Merkez-ilçe minibüsü, Isuzu sanırsam, şoför yanında hemen tekli koltuk arkasında ise koltuklar devam ediyor.
benim canım kaptanım, üniversiteli kızlardan birini aşırı beğeniyor, kızlar da arkada, böyle kendi aramızda sessizce çeviriyoruz muhabbeti
Çok tatlı ya çok beğeniyorum dediği kız inerken elinde ehliyet sınavı için giriş belgesini kaptana uzatıp nasıl gideriz diyerekten uzatıyor.
Tığcılar mahallesi, bir yerden tanıyoruz ama çıkartamıyoruz...
Ben telefona sarıldım, kaptan telefona sarıldı
Google Mapsi açtık, baktık nerde diye.
kız da demesin mi; internetten biz de bakardık diye..
Kolun incilmesi gibi, sıcakken bişey anlamıyorsun ama soğuyunca acı çektiriyor.
Bir de kaptanla kendi aramızda adres kapışmasına girdik onun arkasında bunun yanında diye.
Hanımlar indi, sigaraları yaktık tartışma hala devam ediyor tabi, bir duraklama geldi yaklaşık 2 dakika sonra;
Lan.. dedi, Kızın adına bakmayı unuttuk...
Kaynar sular boşalırmışcasına acı çektik, Daha sonra ise arkadaşlarının instasından onu bulmayı denesek de nafile. Diyeceğim o ki eğer o hanımlardan birisi naçizane bu sözlükte yazar ise, kullanıcı adını bir zahmet şey yapsın.
Düzensiz bir düzenliliktir bence kendini bir yere ait hissedememek.
Özgüven eksikliğinin en büyük etkenlerinden biridir, farklı insanlarla tanışmak, anı biriktirmektir.
Şehir şehir gezmektir, otobüs yolculuklarında uzun uzun düşünmektir.
Kırıldığınız, kırdığınız insanları geride bırakmaktır. ilk defa gördüğünde garipsediğin bir yere daha sonra alışmak ve alıştıktan sonra tekrar taşınmaktır.
Kendini bir yere ait hissedememek, ataması olan memur çocuğu olmaktır.
Gece sigarasına eşlik eden manzaraya uzun uzun bakmak, özleyeceğini bilerek hüzünlü bir şekilde keyfini çıkarmaktır ulan kendini bir yere ait hissedememek. Tam düzenimi kurdum derken çoğu şeyi arşive kaldırıp yeni bir sayfa açmaktır.
Memleket yakın değilse yılda sayılı ziyaretlerdir, özlemdir, yalnızlıktır. Kuzenlerini isim ve görünüş haricinde tanımamaktır.
Herkesi kendin gibi sanmayı bırakacağın, insan sarrafı olabilme imkanı tanıyan bir yolculuktur bir yana. Doğu'dan Batı'ya gitmektir, farketmektir, yalnızlığı seçmektir. Etrafında sayılı insanların olmasından keyif almaktır bence kendini bir yere ait hissedememek.
Güzel yanlarından birisi de artık dost seçimini iyi yapmaktır ve bundan dolayı arkanda bıraktığın dostlukların baki kalmasıdır, "kanka ben geliyorum" dediğinde bir yatağın senin için hazırlanmaya başlanmasıdır.
Ben 20 yaşıma geldim ve kendimi ne zaman bir yere ait hissetmeye başlasam sürgün yedim, yeni dostlar edindim, bir çok dost eskittim.
Bu ilk entry'mi eski dostluklara ve keşke burada yaşlansam dediğim manzarama armağan etmek istiyorum.