ona olan hislerinizi sonradan anlamanız neticesinde oluşan durumdur. ama aradan aylar geçmiş o kadını delicesine düşünmüş ve sonunda onu gerçekten istediğiniz fark tmişsinizdir ama artık iş işten geçmiştir. sevdiğiniz kadın başkasıyladır sizse ne yapıcağını bilemez bir halde.
bambaşka bir şeydir. elinizde en iyi dostunuz gitarınız aklınızda "kadınım" diyebildiğiniz biri. kendinizi 3-5 yıl önce taş kalpli olarak nitelendirdiğinizi hatırlar gülersiniz o günlere ama gözlerinizde yaşlıdır hep. gerçi blues söylerken hep ağlamışsınızdır, sadece kadınlardan değil her sebepten belki de o yüzden anlayamazsınız sizi ağlatan blues mu yoksa böyle bir duygusuzu bile kendine aşık edebilmiş bir kadın mı.
çok acı verir çok. ama bir o kadar da mazoşistçedir. "acıyı bal eylemek" değil midir zaten blues. sonra anlarsınız gerçekten o olmadan hayata katlanamazdınız özellikle bu saatten yani hayatın tamamıyla anlamsız olduğunu anladıktan sonra.
hayır hayır bahsettiğim "o" blues değil kadınımdır. bir zamanların hoochie coochie manini mecnuna çevirebilmiş o kadın.
çok gariban bir sözlük yazarıdır. halbuki onun tek istediği herhangi bir sözlükte yazan bir arkadaşı olsundur, hele bi de ulu sözlük yazarı olsun tadından yenmesin falan. ama nerde çevredekilerin daha internet sözlüklerinden bi haber olması bile acıtıyor insanın içini. ayriyetten zirvelere de gelemeyen yazardır.
sözlükteki dincilere, milliyetçilere, liboşlara ayar vermekten bıkan, önyargıları ve bağnazlıklarına kıçıyla gülen sözlük yazarıdır. ne mutludur ki azınlıkta değildir.
bir kere emperyalist olan devlet değil fethullah gülen cemaatidir. safsatalarla dolu düşüncelerini dünyaya yaymaya çalışmaları rahatsız edicidir. ayrıca o kadar çocuğa istiklal marşı söyletip bundan haz almak bi de üstüne bunun bir halta yaradığını sanmak önce faşizm sonra salaklıktır. bir düşünün polonyada lehçe olimpiyatları olsa ve türkiyede de bu polonya okullarından olsa bizim çocuklar gitseler polonyaya hatta birinci olsalar, lan tanrı aşkına kim sikler. hiç kafa çalışmaz mı ya.
her güzel bulduğuna daha doğrusu beğendiği ve aşırı çekici bulduğu her kıza aşık olduğunu sanan maldır. halbuki bilmez ki o duygu sandıklarının hepsi hormonal faaliyettir ve hayat içki ve seksten ibarettir.
nedim şener ve ahmet şıkın serbest bırakılmasının daha hiçbir şey olduğunu göstermektedir ve bugün esas vurgulanması gereken onların özgürlüğü değil diğer 100 gazetecinin ne zaman özgürleşeceğidir.
geçen gün yine gözlerimizin önüne serilendir. erdoğan ateist felsefeyi anlamadan mahalle imamları gibi sadece adını bildiği bir şeyi karalamaya çalışmıştır. "bizden ateist nesil mi yetiştirmemizi istiyorsunuz?" gibi ayrımcı ve mevcut polemikle ilgisi alakası olmayan bir cümle sarf etmiştir. bugünden sonra benim için başbakanın kahvede oturup ateiste "allahsız gomünüs" diyen adamdan pek bir farkı yoktur. http://haber.sol.org.tr/d...ek-istiyoruz-haberi-51126
(bkz: başbakanın mahalle atışmaları tadında polemikleri)
zorlama bir laiklik anlayışıdır. hele daha üç beş sene önce laikliği yerden yere vuran tayyip şimdi araplara laiklik dersi vermektedir. gerçi o nasıl bir laiklik anlayışıdır orası aşikar.
peki bu tayyip şimdi ki sözde laiklik anlayışın benimsemeden önce neler demiş bakalım:
"tutturmuşlar laiklik elden gidiyor... Bu millet istedikten sonra tabii elden gidicek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki... Millete karşı yürümez zaten"
"hem laik hem müslüman olunmaz. ya müslüman olacaksın ya laik. ikisi bir arada ters mıknatıslama yapar."
""türkiye cezayir olur mu" diye soruyorlar. biz hazmettire hazmettire geliyoruz. allahın izniyle... bu düzenin koruyucusu olamayız, mümkün değil."
evet okuduğunuz üzere tayyip bey komik bir şekilde ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor. ne diyordu "hazmettire hazmettire geliyoruz" evet aynen öyle de oldu. kimse ne olduğunu anlamadı bile.
aranızda "ama başbakanımız çok değişti." diyenler olacak. peki soruyorum size tamamıyla köktendinci olduğu her halinden belli olan bir insanın 9-10 senede fikirleri bu kadar değişebilir mi? mümkünatı yok. tayyip biraz evrimleşmiş gibi görünse de bütün o laik tutumları politik olmak zorunda olduğu için. yani tahtını korumak için. tıpkı onlarca gazeteciyi susturup, türkiye bilimler akademisi dahil bir çok kurumu ele geçirdikleri gibi.
kişi laik olmasa bile laik görüşü savunabilir. zaten laik insan laikliği savunan insan demektir. bu yüzden recepimin söylediği "kişi laik olmaz devlet laik olur" sözü de eski hatalarını telafi etmek için söylendiği besbelli olan bir sözdür.
yurdumuz insanlarının salaklığının göstergesidir. nüfus cüzdanlarında din hanesinde neredeyse herkesde "islam" yazmaktadır o ayrı ama "o kişi müslüman mıdır" işte gerçek soru da buradadır.
malesef* herkes değildir ve dinini değiştirmek çok kolaydır. belki bir kaç yobaz tarafından "pis kafir" diye kovalanma ihtimalin var ama fazla rengini belli etmzsen bir şey olmaz. fakat onu nüfus cüzdanından sildirmek o kadar kolay değildir. çocukluğunda sana sorulmadan kimliğine kazınan "islam" yazısı öle kolay kolay çıkmaz.
bu yüzden belki yüzde doksandır ama yüzde 99 pek yemez canım.
ha evet bir de bazıları sorgulayan ve düşünen herkesi "pis kafir atayız" olarak görürler. sizin söylediklerinizi yanlış anlamak için özel efor sarfederler. ama o kardeşlerimizin işin felsefi boyutuna korkmadan bakması, doğruluğunu ve yanlışlığını sorgulaması gerekir. sonuçta ona göre "tanrı" tarafından gönderilen bir şeyin yanlış olması mümkün olmuyacağı için bunu yapmaktan da korkmamalıdır.
kesinlikle yapmıyacağım şey. neden sırf doğum tesadüfü yüzünden sarayda doğan senin benim gibi sıradan bir insana saygı gösteriyim. tamam ne bok yerse yesin ama onla övünmek, gurur duymak zorunda değilim zaten öyle bir tarafı da yok. yıllarca kendilerini tanrının görevlendirdiği bir hükümdar olarak gördüler, halktan saygı beklediler, türlü türlü haltlar yediler sırf tesadüfü bir şekilde o lanet ilkel düzenin hükümdarı oldukları için. onları hatırlayın, belli başarılarını gösterin ama muhteşem olduklarınadan bahsetmeyin çünkü çoğu zaman sadece şanslıydılar hepsi bu. allah adına savaş diye diye ortamın amına koymuş çoğu kez dini kullanarak insanları ayartdılar. hareminde sürekli farklı kadınlarla yatıp buna hak yol diyen insanlar.
neden o padişah neden? neden o sıradan bir insanın tadamayacağı her türlü zevki tadıp bunun üstüne halktan tonla vergi alıyordu? bu mu hak yol? bu mu tanrının adaleti? bunların hepsi saçmalık...
not:benim bahsettiğim tarihimize sahip çıkmayalım, kötüleyelim değil. ama şu "şanlı ecdadımız" saçmalığını bırakın artık.
hiçbir ama hiçbir boka yaramıycak olandır. neden mi çünkü bu yardımlar "cami yaptırmak" veya "kuran kursu" açmak gibi bence aşırı gereksiz şeyler için harcanmaktadır. bunlar karın doyurmamktadır, toplumu en ufak bir şekilde ilerletmemektedir, sadece amcalarımızın cennette huri kazanmak için yaptığı yatırımlardır. bencilce ve insanların gözünün ne kadar kör olduğunu göstermektedir. somalide 12 milyon insan açlıkla cebelleşirken ki bide bu insanlar müslümanken onlara yardım etmek akıllarından geçmemektedir. hele bi de müslüman olmasalardı "pis kafirler geberin" diye bağırabilirlerdi. japonya depreminden sonra gördüğümüz gibi.
ve bunlar tuttukları oruçla o insanların halinden anladıklarını sanırlar. halbuki gerçek gayet ortada ve açıktır o aç insanlar sahurda dana gibi yiyip iftarda sofrayı donatmıyorlar.
hayır şakirt arkadaşım yine yanıldın ateist yani senin deyiminle "atayız" değil humanistim.