2015 yilina ait imdb puani 7.7 olan gunumuz moda anlayisini ve alisveris cilginligini eleştiren belgesel. Dun black friday etkinligi sebebiyle oturup izledim ve bir kez daha hayati sorgulamaya basladim. Nasil da bu sistemin bir parcasi oldugumuza sasirdim ve hatta baya urperdim. Belgesel banglades'de bina cökmesi nedeniyle ölen 1000 tekstil iscisinin anilmasiyla basliyor. Bizim yuzde elli indirim alabilmemiz icin orada o kiyafetleri kanlariyla yikiyorlar. Kendim de bu sistemin bi parcasiyim orasi ayri ve utaniyorum hatta ama yapilacak bir sey yoksa da en azindan ucuncu dunya ulkelerinde gunluk 2 dolara calisan bu tekstil iscilerinin sartlari iyilestirilebilir.
Barok döneminde yasamasina rağmen resminde empresyonist izler barındıran hollanda'nin altin cag ressamlarindan bir tanesidir.10 çocuk sahibi hals çocuklarına bakabilmek için hızlı resim yapmak, olani oldugu gibi yansitmak zorundadır. Bu nedenle ışık ve gölgelerinde empresyonizm izleri görülür.monet'in ondan etkilendiği düşünülür. Unlu bir portre sanatçısıdır. Döneminin tüm soylularının resimlerini yapmıştır. Yine de borç batağından kurtulamamıştır.
Türkçeye tutku oyunlari olarak çevrilmiş bir françois ozon filmidir. Film her ne kadar freudyen yaklaşımla rüya yorumlarina ve histeriye göz kırpsa da kendini kurtaramamıştır. Kedi ve ikiz imgeleminden yola çıkarak psikolojik gerilim ortamı yaratmaya çalışan film vasatın altında kalmıştır. Youth gibi bir filmden sonra bu filmi izlemek bir hayli üzdü beni.
Mechul kiz olarak cevrilerek film ekimi ve baska carsamba dahilinde izleyebildigimiz vizyona girmeyecek dardenne kardesler filmi. Bu izledigim 4. Dardenne kardesler filmi olmasindan dolayi rahatca elestiri getirebilecegimi dusunuyorum. Onceki filmlerde hakim olan sistem elestirisinin ve kasvetli yapinin disina ciktiklarini soyleyebilirim. Yani diger filmlerinde yakaladiklari basariyi surdurememisler bu filmde. Ahlaki sorgulamalar bilindik elestiriler yuzeysel kalmis. Soyle diyebilirim ki filmin en iyi sahnesi doktorun onu hala konusuyorsak olmemis demektir dedikten sonraki intihar sahnesiydi. O sahnenin disinda aklimda kalabilen baska bir sahne olmadi.
Izmirde en sevdigim mekanlardan bir tanesi. Masalarinin uzerinde sanat kitaplarinin bulundugu tatlis tablolari bulunan bir tavuk pilavci. Tavuk pilav ve bu butik sanat dostu lokanta tezatlik olustursa da karsiyakada gidilmesi gereken mekanlar listesinin basinda.
Bir acının ortak paydasinda toplanan iki insanin birbirine kopmayan iplerle baglanmasini konu alan tatbikat sahnede oynanan sahnede tabulari yikmaya calisan bir erdal besikcioglu oyunu. Produksiyonun, oyunculugun ve konunun uzun zamandir ozleneni verdigi asikar. Oyun patolojik bir iliskiyi sahneye tasirken yer yer geriyor. Okudugum cogu yorumda may karekterini surekli terk edip aldatan eddie karakterinden bir turlu ayrilamayan may'i suclayici yorumlar gordum. Ayni tutumu mon roi filmi icin cok acik ve net ben de gostermistim mesela. Ama bu oyunda ikisinin uvey kardes olmasi ve eddie 'nin annesinin intihari ve ara ara oyuna dahil olup kafalari karistiran baba faktoru unutulmamasi gereken bir detay. Bence boyle bir acinin baslarindan gecmesi ayrilamamalarinin en onemli sebebi. Ama bagimli kisilik bozuklugunun annesinden sonra may'de de vuku bulmasini es gecemeyecegim. Son sozum herkesin izlemesini tavsiye ederim.
Sema kaygusuz'un son romani. Uzun sure once almama ragmen yeni okudum ve hayatimda okudugum en iyi hiciv kurgusunu daha once neden okumadigim konusunda hayiflandim. Gecmisin,bugunun, gelecegin bilgisine ulasmis gibi aydinlandim tekrar. Kafamda olusmus dusunme bicimlerini yeniledim. Yine sema kaygusuz'un zekasina hayran kaldim.
Evgeny grinko'nun 5 sarkidan olusan ep'si. kisin dinlenilecek huzur veren guzel sarkilardan olusuyor. Zaten 13 dakika suruyor hepsi. Ben icine field sarkisini da ekleyerek kis sarkilarini tamamliyorum.
Kendisiyle ayni liseden mezun oldugumuzu gecen gun ogrendigim turkiye standartlarinin cok ustunde muzik yapan biri. Hissettiklerini cok iyi anlamam mi sevmeme neden oldu bilmiyorum ama o beni tanimasa da burdan bir selam gondermek istiyorum kendisine. Umarim cok basarili olur. Guzel sarkilar yapar.
Notos kitaptan cikmis icinde 21 intihar oykusu bulunan neslihan onderoglunun derledigi bu kitabi okurken her oyku sonrasi off keske bu oykuyu ben yazsaydim dedirtmistir. Ama en cok yukio misimanin intiharini yazmak isterdim herhalde. en uzuculerinden biri de gerard de nervalin hikayesi. Onu da ilk askinin agzindan yazmak isterdim. Kisaca unlu sanatcilarin intiharlarindan esinlenilen bu oyku kitabinda turk edebiyatinin yeni neslini gormek beni cok mutlu etti.
Cok tatlis olmus dedigim takvimdir kendisi. Sonunda bugun kavustuk.daha simdiden kendime engel olamiyorum. Sanirim bitirip 2016 yi sabirsizlikla beklemeye baslayacagim. Kucuk bir ayrinti her gune ayri ozel soz var.
"kirmizi pazartesi,sari sali,mavi carsamba,yesil persembe,mor cuma... Ve doga renkli tirnaklarini yemege basladi." iclerinde begendiklerimden.
Black mirror dizisinin noel ozel bolumu beni benden almis izlerken kalp krizi gecirmeme neden olmustur. sanki 3 bolum bir arada gibi olmus. Sahane bir bolum sonunu kestirmek mumkun degil.Tekrar sormadan edemicem bu senaristler ne iciyor ya?
Bazen insan bir olayi kafasina takar da tekrar tekrar yasar ya o bile ne kadar can sikicidir. Dusundukce tuylerim diken diken oluyor. Gelecekte boyle bir sey olursa simulasyonum da olsa uzuldum kendisine.
Dunyanin en eski sarkisiymis. 3400 yil once bestelenmis. Dinledigim kadariyla eskiden cep telefonlarinda sarki besteleyen biz genclerin eserlerinden pek bir farki yok. Yani muthis uygarligimizi uzaylilar falan yoketmemis. Gelisme yok gibi gozukuyor.
Acik ara Willis carrierdir. O klimayi bulan ellerin dert gormesin diyip operdim valla. Huzur icinde uyu. Bizler sicaga dayanamayan insanlar olarak seni hic bir zaman unutmayacagiz.
ferid edgu'nun guzel kurgulanmis bir romani. ben icinde en cok kini'nin hikayesini sevdim. farkli bakis acilari kazandirdi ozellikle kan kardesligi konusunda.
yasar kemalin son romani. kitap yasar kemalin askerligini yaptigi kayseride bir kasabada ustlerine bir kayanin dusecegi icin korkan halkin kayayi iplerle baglamasindan etkilenerek yazildigini belli ediyor. korkunun kendisinden korkuldugunun cok acik bir yorumu olmus.
khaled hosseini'nin yeni kitabi. uzun zamandir beklenilen kitap bana tekrardan ayni zevki vermistir. lutfen sen hep yaz biz okuyalim. ayrica kitabin mevlananin sozuyle baslamasi acaba turk hayranlarina bir gonderme mi yapmak istiyor diye dusundurtmustur.
cenevre'nin sembolü olan ve şehrin göbeğinde göğe doğru yükselen yapı. bu yapı mayına basarak ölen insanların anısına yapılmış. ne kadar güzel de düşünülmüş demekten kendimi alamadım.
isvicre'nin luzern sehrinde bulunan fransiz ordusunda napolyon icin calisan askerlerin prusya savasi sonrasi olmesiyle bir kayaya oyulan muhtesem anit. mark twain kendisi icin dunyanin en muhtesem ve huzunlu aniti diyerek bosa konusmadigini gostermistir.ozellikle aslanin sirtinda bulunan mizrak ve pencelerinin altindaki fransiz kalkani dikkat cekmektedir.ayrica aslanin golgesinin vurdugu havuz isvicrenin essiz manzarasina uyum sagliyor.
yeni keane singledır. aşırı beğendim. dans etme isteğime engel olamıyorum. Nothings gonna change the way Im feeling now
May you go and on
Its never gonna fade away, Im feeling now
Theres a song to ease your fear
yonetmen orcun basin yonettigi cok guzel bir kisa film. herkesin izlemesi gerektigini dusunuyorum. sonunda bu kadar kisa surede bu kadar cok sey anlatabilmesine sasirdim ve gozyaslarima engel olamadim.
edip cansever'in masa da masaymis ha adli siirinde gerceklesen hadise. siir icinde bulundurdugu bu ifade nedeniyle lise kitaplarinda sansurlu yayinlanmistir. siirin tamami soyledir:
Adam yaşama sevinci icinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.