'Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur' Turgut Uyar'dan Tomris Uyar'a.. Fakat Tomris Uyar ne kadınmış be.. Üç şaire üç aşk hediye etmiş, üç dostluk, üç yarenlik.. Huzurla yatsınlar.
ahmed arif, leyla erbil'i cok guzel sevmis, hem dost hem asik, caresiz ve namuslu. evlenselerdi bu kitabi okuyamazdik degil mi ama o zaman da baska kitaplar okurduk belki. kimbilir. hayat garip insan garip..
yüzyıllar öncesinde, karın hiç dinmeyecekmiş gibi yağdığı doğu vilayetlerinden birinde dinlenen şarkılardan biridir. onlar bırak gitsin derler sen de bırakırsın oluruna.. daha kolaylaşır her şey.. sanki.
insan verili sartlari cercevesinde yapip etmelerinde ve secimlerinde elbette ozgurdur. oyle olmasaydi 'dileyen inansin dileyen inkar etsin' (kur'an 18/29) veya 'dilediginizi isleyin' (kur'an 41/40) diyerek insana er meydani gosterilir mi?
'siz dönerseniz biz de döneriz' (kur'an 17/8) biz yazilmis kaderlerini yasayan eli kolu bağlı kuklalar degiliz, bizim gayretimiz, bakisimiz belirler allah'in bize bakisini ve yardimini. diger turlu dusunmek despot bir tanriya inanmaktir farkinda olmadan. oysa allah mutlak adaletin ta kendisidir. allah adil bir yaraticiyken niye tum hatalarimizi ona mal ediyoruz, daha mi iyi hissettiriyor bize.
biz insanlar gençken karşımıza sürekli aşk fırsatları çıkacak sanırız, o yüzden görmeyiz önümüzdeki ihtimalleri ve değerlendirmeyiz pek veya kolay harcarız insanların bize verdiği değerleri. murathan mungan düşüncelerimizi özetler şu güzel yazısıyla:
'Ya biz binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Aksam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?
Yoksa hayati sonsuz,fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman ayni fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitilmeden yıprattığımız dostlukların,savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün. Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan Yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir.
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları "bir gün" geçmişte kalmıştır oysa; hani su karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omzunuzun üzerinden söyle bir baktığınız sonra da boşverip "Nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıma çıkar." dediğinizdir. Oysa tam da o gün bu zalim şehri terketmiştir o, boş yere bu sokaklarda aranırsınız...'
aşkın insan hayatında sık karşılaşılmayan bir güzellik olduğunu, fırsatların asla es geçilmemesi gerektiğini anlatan iki film öneririm. birbirinin devamı niteliğinde filmler bunlar. ilgilisi buyursun:
before sunrise (gün dogmadan)
before sunset (gün batmadan)
özellikle ikincisinde celine öyle güzel anlatır ki bu gerçeği..
'Acı... Bazen kalbin gıdası olur. Ama bizler acıyı bazen değil her zaman nefes gibi soluruz. Acı zehirlenmesi yaşanır Doğuda...' ben tespite imzamı atarım ben.
Hiçbir şey daha kötü olamaz
Kötü biten bir aşk sonrasından
Ahrazlaşırsın, gölgelenir nesneler
Her telaş ıssızlık taşır biraz
Kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
Sokağa, ki sokak puslu, alıngan
Kalbinden daha tenhadır dünya
Tenhadır sığındığın bütün kıyılar
Odan dağınıktır, tütün kokuyordur
Okusan da dilsizdir kitaplar
Bir fotoğraf düşer ansızın
Cam kesiği gülüşlerdir kanayan
Pencerende solgun bir ayışığı
Mahçup bir duruşla bakarsın
Susarsın. Sükût iyi gelir belki
Bir ahmet telli şiiridir.
Aynı şair bir başka güzel şiirinde şöyle söyler:
'Biten bir aşk için söylenecek söz şu olmalı: Güzeldi yine de'
...boynu kırılan bir oyuncaksam hırçın
bir çocuğun elinde, ki celladım
gözlerimi de oymuştu fırlatıp atarken
yine de özlüyorum onu, niyetçi
tavşanlara dönerken beklediklerim
ne zaman girdigini bilmedigin bir tuneldesin, tunelin ucunda goz kamastiran bir isik, bir saniye sonra hizla ustune gelen bir tren oldugunu anlarsin, tonlarca celik ustunden gecer,sonra kazi kendini raylardan. isigin gercekten tunelin sonu oldugunu sandigin o kisacik an, o umit ani, sanki her seyi guzellestiriyor, son yillarin ozeti boyle iste.