soy lafta, halk arasında, inanışta babadan geçtiği ancak bilimsel olarak anne ve babadan ortak geçtiği için osmanlı hanedanı'nın türklüğüne -çok önemliyse- teorik ve pratik olarak oldukça halel getirirler.
hani işte biz böyle taraftarız, önemli olan takımı her an desteklemek, iyi günde kötü günde gibi içeriksiz ve salakça geyikler bir yana, dünyaya verilen görüntü çok garip;
manchester sahada şov yapıyor, bursa ayağına top alamıyor, tribünler volümü sürekli arttırıyor.
bu mesajı ferguson nasıl algıladı;
-dayak arsızı lan bunlar, gol atmayı bırakalım en iyisi.
sahadaki futbolcular nasıl algıladı;
-ahahahaha herhalde bizi gördükleri için çok mutlular.
dünya nasıl algıladı;
-önemli olan katılmak tabi bursaspor gibi bir camia için.
insanın olduğu yeri biraz hazmetmesi lazım. arabesk kafayla averaj takımı olunuyor.
derler ya futbol sadece futbol değildir diye...mistik, kabalistik, ezoterik bir boyutu varsa futbolun, o boyutun alamet-i farikasıdır.
anlaşılması zor bir durum. bizim boş kaleye autu bırak topu taça gönderen daniel, galatasaray'a topukla gol atmıştır.
evet bir bacağıyla topun üzerinden atlamış diğer ayağının, içi ve topuğu arası bir yeriyle topu uzak köşeye bırakmıştır.
çok havalarda gezen küçük kartalın hızla irtifa kaybederek yüz üstü yere çakılıp, sonrasında keklik gibi sekmesi hadisesi. acıklı bir hikaye gerçekten. adına şarkılar bile bestelenmiş inleyen nağmelerle...
galatasaray-ankaragücü maçında görülmüş bir saçmalık.
çözülebilecek şey değildir. ihtiyar bir kadına işkence yapmaktır. evinde istirahat etmesi gereken kişiyi kavganın, sövgünün göbeğinde oturtmaktır.
akıl, vicdan işi değildir. ha işte galatasaraylılık böyle birşeydir, böyle yüce bir değerdir falan diyene şimdiden lâflar hazırladım. ona göre gelin. *
göztepe istasyon caddesi'nden minibüs yoluna doğru giderken karşılaşılan ve türkçe'yi yarım yamalak konuşan iki barzonun, otobüse yetişmeye çalışan orta yaşın biraz üstündeki bir kadın hakkındaki yorumudur.
maaşın kuşa dönmesi. kayıt altında olan paranın gelmişinin geçmişinin s.kilmesi. bordrolu mağduriyeti.
toplam verginin %71'inin dolaylı vergilerden alındığı bi memlekette, gelirini beyan ediyor olmanın kaçınılmaz sonu.
kurumlar vergisi mükelleflerinin %5'inin denetlendiği memlekette, "ahan da geliri kayıt altında vurun abalıya " zihniyeti ile çökertilmek hatta sikertilmek.
milliyet gazetesinin bir haberi. atlas tarih dergisi yazarı vala somalı iddia etmiş. iddiasına göre metin oktay beşiktaş'tan 4500 lira istemiş, ancak kulüp idaresi bu parayı çok bulmuş falan filan. ahan da ayrıntı.
Vaktiyle minik bir serçeymiş bu. Bu minik serçe hoş sesiyle sevenlerin gönlünü titretirmiş. Zaman geçtikçe kocamış da kocamış. Bazı nedenlerden dolayı beyni çok uyuşmaya başlamış, yüzü gözü şişmiş, bir haller olmuş. iki arşın boyuyla, boyunu aşan yerlere konmaya uğraşan minik bir kargayı andırıyormuş artık daha çok. Karga olmuş ya, kargadan da da bir kılavuz edinmiş kendisine. Kural gereği burnu boka bulanmış. Suratı baştan aşağı bok lekesi.
Minik karga artık bu cihanda lekeli karga olarak bilinir olmuş. Bet sesiyle insanları rahatsız etmiş durmuş.
Beynini uyuşturan şeylerin sonunu hazırlayacağı günü bekler olmuş, bu minik karga…
Rivayet olunur ki ;bu cihanda lekelendi, bari öteki cihanda lekelenmesin diye kendisi için dua edenler dahi varmış.
düşünürün muhtemelen 120 sene önce işaret ettiği tehlike.
cahil toplumlara seçim hakkı vermeden önce cehaletlerinin giderilmesi şarttır. bu olumsuzluk temelde rejimin sorunu ve suçudur. zamanla giderilmeyen cehalet kümülatif olarak artar ve sonunda en tehlikeli kisvesiyle ortaya çıkar.
hal-i pür melalimizdir.
--/alıntı/--
Cahil bir toplum,özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz.Sadece seçim yaptığını zanneder.
Cahil toplumla seçim yapmak,okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler,düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!
Friedrich Nietzsche
--/alıntı/-----------------------------------------------
akp'linin bir de böylesi var. açılım, özgürlük, kardeşlik, ırk ayrımına son diye ortalığı ayağa kaldırıp, cumhuriyeti eşitlikçi olmama noktasında eleştirir bu kimseler. sonrasında seçim sonucu akp'nin çok yüksek kürt oyu aldığı ortaya çıkınca ve bu durum gündeme taşınınca, hayır arkadaş ne alakası var, yok öyle bir şey diye ortalığı yıkar.
e iyi ya be kardeşim politikanız işe yaramış, güneydoğu'nun gönlünde taht kurmuşsunuz, bdp ile çekişiyor hatta bazı yerlerde geçiyorsunuz. istediğiniz bu değil miydi? şimdi kürt oylarından neden gocunuyorsunuz?
hayatı minimumda yaşar.
gelecek kaygıları büyüktür buna rağmen nitelikli birey olmak için çaba harcamaz.
en büyük sosyal güvencesi, oy verdiği belediyesidir.
ekonomik profili düşüktür yardıma muhtaçtır.
eğitim seviyesi düşüktür, anlamak için değerlendirmek için kafa yormaz.
halbuki; Sn. başbakan zengindir, ciddi mal varlığına sahiptir. şirket ortaklıklarına sahiptir. oğlunun gemisi vardır. sn. başbakan devlet imkanlarının dışında bireysel olarak da oldukça zengin bir kişidir. öyle ki karısı alışveriş merkezi kapatabilir.
bu kesimi temsil eden başbakan profili ve bahse konu kesim arasındaki tutarsızlık, aslında dramatik bir tahlil edememe bir ayırt edememe sorunsalına işaret eder.
aylık gelir 700 lira.
mekân sultanbeyli.
hergün yıkım ekipleri gelmesin diye dua edilir.
alt yapı neredeyse yok, her yağmurda sel, heyelan tehlikesi falan var.
dünkü türkiye amerika finalinde aklıma geldi bu olasılık. bizimkiler sırtını potaya dönüp zorlayamadılar hiç. potaya dolayısıyla zenciye sırtını döner gibi olan da yandım anam deyip topu potaya fırlatıverdi.
hal böyle olunca dış atış aramak zorunda kaldık. bulamayınca da paso 24 saniyeye takıldık.
amerika'nın başarısı çeviklik, teknik, kuvvetlilik falan değil. şerefsizler çadırı kurup oynuyor olabilir. doğruysa fiba bu konuda önlem alsın.
klasik "ulusalcı hezeyanları bunlar" suçlamalarına şimdiden "klasik ama doğru arkadaşım, klasikse ne yapalım ikrar etmeyelim mi?" diyerek girizgâh yapalım.
evet akp zihniyetini müspet yönde oylayan insanlar bunu ya cehaletten ya da menfaatten yapmaktadırlar. çünkü akp zihniyetinin bir fikriyatı yoktur.
akp zihniyeti kendisinden beklentisi olan kesimleri; beklentileri kadar tatmin etmeyi hedefleyen neo-klasik bir muhafazakâr liberal sağ çeşitlemesidir. akp zihniyeti kendisi ile aynı çizgide olmayan kesimleri siyasi güç kullanarak pasifize etmekte beis görmez. demokrasi ve hukuk anlayışları kendi saadet zincirlerinin bileşenleri içindir.
akp; beklentisi bulgur olana bulgur, beklentisi ihale olana ihale verebilecek bir toplumsal tatmin mekanizmasıyla puan toplamaktadır. işin siyasi ahlâktan yoksun kısmı da bu noktanın ta kendisidir.
akp zihniyeti türkiye'yi ankara'dan değil diyarbakır'dan, siirt'ten, mardin'den, batman'dan idare etmektir.