Namus kelimesini yanlış anlamış insanların namuslu olabileceğini düşünmemekteyim. Namus dediginiz şey insanın şerefiyle yaşaması, kimseyi dolandırmaması, yalan söylememesi, insanlara iftira atmaması vs. etkenlerden oluşur. Yani burada izmirli, ankaralı kızın namusunu tartışmanız için önce onu tanımanız lazım. Eğer tanımadığınız insanlara namussuz diyorsanız bu sizin namussuz olduğunuz anlamına gelir.
arkadaşlar üç entrynizden birinde laik erkek, laik kız, laik baba falan diyonuzda öyle bir şey yok. laiklik devlet ve din işlerinin birbirinden ayrı olması bize ilkokul üçte öğrettiler. siz hala laik izmirli kız muhabbeti yapın burada.
kadın gününe de dokuz dakika dayanmak büyük başarı. aslında genel olarak kafa yapınız ve muhabbetleriin zeka seviyesi aynı ama sizin pasta börek olayı eksik. bi daa sosyete pazarına giderken ben de davet bekliyorum.
başlık aslında "müslümanım ama kuranda yazan şeye inanmıyorum diyen kız" olacaktı. neyse bugün beni çıldırtmıştır kendisi. müslüman olduğunu söyleyen ama kadınların kapanmasının kuranda geçmediğini iddia eden kızdır. sen ister inan ister inanma ama kuranda bu yazıyor yani aç oku. inatla yazmıyor diyor lan yazıyor işte. kimsenin dini inancı benim umrumda değil ama böyle tipler beni deli ediyor sözlük. hayır istediğin gibi düşün istersen krem peynire tap banane. ama kuranda yazan bir şeye yazmıyor demek nedir ya? yazıyor işte orada açıyorum gösteriyorum ayeti hala "yazmıyor kuranda" diyor. sen de okudun işte yazıyor. bu "ben varım ama aslında yoğum" demek gibi bir şey. eğer bunun günah olmadığını düşünüyorsan "ben inanmıyorum kuranda yazana bence günah değil" de olsun bitsin. kurana inanıyor, müslüman ama kuranda öyle bir şey yazmıyor. biz de malız zaten o yüzden yıllardır kuranda yazdığı için kapanıyor insanlar. yoksa kuranda öyle bir şey yazdığı yok o kadar insanın hepsi şizofren. yazmayan şeyleri okuyor insanlar çünkü.
dünyadaki en saçma genellemeleri içinde barındırır. ismine göre insanların karakteristik özellikleri hakkında atıp tutmanın ve onlara önyargıyla yaklaşmanın hiçbir mantıklı açıklaması olamaz.
geçenlerde Sarıyer'de bir arkadaşla başımıza gelen olay. kitapçı arkadaşı tanımayınca komik bir diyalog yaşanmıştır.
- abicim bak bunu veriyim bırak ucuzunu kendisini zor bulursun.
- nedenmiş o?
- bilmem her yerde bulunmuyormuş işte ama çok güzel kitap.
- sen okudun mu?
- yok ben pek anlayamadım şiirden anlamam zaten ama anlayanlar çok güzel olduğunu söylüyorlar. biraz garip bir adam zaten normal değil yani.
gerisini anlatmıyım siz hayal edip kıkır kıkır gülersiniz. adam sonradan anladıysa fena utanmıştır herhalde.
ülkede herkesin şair, yazar, sinemacı olmasıdır. bu ne arkadaş herkesin konu hakkında bir bildiği var. eğer sinema 4 yıllık bir üniversitesi, bir eğitimi olan bir şeyse herkesin konu hakkında bu kadar sesinin çıkmaması gerekir. sinemayla uğraştığını söyle bak herkesin konu hakkında senden daha çok bildiği var. ülkede herkes bu postmodern şair oldu herkesin roman yazmakla ilgili bir bildiği var. olayın bu kadar basitleştirilmesine dayanamıyorum.
şimdi hakkımda ne düşünürseniz düşünün ama yazmadan duramıycam. böyle bir şeyin olması fazla rahatsız edici değil aslında ama bazen göze batıyor. en azından temizlik olacağı zaman tuvalette kimsenin olmamasına dikkat edebilir eğer varsa çıkmasını bekliyebilirler. bazı durumlarda uygunsuz olabiliyor ve insan huzursuz olabiliyor.
16 Eylül'de Maçka Küçükçiftlik Park'ta gerçekleşecek konserdir. Leyla The Band'ın yanında tüm dizi oyuncuları sahnede olacaktır. Kapı açılışı 19.00 konser başlangıcı 21.00 olarak belirlenmiştir. Kapıda da bilet satışı yapılacaktır.
genel olarak kendini tatmin etmek için millete saldıran yazarlardır. başlık yanlış anlaşılmasın yazarın bir entrysi hakkında konuşan yazarlar bunların dışındadır.
Sözlük yazarlarının öğretmenlerin maaşlarına, tatillerine takmış olmasıdır. Onlara göre verilen para fazladır ve verilen paraya yazıktır. Sonra neden gelişemiyoruz vik vik vik. Bu yüzden işte.
Halalar genelde daha soğuk olur genel düşünce "onu elin kızı doğurdu" olur ve teyzesi olduğu kuzenlere daha yakın davranır halası olduklarına karşı daha resmi davranır.Bayramında yaklaşmasıyla iyice hissedilecektir bayram ziyaretine gidince soğuk soğuk ve rahatsız bir şekilde oturulacak bir an önce kalkmak için dua edilecek, teyzenin evine koşarak gidilecektir.
can acısını geçtim yanarım yanarım domatese kan bulaşmış mıdır düşüncesiyle kesilen domatesin çöpe atılmasına yanarım. hem canın acır hem de emeğin boşa gider.
edit: evet elimi kestim.
başlık aslında "öğrencilerine kapanın deyip başörtüsü hediye eden din öğretmeni" olacaktı karakter yetmedi. bir akrabamın başına gelen durum. olay şöyledir: bu din öğretmeni konyanın bir köyünden gelmiş. zaten açık kızlara kötü gözle bakan, hoşgörü nedir bilmeyen bir adam. söylediğim gibi adam konya'dan gelmiş orada çalıştığı okuldaki bütün kızlar kapalı. öğretmen sürekli öğrencilerine eski sınıflarında başörtülü öğrencileriyle çekilmiş fotoğraflarını gösterip "bakın ne güzeller" "siz de böyle olun" tarzında şeyler söylüyor. öğrenciler en sonunda dayanamamış bir derste öğretmen yine kapanın kapanın diye ısrar ederken kız "siz bizim hayatımıza karışamazsınız" demiş arkasından öğretmen "terbiyesiz annen baban büyüklerine saygı duymayı öğretmedi mi?" demiş. kız da "annem babam bana büyüklerime saygılı davranmayı öğretti ama anlaşılan size haşgörüyü ve insanların düşüncelerine saygı duymayı öğretmemişler" demiş tartışma böyle büyümüş işte. bu olaylardan bir-iki hafta sonra öğretmen peygambere birer mektup yazmalarını istemiş. herkes birer mektup yaıp öğretmene vermiş. öğretmen de öğrencilere hediyeler vermiş herkese güzel kalemler felan verirken bu kıza başörtüsü vermiş kız da sinir olmuş "ay ne güzelmiş askılı tişört giyince klima çarpmasın diye boynuma takarım" gibi bir şeyler söylemiş. öğretmen "terbiyesiz ben sana ne hediye ediyorum sen neler diyorsun" demiş ve bu olay disipline kadar gitmiş.
şimdi bu sözde öğretmenin yaptığı öğrencileri dinden soğutmaktan başka nedir? din öğretmenlerinin görevi dini öğrencilere sevdirmek değil midir? eğer öğretmenler böyle kapanın diye ısrar ederse "namaz kılmazsanız cehenneme gidersiniz" "oruç tutmazsanız öbür tarafta yanarsınız" gibi şeyler söyleyip çocukları korkutursa bu dinden soğutmaktan başka bir işe yaramaz ama yobaz zihniyet bunu anlamıyor maalesef.
Tv. proglarındaki dış sesin sanki ülkede başka ses tonunda insan yokmuş gibi hep aynı ses tonundaki insanlar tarafından seslendirilmesidir. Ve bu ses bir zaman sonra ister istemez itici gelmeye başlamaktadır.
Etrafta bu kadar çok insan taklidi yapan hayvan varken para verip hayvanat bahçesine gitmek kanımca saçma ve gereksizdir. Kalabalık bir ortama girerek merak ettiğiniz tüm hayvanları görebilirsiniz.
Bu aralar iyice artan kemalistlerin adını lekelemek için kemalistim diyip milletin dinine küfür eden taklitçilerdir. Mustafa Kemal Atatürk herkesin istediği dinle inanabileceğini ve herkesin birbirinin inancına saygılı olmasını öğütler. Atatürk'ü anlayan gerçek kemalistler kimsenin inancına saldırmazlar.
Sözlükte sürekli hem müslümanlara hem diğer dinlere hem de ateistlere saldıran başlıkların olmaması gerektiğidir. Herkes birbirinin inancına saygı göstermelidir fakat tek taraflı saygı olmaz. Siz karşınızdakine saygılı olursanız o sa size saygılı olur. Sonuçta küfür etmek küfür yemeyi kabullenmektir. Ayrıca inancı başka olanlara küfür eden sözde müslümanlara sesleniyorum. islamda bu yaptığınızın yeri yok.
Düşünsenize siz tek başınızayken bir hiçsiniz. Düşündüğünüz tek şey o. Ondan başka düşünceniz, zevkiniz yok. O zaman sizin gibi biriyle bir araya geldiğinizde "biz" olamazsınız. Çünkü biz olmak birden çok insan gerektirir fakat siz birer hiçsiniz. O zaman birlikteyken de bir hiçten öteye gidemezsiniz. Yani demek istediğim hayatınızı birine adayıp, sürekli onunla uğraşır kendinizi geliştirmezseniz bir hiçten öteye gidemezsiniz. "Biz" olmak için önce kişinin tek başına bir birey olması gerekir. Bunun içinde okuması, gezmesi, kendini keşfetmesi gerekir.