acun ılıcalının gerek sms oylamaları ve gerekse oyunların gidişatına göre, oyun kuralları ile kafasına göre oynayarak izlenebilirliliğini kaybettirdiği yarışma programı. ilk çıktığı zamanlardan beri izlerim. o zamanlar yarışmaya bu kadar müdahale edilmezdi ve oyunlar, elemeler,konsey falan daha heyecanlı olurdu. ama şimdi bir takımın kazanmasını mı istiyorsan koy o takıma göre bir oyun kazansın. halen mi kazanamıyor o zamanda oyun içerisinde pat diye kafana göre ve hiçbir tutarsızlığı olmayan bir kararla oyunun kurallarını değiştirirsin. (bkz: çember atma oyununda ünlüler öndeyken atış çizgisinin geriye çekilmesi ve gönüllülerin oyunu kazanması ve puzzle oyununda yine ünlüler öndeyken önce parça sayısının arttırılması daha sonra parçaların tek tek alınması kuralı. sonuç aynı ünlülerin önde başladığı oyunu gönüllüler kazandı) zaten reyting uğruna bu sezon yapılmayan şaklabanlık kalmadı. mesela acun ılıcalının turabiyi her seferinde son kez demesine rağmen 3 kere uyarması ve halen diakalifiye etmemesi. veya bozokun ortada hiçbir sebep yokken hakana kafa atması. ki hakanın yaptığı sevinç hareketini hepsi yapıyor. oyunu kazanan yarışmacının yanına gidip tebrik ediyorlar. sonuç yine aynı. bozoka ödül gibi bir ceza. bir hafta oyunlardan men. bu adama ceza olmuyorki tamtersi hem kendisine hem takımına ödül oluyor. kendisi hem bir hafta yatıyor hemde ödüllere gidiyor. takımı açısından ise zaten erkeklerin performans olarak en zayıfı. yani oynamaması takımı açısından daha avantajlı. ceza mı vermek istiyorsun adamı oynatırsın oyunlarda ama dersinki takımın kazanırsa sen ödüle gitmeyeceksin. bu şekilde oynasa bir dert oynamasa bir dert. ceza dediğin böyle olur. yoksa bozoka verilen ödüldür o adam için. veya eğer bozokun yaptığı hareket böyle bir cezayı gerektiriyorsa geçen sene bernaya yapılan haksızlık olmuyormu. berna saharanın eline vurdu diye diskalifiye edildi. bozok adama kafa attı ama sadece uyarı. anlamıyorum bir yarışmacının diskalifiye olması karşısındaki adama ne tür bir saldırı gerçekleştirmesi gerekiyor. aklıma tek gelen şey acun ılıcalının bu adamları yarışmaya çağırırken sözleşmelerine yarışmacılar lehine kesinlikle diskalifiye yaşanmayacağına dair bir madde koydurmuş olabileceği. sonuç itibari ile bende dahil hepimiz izliyoruz. ama özellikle bu sezon kesinlikle kurgu olduğuna ve acun ılıcalının survivorı çiftlik gibi kullandığına inandığım yarışma programı. biraz uzun oldu. kusura bakmayın. sonuna kadar okuma zahmeti gösteren herkes hakkını helal etsin.
1995 senesinde o dönem için mini sayılacak bir etek giyen ve okula yeni gelmiş edebiyat öğretmeninin, konu anlatmak için yan sıraya eğildiği anda 0.5 uçlu kalem ile eteğinin yırtmacını hafif açmak ve arkasından tüm sınıftan uğultu gelmesine sebebiyet vermek. Ha utanmıyormuyum yaptığımdan; vallahi utanıyorum. Ama gençlik işte. O dönem yapmıştık.
1 milyon tl yi (eski parayla 1 trilyon) garip dinozor heykellerine haycayacaklarına şehrin çevre düzenlemesine harcalarmış keşke dedirten haberdir. anladığım kadarı ile bu heykelleri şehrin muhtelif yerlerine koyacaklar. hani fıstık ile ilgili bir çalışma yapsalar anlarım, veya baklava ile ilgili olsa onuda anlarım. ama gaziantep ile dinozor maketleri arasındaki ilişkiyi ben çözemedim. anlayan varsa benide aydınlatsın lütfen. bana boşuna yapılmış bir harcama gibi geliyor.
Haberin sonunda ithal edilen ürünlerin bazıları örneklenmiş. Sorun ithal etmek değil ithalatı tek çözüm olarak görmek. Başın sıkışınca ithal et gitsin bu politika değil
maalesef bir zamanlar bölgesinin en önemli tarımsal ürün üreticisi olan güzel ülkemdir. biz nasıl bu duruma geldik, bizi ne zaman her türlü gıdayı ithal eder hale getirdiler diye şöyle bir etrafımıza bakıp sormak lazım. adını bile duymadığımız ülkelerden gıda ithal ediyoruz. yazık.
bir kadında art niyet aramaya odaklanmışsa bir insan, kadının sözlüğe girmesine gerek yok. o adam o kadının her hareketinde art niyet arar. genelleme yapmamak lazım bence.
listemin ilk sıralarında ''ada'' filmi gelir. günümüzden yıllar sonra dünyanın sonu gelmiş gibi başlar, ama aslında hiç de öyle bir şey olmadığı görülür.
insanların yaşam kavramının sadece bu dünya ile sınırlı olduğunu düşünmeleri ile başlamış eylemlerdir. ''hayatımı yaşıyorum sanane'' derken kendine yazık ettiğinin farkında olmayan insanlardır.
bence günümüz şartlarında akşamları işten eve gelince eşofmanını giyip, 1 saat yürüyebiliyorsa insan, kendisine faydası olacak en kaliteli sporu yapmış olur.