danıstay saldırısını gerçekleştirmiş bir örgüt olan ergenekona, üstelik danıstay saldırısında bir hakim şehit edilmesine karışmış ergenekon terör örgütü kapsamında gözaltına alınan kişiler için üzülen ve destek ziyaretinde bulunan bir anayasa mahkemesi başkanvekili eşi.
chp grup başkan vekili mustafa özyüregin yüregine ateş düşmüş olmalı ki nedediginden habersiz, futursuz ca terör zanlılarına destek veriyor ve savcıya galiz suçlamalarda bulunuyor.
ana muhalefet partisi, bu ülke de hukuk yokmuş gibi, siyasi iktidara bu hukuk sistemi kapatma davası açmamış gibi, iktidarı suçlayıcı, zan altında bırakıcı açıklamaları ile şaşırtıyor. terör oluşumu/ darbe girişimi belgelenmiş kişilerin tutuklanması, bir çok partinin asıl kimligini ortaya koymuş bulunmaktadır, şöyle ki, CHP Grup Başkanvekili Mustafa özyürek NTV ekranında "Operasyon görevde olan komutanlara sıçraya bilir mi?" şeklindeki soruya verdiği "ismet inönü nün dediği gibi eşkıyanın ne yapacağı belli olmaz" cevabı, tutuklananlar degil de savcı ya, eşkiya diyor açıkca, mhp lilerin tutumları ayrı bir dram, onlarda aynı chp agzı ile hükümeti suçluyor, savcıyı suçluyor, medya tüm gün ve gece canlı yayınlarda, savcı ve hükümet aleyhine neredeyse küfür etmeye varan usluplarla yapılan yayıunlşar tam bir dumur detayı, cumhuriyet gazetesi yazarlarının ve çizerlerinin açıkca, öldürmekle ve defterleri dürmekle tehdit etmesi aysı bir hezeyan kumkuması.
ergenekon savcısı gibi vatansever ve gözünü budaktan esirgemeyen savcıların varlıgını bilmek, milli takımın final oynamasından bile büyük bir mutluluk.
ismi derin çetelerle anılan savcıların, mafyaya köpeklik ettigi ortaya çıkan devlet görevlilerinin ismini medyada okudukca, bu nasıl olabilir, hukuksuzluk nasıl kollektif hal alır, medyaya yansıyan olaylar nasıl resmi ellerle kapatılabilir bütün bunlar nasıl olabilir diye insanı büyük bir çöküşe götürüyordu, duygu dünyası olarak.
bir savcı çıktı; ey türk milleti, siz yerinizde saglam durun, ben varım dedi, etrafına bakmadı,digerleri geri çekilirse ben ortada kalırım demedi, daha önce ortada bırakılan sacit karasu ve ferhat sarıkaya savcıların varlıgı, bir takım güçlerin dedigi / sandıgı gibi diger savcıları ürkütmedi, tam da umdugum gibi onları kamçıladı, sonuc her ne olursa olsun, isterse tüm bu isimler serbest kalsın artık şu bir gerçek ki, türk milleti savcısı eliyle dokunulmaz olanlara dokundu, iş bitti.
bundan sonraki aşama bunların yargılanması, eger ondan da sonuc çıkmassa bir sonraki savcı daha ileriye götürebilir işi, dokunulmayana dokunuldu artık.
şaşkınlıgı ondan cumhuriyet gazetesinin, hoş görmek lazım, gazetesine bomba atılıyor, o bomba atanlar 1 hafta sonra danıstay katliamına imza atıyorlar ve cumhuriyet gazetesi bombaları arastırtmıyor ki baglantı ortaya çıkmasın, adam bir ulusalcı oldugu halde, basörtüsü eylemcisi diyebiliyorlar, üstelik danıstay da şehit edilmiş hakimin arkadasları oldugu halde hedef saptırıyorlar, tüm bunları görmezden gelemeyecek kadar gururlu insanımız da varmıs be, helal olsun onlara, selam olsun onlara.
aslında hiç bir zaman tarafsız kalmamış bir kanal ın, tarafını ilamıdır, hukuka hakaretidir.
kişisel fikrim, güneş her geçen gün biraz daha fazla aydınlatıyor ülkemi, gün her yeni gün daha bir aydınlık, kanallarından gerilim ve hakaretin, krizin aktıgı insanların hayatlarında yasadıkları gizli gerçeklerin ve karanlık ilişkilerin bir bir ortaya döküldügü, ismi parlatılan insanların aslında sırf ideolojik olarak ve kullanılabilir oldukları için parlatıldıgının göstergesi hadiseler yasıyor ülkem.
hele şöle de necati, ülke de darbe süreci yasanıyor, hep darbeciler haklı, rejim degiştiriliyor, anayasa ilga ediliyor, anayasa mahkemesi tebrik etmek için sıraya giriyor, 12 eylülde yasanmış hadisedir, kapatılmayan tek kurum anayasa mahkemesidir, komiklik türkiye şartlarına hastır, anayasası olmayan anayasa mahkemesi açıktır ve darbe yönetiminden yarimiz bize yetmiyor diye talepte bulunmuş, darbe yönetimide kapatılmıs bir sendikanın binasını onlara tahsis etmiştir.