arayıp bulamazken soluğu kitapların arasında almanıza neden olur. Bizi okumak kurtarır.
Belki de haklıdır.
Bırak sigara içmeyi, ömrü boyunca sigara içilen ortamda bile bulunmamış anneannem akciğer kanserini yenmeye çalışıyor şu an.
Sigara içenlere de bir şeycikler olmasın ama benim anneannem de misler gibi kokuyor. Pamuk pamuk. Ona da bir şey olmasın.
Her türlü zorluğa göğüs geren Anadolu kadını sabrı güzellemesi yapmayacağım ama işten gecenin köründe çıkıp, üniversite yurdunda kalan sevdiğinin son giriş saati geçmeden belki on dakika görebilmek için yollara düşmüş adama, geç kaldı diye trip atan kadınla da olası bir evlilik nasıl sürdürülsün ki.
Şehir dışından gelen kadın yakınların istanbul'un pazarlarını, tarihi ve kültürel yerlerine tercih etmeleri durumu var. Deliriyorlar pazara gidelim pazara gidelim. Neyse sevdiceğimin ablası gelmişti bundan üç dört yıl önce, tuttuk Bakırköy pazarına götürdük isteği üzerine. O takılıyor kendi kendine biz de bakınıyoruz boş boş. Derken yanına çağırdı bizi, elimize iki poşet tutuşturdu. alt eşofman almış. Nike. Tanesi on beş liradan otuz lira tl olarak. Eder olarak paha biçilemez ama.
Eve gittik akşam hep birlikte, giydik ikimiz de. allam nasıl mutluyuz. Sanırsın bayram kıyafetimizi denemişiz alışveriş sonrası da şimdi bunlarla uyuyabiliyor muyuz diye düşünüyoruz, öyle şeniz.
Sonra sevdicek falan kalmadı tabii. Eşofmanın da olur hali kaldığı söylenemez bakınca. Olsun. yine ne güzel.
Çok ekstrem olaylarla karşılaşmazsam dört sene sonra içinde bulunacağım durum.
Evlilik korkunç büyük ve önemli bir karar. insanlar bu kararı nasıl alıyor zaten anlayamıyorum ben. Evlileri ötekileştirmek ya da dalga geçmek amaçlı söylemiyorum asla. Samimi bir merakla anlamıyorum.
Bazen yalnızca değişiklik ihtiyacındandır.
Ne sevgilisinden ayrılmıştır ne depresyondadır. çok uzamış da olabilir bak. illa bir şeylere yormak gerekliyse bunlara yorulmalıdır.