Aklımı parçalayan bir sen,
Sen içimdeki ağrıya neden..
Neden bu kadar dayanılmaz yokluğun?
Yokluğun görmeyen gözlerime neden..
Gecenin karanlığı sessiz..
Sessiz bedenim çoğu zaman yüreksiz..
Yüreksiz çığlıklarımı duymayan sen..
Sen, inkarları sürekli ve sebepsiz..
Rengini kaybetmiş heybetli dünya,
Dünya üzerinde bir sen,
Ve senden düşen bir damla..
Damlalarında boğulmaya hazır bir ben,
Benim senden düşen o her sahipsiz damla..
Damlaların biriktiği sonsuz boşluk,
Boşluk ki harabeye dönmüş akar oluk oluk..
Oluklarında erimiş süzülür ağırdan..
Ağırdan katlettiğin ölümdür bağrımdan..
Bağrımdan yırtarcasına kaçan,
Kaçanlar değil kalanlarsa nefesi boğan,
Boğulsa da kalır denizde bir umut,
Umut ki göğe yükselen her günahsız bulut..
Bulutlardan dökülen eller,
Yokluğun sıfatına eklenenle beraber,
Beraberliklerinde bile sebepsiz bekleyenler..
Bekleyişin sonu ölümdür tesellisi,
Teselli ki aslında ölememektir işkencesi..
ihtimaller denizinde yüzerken, ulaşılmak istenenin de aynı hızla senden uzaklaşmasını izlemektir.
olduğun yerden bakarsın da, yerinde saydığını göremezsin. önden giden nefes alır da, sanki sen o nefesi hiç veremezsin. ölüme giden süreç gibidir. sonunu bilir de kadere razı olmanın getirdiği o ağır ve sebepsiz kabullenişle, koşturan günleri sayarsın. o güne kadar umutsuz olduğunu söylersin de, yaşamak için seni ayakta tutanın yine küçük bi umut zerresi olduğunu kabul etmezsin.
kimisi kendini katar umuduna, kimisi kösteklik eder. aslında hiçbirinin destekliği umurunda olmaz da yalandan avuntular beklersin. beklenen günün hiç gelmemesi umuduyla, yarı umutlu halini genç ölüme yeğlersin. geceleri çoğunlukla ağlamaların duyulmaz başkalarına, çaresiz bebekler gibi uyursun yastığına kapana kapana. duaların çarpar da tavana, sen yine merhametlidir yukarıdaki dersin. kim bilir, belki en çok da ona güvenirsin.
sevdiğin merak etmez seni. seninse gözlerinin akı sararmıştır özleminden. bu karmaşa sakin tutmaz seni. yalvarırsın yine sil baştan geceleri, uyursun dualarla, hıçkırıklarınla. ertesi gün açan güneş de mutlu etmez umudun eksikliğiyle ağırlaşmış kalbini. elden gelmeyenlerin acımasızlığına kurban eder, yaşarsın, ne kadar yaşamaksa artık, kalan günleri.
henüz varlığımla yokluğum pek ayırt edilemese de hoşgelmişsin ciğerim. ilk hoşgelmişsin diyen olamamaktan ötürü de ayrıca utanç duyuyorum, lanet olsun.
öyle bi klasik olsun ki, insanlar istanbuldan tiksinsin de kimse istanbul'a gitmek istemesin düşüncesiyle, en can alıcı noktaları aydınlığa çıkarma amacı güden iki nokta ifadesidir. haydi yazarcanlar iş başına kampanyasına da gönül vermekten onur duyarım.
yazar notu: sevdiğimi benden çalamayacaksın zalım istanbul.
aslı sperm bankasından sperm alan kadn olup, bu yolla hamile kalan leyla kömürcü'yü anlatmak için küçük kafalarının yetersiz kaldığını anlayıp, küçük götleriyle cümle kurmaya kalkan esra ceyda kardeşlerin, başka bir deyişle cicişlerin, zaten yeterince renkli olan dünyamıza kattığı yeni bir renktir. *
kendisinin zall'ın fake'lerinden biri olduğunu düşünüyorum an itibariyle.
hakında bi entry girmek istedim sürekli farklı sebeplerden siliniyor anlamadım nasıl iş bu. kısaca;
(bkz: kafam girsin)
mal sözlük olarak tarihe geçmesi gereken sözlüktür. tek kelime dahi girmeceğim bundan sonra. ha derlerki çokta sikimizdeydi. zall tek başına başlık doldur öyleyse.
Gündüzlerimi gecelere vermeyi istemezdim ben
Henüz ışığı görmemişken,
karanlığa mecbur olmayı..
Zor güzeldir derdim ama,
istemezdim böylesine imkansızı yaşamayı..
Seni seyrederken gözlerimi unutmayı..
Karanlığa dalmadan önce umutsuz hayaller kurmayı istemezdim ben
Bilinci bilinçsizliğe katıp kabuslarda boğulmayı..
Her gözlerimi kapatışımda,
istemezdim soğuk yokluğuna sarılmayı..
Bi tarafım kalabalıklarlayken,
kendimi ıssızlara atmayı..
Sana baktığım gibi, bi başkasına bakabildiğini bilmeyi istemezdim ben
Tekliğinde olmadığım birine istemezdim ben aşık olmayı
Gözlerinde bir an olabilmek için
kendimi umulmadık yerlere taşımayı..
Hayatımı uçurumun kenarındaki kırık umutlara bağlamayı istemezdim ben
‘’Ya tamamen giderse’’ korkusuyla ölümümü yaşamayı..
Hayallerimi görünmezliklere bağlamayı istemezdim ben,
ve onlarsız var olmayı..
Siyaha vurgun olduğumda, gördüğüm bütün beyazları karartmayı…
Yanında nefes almanın ne olduğunu bilebilseydim, buna senden uzakta katlanmak istemezdim ben
Senin olamayacağını anladığımda, yutkunup susmaya mahkum kalmayı..
Varlığın bi başkasına aitken istemezdim ben içindeki boşluğa hapsolmayı
Ama sırf sana ait olduğu için boşluğuna razı olmayı..
Günümüz kalıplarına, üstad nihat doğan tarafından kazandırılmış son trend olma yolunda emin adımlarla ilerleyen öbektir.
''benim koyunum bile avrupanın koyunundan farklı bakıyor yaauu''
uzunca bi süre diyet yaptıktan sonra az yemeye daha fazla dayanamayan insanın, yemeklere saldırıp, bütün yemeklerden hunharca fazla fazla yiyip ''ohh baaa doydum ulan sonunda!'' naraları atıp, sessizlikten ''iyi poh yedin.'' cevabını aldıktan sonra gerçeğin farkına varıp vicdanının işkencesine maruz kalmaktır.
o anda ah bi kusulsa, yenen her şey aynı şekilde vücut dışına firar etse ne de güzel olurdur... gecenin 5'inde en fazla bu sıçılırdır...
(bkz: kızlar, yine sıçtık)
beni en çok heyecanlandıran erkek okan bey'dir. sıcak bakışları içinizi ısıtır, ondan zarar gelmeyeceğini anlarsınız.
bu cümleyi duyduktan sonra kanalı değiştirdim.
3 ayrı başlık;
doğuştan yazar vesselam.