uzun cümlelerin, karizmatik vedaların adamıdır.
güzel filmler önerir, keza kendisine de güzel filmler önerilir.
bu adama 'shut the fuck up' diyen uf olur, yalnızca ve yalnızca o kendisine 'shutthefuckup' diyebilir. *
susmamalı, susturulmamalıdır zira muhabbeti sabah uyanınca kahvaltıyı hazır bulmak ve o kahvaltının sonrasında içilen türk kahvesi kadar keyiflidir.
ha unutmadan, üç bıçaklı jiletin üç bıçağı da keser. *
her gece evde gizlice sigara içişim, sanırım tüm gün götümü devirip yatmış olsam bile yapmam gereken sporu ve yakmam gereken kaloriyi karşılıyor.
sanırsın ki lazer ışınlarıyla korunan elması çalmaya çalışıyorum, öyle de akrobatik hareketler..
uludağ iibf'nin her sınav öncesi öğrencilerin bir elinde umut kırtasiyeden ders notları diğer elinde sigaraları ile oturup bekleştikleri, not tekrar etmek yerine gelen geçeni süzüp goy goy yaptıkları iki blok arası meydandır.
fakat benim için burnumda tüten meydan demek daha bir anlamlı olsa gerek..
kedi sevmeyen kız, moda olmuş kedili bibloları, kedi figürlü tabloları ya da kedi figürlü takıları da sevmez.
hele ankara'da yaşıyorsa i.melih gökçek'in kedileri ankara maskotu ve logosu yapmasına da ifrit olur.
kediye saygısı vardır hatta belki sevgisi bile vardır ama uzaktan bir sevgi besler.
kediyi evde besleyip yatağına alan arkadaşlarını da hiç mi hiç anlamaz ve onlar her seferinde anlatmaya çalışır nedeni ama yine de anlamaz.
siyah nokta sıkmayı seven bir yengem var, takıntı yapmış kadın resmen.
ve bugün ergenliğe yeni adım atmış kuzenime* siyah noktalarını sıkmasına izin vermesine karşılık 1 lira verdiğini öğrendim.
hiç öyle şaşırmaaa! boşuna takıntı demedim ben.
misafiri uğurlarken annem: nurten yine gelin, arayı açmayalım olur mu?
...
kapıyı örterken annem: haydi güle güle aman dikkat yolda..
...
kapıyı örttükten sonra annem: kızım bi camı mamı açın havalansın şu bardakları da topla, deminden beri bakıyorum gözünün içine oralı olmuyorsun.
karışmam bak bir daha söyletme beni. sehpalar durdu biz durduk bi silip kaldırmadın. cıks cıks!
yıl olmuş 2012... bir gencin bir köyü bu kadar sevebileceği, benimseyebileceği ve ayrı kalınca özleyeceği hiç aklıma gelmezdi.
köy derken gerçekten köydür mezarlıktan sonraki kısmı. *
şafak söktüğü saatlerde traktör seslerini horoz ötüşleri takip eder.
hoş 'görükle horozu' gece 2:30'tan itibaren ötmeye başlar o ayrı.
ve bir sabah nasıl olduysa derse gitmeye karar verirsiniz.
evinizden çıktığınız anda tezek kokusu gelir burnunuza. bildiğin tezek yahu öyle çürük çilek kokusuna benzemez.
ve o kokuya başka bir yerde sövüp sayan siz bu sefer ses çıkarmazsanız, hatta bir kaç kere içinize çektiğiniz bile olur.
görükle'nin bir diğer kısmı da yerlesim plaza kısmıdır. cadde de diyen olur yerleşim de.
minibüse binenler arkadan öne uzatarak "şurdan bir köy" ya da "bir yerleşim" der.
verdiği paranın belki üstü gelmeyebilir belki de yanındaki elemanın para üstüyle beraber gelmiştir şoförün aranızda halledin alt mesajıyla.
halledersiniz ve çok da umursamazsınız.
görükle büyük bir kafe gibidir, 7/24 açık ve ev yemeği tadında..
görükle öğrenci tatil köyü gibidir, denizinin olmadığı umursanmayan..
görükle namı uludağ üniversitesi'ni aşmış bir yerleşkedir.
görükle şehrin ve köyün bileşkesinden oluşan kocaman bir öğrenci fanusudur.
görükle anılarla doludur hatta görükle başlı başına koca bir anıdır.
görükle doğumgününde geçmişe teslim ettiğin yaşların kadar ulaşılmazdır ve özlenendir.
görükle dönüldüğünde bir daha asla aynı tadı alamayacağını adın gibi bildiğin eski yuvandır. hem çok tanıdık hem çok yabancı..
görükle en başta bir mecburiyettir, burun kıvrılandır. nihayetinde ise yaşamaya muhtaç olunandır, burnunuzun ucunu sızlatandır.
ben öğrenci komşularımı çok özledim. bitmek bilmeyen gürültüleriyle beraber..
aşure ayı gelince kısıtlı imkanları ve yetersiz becerileriyle yapıp ikram ettikleri aşureleri özledim tadı çok iyi olmasa bile..
ben seyhanlar'dan domates seçip ve bim'den dost ürünleri almayı özledim.
yapay zeka' filminde robot çocuğun denizin altında bitmeyen bir umutla onu normal bir çocuğa dönüştürecek olan mavi peri'yi yıllarca beklediği sahne.
yıllar boyu o filmden ne bahsedebildim ne de tekrar izleyebildim.