müthiş bir yardımlaşmayla oynanan ( bana da 49. geçer misin ? ) , can derdi olmadığı için bağımlılık yapan , telefonun dokunmatiğini olumsuz etkileyen , 105. seviyede sıkılıp sildiğim konsantrasyon oyunudur.
ne yaparsam mutlu olacağımı bilmiyorum sözlük. bu beni iyice mutsuz ediyor. yaşamımın öyle bir dönemindeyim ki sevdiğim adamın tam bir hayal kırıklığı, dostlarımın tam bir vefasız, işimin net işkence olduğunu, sürekli başkalarının ne düşüneceğini düşündüğüm için hata yaptığımı fark ettim. kızgınım, şaşkınım, kırgınım hepsini aynı anda hissettiğim için yorgunum .
oyunculuğu ve kurgusuyla bir hayli başarılı olmasına rağmen senaryosunda kopukluklar olduğu için vasat sınıfında değerlendirilen Rodrigo Cortés filmidir efenim. başından sonuna birkaç detay hariç sürükleyiciliğini koruyan sıkılmadan izleyeceğiniz film, finalinde bekleneni vermemiştir. bundan sonra söyleyeceklerim spoiler olarak devam edecek ancak bitirmeden belirtmeliyim ki Cillian Murphy nin oyunculuğu çok iyiydi. robert de niro yine karizmasının ve yılların hakkını vermiş.
--spoiler--
ilk aklıma takılan margaret in oğlunun aralıksız filmin içinde yer almasıdır. izlerken oğlunun bir yerden filme bağlanacağını hatta silver ın çocuğu iyileştirerek medyum olduğunu kanıtlayacağını bile düşündüm, fazla uçmuşum fişi çektiler olay bitti. finalde silver ın " bunu nasıl yaptın " diye bağırmasıyla tom un medyum olduğunu anlamamızdan sonra " medyum bendim aşkım" cümlesini kurdurdu. şaşırtan finaldi evet ama verilmek istenen mesajda bütünlük yoktu.
--spoiler--
bunlar gözümde filmi kötü yapmaz. çok keyifliydi. izlenesidir. vizyondadır. gidiniz.
ayrılıp başka bir ilişkiye başlayınca yeni sevgilinin o dövmeyi vücudunda görmesiyle klişe bir ayrılığa sebebiyet verecek hede. hint kınası makbuldür böyle bir durumda. her ilişki biter arkadaşlar, boşu boşuna cenabet cenabet dolanıyorsunuz ortalarda. *
acıklıdır. bitmesini istemediğin için alttan ders bırakıp okulu uzatsan da ortam değişir, eski öğrencilik hayatın kalmaz. herkes bir bir mezun olur ve ailende sana harcadığı paraları, artık iş hayatına atılman gerektiğini yüzüne çarpar. hele mezun olduktan sonrası daha da beter. öğrencilik yılları banko özlenir, ne iş yapacağına karar veremeyip kesinlikle istemediğin bir işe girebilmek için mülakatlarda kasarsın sonra da " nasıl yea bundan sonra hep çalışacak mıyım ? " bocalaması olur. kısacası gerisi hep gözyaşı.
yıllardır güzel olduğu için pek çok yavşakla uğraşmak zorunda kalmış, yakınları tarafından " seni rahat bırakmazlar" espirilerine maruz kalmış, yaşadıkça karşısına düzgün birinin çıkmadığına karar verip, aşkı ikinci plana atmış ve götü kalkık, kimseye yüz vermeyen kız imajını otomatik olarak üstlenmiş kızdır.
susmak bir boka yaramaz. karşında neden sustuğunu bile anlayamayacak kadar yakın gözüküp aslında seni zerre tanımayan bir insan varsa hiç bir boka yaramaz. tek istediğim karşımdaki insanın net olması. ne istediğini açık açık söyleyebilmesi, çirkinleşmeden belden aşağı vurmadan ve yaptığı en küçük şeyi bir bok yapmışçasına yüze vurmadan, yalan söylemeden anlatabilmesi. bunlardan çevrenizde birden fazla sayıda varsa susmak bir boka yaramaz. sen sus, o da senin yaptığın her iyiliği görevin zannetsin. sonra da insanlardan nefret et. neden sende önce kendini düşünmüyorsun, neden " böyle davrandığınız için bende böyle yapıyorum. " diyemiyorsun, neden " ben sizin için bunları yapmadım mı? " diye soramıyorsun, neden " ulan hepiniz siktir olun gidin. " diyemiyorsun diye düşün, fonda da it's no compliment çalsın dursun ohhh mis. yok suskunluk asaletmiş, yok susmak en büyük cevapmış tırı vırı.
ben bu yazıyı kendime yazdım. her şey yolunda dostum.
ortalama güzelliğe sahip bir kızla sevgili olup, güzel kızların " bu çocuk bu kızda ne buldu yeaa" demesine sebep olacak erkektir. şimdi düşündüm de en tipsizi bile kendini yakışıklı zannediyorsa yakışıklı olan nasıl farkında olmuyor? aman allah ım yoksa götünü kaldıracak bir kızla tanışmadın mı?
" kötü insanları tanıma senesi" albümüne kadar hemen hemen bütün şarkılarında rastlanan ve allak bullak eden sözlerdir. ilk aklıma geleni yazmazsam işin içinden çıkamayacağım.
derin bir denizin dibine çökmüş, bir hazine aşk denen,
gafilen bir av olur aniden, bir kalp ve diğeri hükmeden.
benden uzakta olsun derdim körpecik çocukken.
gücümü toplamam gerekti aldanışımı yaşarken.
--spoiler--
Ağlayan Kayalar, Şile Feneri'nin 600 m. gerisinde, taşlar arasından çıkan bir su kaynağıdır. Akış biçimi ağlayan bir insanın gözyaşlarına benzetildiği için bu adı almıştır.
--spoiler--
bir çeşit ahlak kuralıdır. öyle ki gitmezsen senden yaşça daha büyük biri gideceği için ayıplanırsın. genellikle olay bu kadar büyümez, o kadar benimsenmiş bir görevdir ki bu hem söylenir hem de gidilir. bakkala giderken diğer bakkala giden arkadaşlarla karşılaşılır, para üstüne konma planları yapılır, illede abur cubur yiyecek alınır, sokakta oynayanlara takılınırdı. hey gidi hey hey. o değilde geldim kaç yaşıma hala bakkal muhabbeti bitmedi, aynılarını yapıyorum.
küçükken edindiğimiz arkadaşlarımıza kolumuzu sıvayıp sıvayıp gösterdiğimiz izdir. " senin hangi kolunda diye sorarsın" , kimin aşı izinin daha büyük olduğunu karşılaştırırsın ve bunları yapabilmek için uzun kollu bile giymiş olsan türlü yöntemlerle o kolu açarsın.
bütün zor durumlardan sıyrılmayı başaran, son dakika sürprizlerine alışık olan kişidir. yaşam çizgisi, doğum haritası gibi konularla açıklanmaya çalışılır. bu kişilerin yay burcu olması muhtemeldir. evet bende inanıyorum. beş parası olmadan dışarı çıkıp, bütün işlerini halledebilme yeteneği olsun, son dakikaya erteledikleri işlerin o anda çözülmesi olsun, sorumsuzluk yaptıkları konuda bile sonucun lehine olacağını bilmesi olsun hoştur yani.
sarı saç gördüğünde bakmadan duramayan erkektir. doğal karşılanmaz çünkü doğal sarışın olan kadınları değil ille de o iğrenç tonu yakalamış röfleli saçı beğenirler. kaşı siyah saçı sarı olcak hacı.
çalıştıkları bankanın ürünlerini daha fazla satabilmek, vücut diliyle ikna etmek, göz doldurmak ve rahat rahat kazığı sokmak için düzenlenmiş sistemdir. işe alımda da ' görsellik' denen bu durum geçerlidir. kapitalizmin temel taşı eşitsizlik olduğu için düzgün fizikliler bu özel bankalara kapağı daha kolay atarlar.
bu arada erkekler için de böyle bir durum söz konusu olmaya başladı.