zaman kavramı normal insanlardan çok daha farklı olan gaziantep Üniversitesi rektörüdür kendisi. zira 'bir hafta içinde not skalasını 60'a 2 (cc) ortalama gelecek şekilde düzenleyip, duyuracağız.' diyeli aylar olmuştur. rektörün 'bir hafta' kavramı gerçekten de oldukça farklı imiş.
italyan bir baba ve yunan bir annenin oğlu olan vittorio pisani, izmir'deki yunan işgalini anlatan tabloları ile tanınan bir ressamdır. ilk resimlerini deniz ve gemicilik temaları üzerine kurgulamıştır. ilerleyen dönemde ise bir savaş ressamı olarak ön plana çıkmıştır. yunan kraliyet ordusunun izmiri işgali sırasında yaşanan ve bristol raporu ile belgelenen mezalimi anlatan tablolar yapmıştır. bu tablolardan özellikle ikisi, izmir şehrinin sembol mekânlarını fon alır ve işgale dair önemli sanatsal yapıtlar olarak değerlendirilir.
tabloların ilkinde pasaport rıhtımı görülmektedir. limana yanaşmış patris zırhlısı, insanları öldüren askerler ve onları kutsayan izmir metropoliti hrisostomos..
ikinci tablonun fonu ise konak meydanıdır. sarıkışla önünde yunan askerleri insanları süngüden geçirmekte, izmirde zamanın bekçiliğini yapan saat kulesi ise olan biteni -belki gözyaşlarıyla- izlemektedir...
şu an 'kenan ve furkan ile çay vakti' adlı şiir programının yayında olduğu radyo. bülent ecevit üniversitesi'nin radyosudur. programın sunucularından ahmet furkan kesici'yi ve kenan'ı tebrik etmek lazım. çok güzel şiirler seçmişler. internet üzerinden dinleyebilirsiniz.
Barış Manço, 2 ocak 1943 tarihinde doğmuştur. "Bir gün ölürsem öldüğüm günü değil, doğduğum günü hatırlayın." diyerek doğum gününde hatırlanmak istendiğini belirtmiştir.
Doğum Günün Kutlu Olsun Barış Ağabey!
üyelerine yazılarını paylaşacak ortamı sağlayan bir site. adından da anlayabileceğiniz gibi genç bir kitleye sahip. deneme, öykü, şiir, söyleşi, eleştiri gibi birçok kategoride yazılar yer almakta. yazmaya meraklı arkadaşlara siteye üye olup yazılarını paylaşmalarını, okumaya meraklı arkadaşlara da siteyi takip edip yazıları okumalarını öneririm. gayet kaliteli bir site, keşke daha önce keşfetseymişim diyorum.
"sabah erken kalkıp çalışırım."
"diğer sınava daha iyi çalışırım."
"final daha etkili zaten, finalde kurtarırım ben."
"ortalama çok düşük oluyormuş, hoca geçme notunu düşürür."
"hoca devamsızlıktan bırakmıyormuş."
"bütlerde kesin kurtarırım."
"yaz okulunda daha kolay soruyorlarmış, harf düşürürüm."
macar bir ressam. hunlar ve eski türk savaşçıları ile ilgili yaptığı resimler oldukça başarılı. ayrıca kazakistan'da yapılan kazılarda bulunan "altın elbiseli adam"ın resmini yapan ressamdır.
Üniversitenin önünde başlayan kavga sonucu dört üniversite öğrencisinin bıçaklandığı kavgadır. Tesadüf eseri bir sitede gördüğüm haber kısa süreli şaşkınlık yaşamama sebep olmuştur. Üniversiteye gelmiş ama hâlâ konuşarak anlaşmaktan bi' haber insanların olması ne acı.
Lys' ye hazırlanırken gıda mühendisliği istediğini söyleyen bir arkadaşıma "o da bölüm mü, onu okuyacağına git bir daha hazırlan sınava." diyecek kadar büyük konuştuktan sonra, ilk sıraya yazdığım ve okumak zorunda kaldığım bölümdür. Boşuna "Büyük lokma ye ama büyük konuşma." demiyorlarmış demek ki.
okuduğunuz bölümü sevmiyor ve bunun sonucu olarak derslere pek girmiyorsanız, bir de kitaplara oldukça düşkünseniz takılacağınız yegane mekândır. bölümümden çok orada takılıyorum galiba. sınav zamanı oturacak yer bulmak oldukça zordur. kütüphaneye sadece sınav zamanı pineklemek için gelenler, sınavlardan sonra kütüphaneden el ayak çektiğinde gayet huzurlu bir ortam olur. arada o muhteşem sessizlik ortamını bozan canlılar olur tabii. Üniversiteye gelmiş ama hâlâ kütüphanede telefonla konuşulmayacağını bilmeyen ve sesli sesli sohbet eden lüzumsuzlar gibi mesela. tarih, felsefe ve siyaset meraklıları için üçüncü kat ideal.
ilk kurşun gazetesi genel yayın yönetmeni Güneş Erkul'un yakın zamanda çıkacak olan kitabının adıdır. Kapak tasarımını, Facebook'taki hayran sayfasında sayfa üyelerinin oylamasına sunarak belirlemiştir. Oldukça hoş bir kapak tasarımı var kitabın, çıkmasını sabırsızlıkla bekliyoruz...
Kesinlikle yasaklanması gereken bir durumdur. Hele hele "another brick in the wall"ı katletmesinin önüne geçilmeli. Umarım geriye kalan şarkıcılık yıllarında bir daha söylemeye kalkmaz.
Johan Vandewalle, çağımızın Belçikalı dilbilimcisidir. 35 dil ve lehçe bilmektedir. Gelmiş geçmiş en çok dil bilen Belçikalıdır. Türkçe olarak yazdığı bir yazısında Türkçe hakkında şunları yazmıştır:
Anadili Türkçe olan bir kişinin kısa cümlelerle düşündüğü, konuşma anında ise bu kısa cümleleri çeşitli yollarla birbirine bağlayarak karmaşık yapılar kurduğu görüşündeyim. Bu cümle bağlama eğilimi bazı konuşurlarda zayıf, bazılarında ise adeta bir hastalık derecesinde güçlü olabilir. Bu son durumda ortaya çıkan dilsel yapılar, insan zihninin üstün olanaklarını en güzel şekilde yansıtıyor. Farklı dil gruplarına ait birçok dili incelediğim halde şimdiye kadar hiçbir dilde beni Türkçedeki karmaşık cümle yapıları kadar büyüleyen bir yapıya rastlamadığımı söyleyebilirim. Biraz duygusal olmama izin verirseniz, bazen kendime Keşke Chomsky de gençliğinde Türkçe öğrenmiş olsaydı diyorum. Eminim o zaman çağdaş dilbilim ingilizceye göre değil, Türkçeye göre şekillenmiş olurdu
Ayrıca bkz: https://www.facebook.com/...52&type=1&theater
Kültürümüzde de yer edindiği üzere yaş saygıyı elbette hak eder ancak yaş, birine saygı duymak için tek başına yeterli bir unsur değildir. Erdemden bi' haber, bilgisiz, cehaletin dibine vurmuş, karakter yoksunu bir insan sırf yaşça büyük diye saygıyı hak etmez...
Sonucunuz beklediğinizin daha altında gelmiş ise çok iç acıtıcı bir durumdur. Öyle ki bir üniversite okuyorsanız ve bölümü değiştirmek için girdiyseniz bile zaten bir üniversite okuyor olmanıza rağmen yaşanan hayal kırıklığı oldukça büyüktür.
Aşağılık duygusunun dışa vuruşudur. Kendi milletine hakaret etmeyi marifet sanan zavallıların sıkça yaptığı şeydir. Kendi milletleri dışında her milletin, her etnik kökenin gönüllü milliyetçiliğini yapmak gibi çelişkili davranışları vardır. Böyle yapınca "ileri görüşlü" ve "çağdaş" bireyler olduklarını düşünürler. Ayrıca çoğunluğu özentidir, düşünmek yerine özenmeyi tercih ederler.
Aslında son derece önemli ve savunulması gereken kavramlar olsalar da günümüzde çoğunlukla bölücülerin ve emperyalistlerin "maske" olarak kullanıp, içini boşalttıkları kavramlardır.
Aile baskısı ya da "bu puanla ancak burası gelir." düşüncesiyle yazdığı bölüme bir türlü alışamayan üniversitelinin yaşadığı durumdur. Sonraki yıllarda "bölümden kurtulma" düşüncesiyle tekrar sınava hazırlanmaya kalksa da bölüm dersleri ve sınav hazırlığını aynı anda götüremediğinden dolayı hayal kırıklığına uğrama ihtimali büyüktür.
Okuyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan kişidir. Farkındalığı yaşıtlarına göre yüksektir. ileride aydın olmak gibi ciddi hedefleri olduğundan kendini her alanda geliştirmeye çalışan, örnek alınası insandır.
Amerika'yı "özgürlükler ülkesi" olarak gören, gönlünü ve aklını Amerika'ya kaptırmış olan birtakım canlı türünün gururla(!) üzerinde Amerikan bayrağı olan tişörtleri giymesiyle, özentiler arasında virüs hızıyla yayılan durumdur. Oldukça itici ve tiksindiricidir.
Yazıları, Edebiyat Gazetesi ve Güncel Meydan'da yer alan yazardır. Hem sahte dincileri hem de sahte laikleri en mantıklı açıklamalarla eleştirir. Takip edilmesi gereken yazarların başında gelir.