doğrudan ve dolaylı yoldan hainliktir. militan sözcüsü partiye, apo yu başkan yapacağız diyen genel başkanın partisine oy vermektir. vicdansızlıktır. bu ülkenin evlatları siz apo dan ve pkk'dan arınmadığınız sürece sizi asla kabul etmeyecek. yeri gelmişken, burası ekşi sözlük değil. burda adamı üzerler.
dünya geniş, meydan dar. ulaşılabilecek şey çok, kontejyanlar kısıtlı. başarı öyküleri literatüründe, alttan gelip üste fırlayan ve hep üstte bulunmuş olanların çok daha fazla sayfası var.
büsbütün kaybetmeyi önleyecek güvenceler yok değil, riskli yollar cazip, her şeye rağmen risk, risk işte. girişkenlik literatüründe sayfaları çok, cesaret literatüründe sayfaları az. karar vermek zor.
olmuşluğun huzuru onlardan uzakta, "olmaz" ı kabullenmek onlara göre değil. olursa da az farkla, olmazsa da az farkla ...
hayat güzel, sonuna kadar yaşamaya sermaye yetmez. sermaye kovalarken hayat kaçar. denge ararken, yorgunluk had safhada; mutluluk da az farkla, mutsuzluk da az farkla ... hayati görünen mütevazi zaferler, yenilgiler, gerginlik, telaş ...
yarış, çoğu zaman, kendi aralarında, aşağı yukarı eşit koşullarda. zaferler de az farkla, yenilgiler de. Bu nedenle, yenilgiler son değil, zafer duygusunun ömrü kısa. yarış her an yeniden ... Ne var ki, zafer menzili bir boy, hayal kırıklığı menzili bir buçuk: özlemler, hırslar.
küçük farklar çıldırtır; özlemlerdeki çılgınlık bu değildir malesef, yarış aralarında insana dokunur. Zaferdi, hayal kırıklığıydı derken, o yarım boyluk menzil farkı, yeni orta sınıfın yüzüne asılır. hayattan zevk almalı, mutluluk; hayata yetişememek, mutsuzluk ... Ve eğlencenin en dağıtılan anlarında bile, içten içe bir gerginlik, huzursuzluk ...
Orta sınıf, alta bakar, üstü seyreder. alttan korkar, üstten çekinir. vicdansız değildir, alttaki acı hikayelere üzülür. ama alttan gelip kendilerini sollayanların hikayeleri varya ... öfke ... üsttekilerin uzun uzun seyredilen hikayeleri varya ... özlem ... edepli bir kıskançlık ...
adam kere adamdır. * knight online oynamak için ortaokul ve lisede firar eden çılgın neslin ta kendisidir. gerçek dünya'nın bayıklığının bedenine verdiği sıkıntıyı bertaraf eder.
gereksiz ve boş bir önerme. burda es geçilen nokta şudur. bakireliği önemsemek, başlıkta yazılan tabirle bakireliğe takılmak, benim ve diğer erkeklerin en doğal hakkıdır. nasıl tam tersi durumlarda "benim bedenim benim kararım" diyebiliyorsanız ve bu özgürlükse, herkes saygı duymak zorundaysa bu durumda da farklı bir davranışta ve düşüncede bulunmak iki yüzlüler ordusunun bayrak taşıyanı olmak demektir. ben bakireliği önemsemek ya da önemsememek konusunda özgürüm. sen bakireliğe önem veriyorum diye bana kötü sıfatlar yakıştırırsan ben de sana bakireliğin önemli olmadığını düşündüğünü söylediğin için kötü sıfatlar yakıştırırım. en azından bu hakkı bana tanımış olursun. kendine yapılmasını istemediğin tavrı başkalarına gösterip sonra hakaret yediğinde bu enkaza ukala bir şekilde buğulu gözlerle bakmak en büyük ahmaklıktır.
tanım: bir topluluğun dışında tutulmak ya da alınmamak.
insanoğlu kenara ittiği bireyin, bu itilmişliğe verdiği cevaba acımasızlık derken, kendi çelişkisine gönderme yaptığının farkında değildir. Bizler ruh sağlığı farklılarını, görsel olarak "normal" ölçütlerimizden ayrı olanları ve daha nicelerini soğuk tavırlarımız, acımasız eleştirilerimiz ve en çok da "Seni yok sayıyorum!" diye bağırdığımız o tarifsiz jest ve mimiklerle yıkarız. Sonra bu yıkımın enkazlarını ayıplarla izleriz.
Bizler ünlü yazar Mary Shelley'nin, "Frankenstein" romanında bahsettiği, Victor Frankenstein gibi yarattığımız farklılıktan iğrenirsek ve ondan kaçarsak, onu ötekileştirir, dışlar ve varlığını yok sayarsak, ortaya gerçek bir "ucube" çıkardığımızı yadsımamak gerekir. Unutulmamalıdır ki, hayatta en tehlikeli varlık, yalnızlığını kendi seçme şansı bırakılmadan yalnızlaştırılmış, dışlanmış ve varlığına hakaret edilmiş olandır. Farklılıklarından dolayı bireyi dışlamak ve bu farklılıkları olumlu anlamda kanalize edecek ortam yaratmamak, sonra da enkaza buğulu gözlerle bakmak, uçurumun kenarında paten yapmak gibidir.
yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim. kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile, bütünleşmek için böyle davranmak gerektiğini söyledim. ama bütün bunların sonunda felaket geldi. şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum, kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek, tek oluşuma ve
kusurlarıma boyun eğdim. tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra bir doğru yaratmak zorundayım.
napolyon bonapart'ın birinci koalisyon savaşında söylemiş olduğu, devamını "sanki çok da sikimde" diyerek devam ettirdiği sözdür. napolyon'un bir diğer özlü sözü için; (bkz: seks seks seks)
(bkz: eğleniyor muyuz gençler)
abartısız yüzde sekseninin zararsız lezbiyenlik deneyimleri içerdiği ilişkilerdir. bu zararsız lezbiyenlik deneyimleri arasında; birbirinin kucağına oturma *, sebepsiz yere aynı yatakta yatma, yastık savaşı ve boğuşma ayağına birbirine temas, şakasına söylenmiş bile olsa taş gibisin, sana şöyle yaparım v.s cümleler kurmak * ve daha bir çok erkeklerin kendi aralarında yapılırsa direk gay damgası yiyecekleri davranışlarda bulunmak yer alır.
günlük ritüelleri arasında sabah sporu yapmak, helikopter taksi ile istanbul turu atmak ve şömine karşısında fransız şarabı yudumlamak olan elit yazar. ayrıca kendisi marmara yelken kulübünün daimi üyelerindendir.
doğrudur. cengiz han karadenizli olduğunu yazdığı bir şiirin şu mısraları ile ele vermiştir.
"karadenizde doğdum büyüdüm adam oldum
yeri geldi bağırdım yeri geldi mum oldum
hayat felsefesini gurbet ellerden aldım
gırtlağa kadar doldum yeter artık patladım
mutluyum huzurum var çok iyi durumum var
gururla taşıdığım şerefim onurum var
deli doluyum ama benim de bi kalbim var
en azindan bir adım bi de itibarım var"
-küçük şeylere sinirlenerek küfür etmesi ve bunu yaparken özne kısmını sessiz söylerken eylem kısmında sesini yükseltmesi.
-sorduğu soruya net ve tok bir sesle anlaşılır şekilde cevap versem bile"he" diyerek aynı cevabı tekrar ettirmesi. eğer
cevabı ikinci kez söylemezsem normal şekilde yanıt vermesi. *
-tam bir işkolik olması. adam bayramın birinci günü bile ancak öğlen on ikiye kadar evde durabiliyor. sonra sıkıntıdan işe gidiyor. al bir karını cocuklarını gezdir, eğlen bir şeyler yap o kadar paran var. ona iyi kötü çirkin filmindeki tuco'nun bir tavuğa sorduğu soruyu sormak istiyorum. yaşamak için çalışıyorsun, peki neden çalışarak ölüyorsun ?
"kadınlara mı gidiyorsun ? öyleyse kırbacını yanına almayı unutma" diyerek kadınları özetlemiş üstün kişi. tabi burada kırbaç bir güç göstergesidir. amaç kadına şiddet göstermek değil kadının gözünde güçlü gözükmektir. çünkü neredeyse tüm kadınlar güce tapar. *
coca-cola nın, normal süte göre yüzde 50 daha fazla protein ve kalsiyum içeren yeni bir ürün piyasaya sunacak olması olayıdır.
"dünyanın en büyük meşrubat üreticisi olan coca-cola süt işine giriyor. türk ceo muhtar kent'in yönetimindeki dev fairlife markasıyla, günlük sütlerden daha yüksek kalitedeki ürünle önce abd pazarında şansını deneyecek.
coca-cola, süt üretimi için büyük bir kooperatifle yüzde 50'şer hisseli bir ortak girişim kurdu. coca-cola'nın işleyerek satışa süreceği süt, 92 süt üreticisi ailenin çiftliğinden sağlanacak. coca-cola, çiğ sütü işleyerek normal günlük süte göre yüzde 50 daha fazla protein ve kalsiyum içeren, daha düşük şekerli bir ürün elde edecek.
fairlife normal süte göre iki kat daha pahalı fiyata satılacak. yapılan ilk testlerde fairlife'ın tadının normal günlük sütlerden daha güzel olduğu ileri sürülüyor."
eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. tanrı bunu tüm çevremize yaydı.
o her şeyde mevcut. tecrübe edeceğimiz her şeyin içinde var. insanlar sadece bu şeylere bakış açılarını değiştirmeliler.
(bkz: into the wild)
karanlıktaysan gölgen bile seni yalnız bırakır.
(bkz: schindler s list)
arada sırada, bulaşmaman gereken birisiyle karşılaştığını fark ettin mi ?
işte o benim
(bkz: gran torino)
kendimize davranış bilimleri'nden bir ders; arkadaşınız başarısız oluyor, üzülüyorsunuz. arkadaşınız birinci oluyor, daha çok üzülüyorsunuz.
(bkz: 3 idiots)