kolay iş yoktur arkadaşlar, her işin zorluğu, kötülüğü ve güzelliği illaki vardır. bir çoğumuz iyi kötü biryerlerde iş olarak birşeyler yapmaktayız. kimimiz bulunduğu konumdan memnun iken kimilerimizde birşeyler kazanıp, hayatını devam ettirebilmek adına, hiç sevmediği ortamlarda çalışıyor. yüzlerce iş kolu arasında, size zevkli gelen ve keşke şöyle bi işim olsa çok keyif alırdım dediğiniz işler hangileridir. ben şimdi düşündümde valla bulamadım. ama şey olmak isterdim mesela ııııı neyse bulamadım. sanırım çalışmayı sevmiyorum.
küçükken ürkütücü gelirdi birisinin ölmesi. birisi ölüp tabutla mahallemize geldiğinde bile içim hırpalanırdı. sonra sonra, ölüpde yerde kefene sarılı yatanları gördüm, yanımda ölenler bile oldu. ve zaman öyle bi geçtiki, yıkadım en sevdiklerimi. ölülerden korkmayınız.
Her canlı ölümü tadacaktır.
Şöyle bi bakıyorumda internet alemine, nerdeeen nerelere geldik.
evet, özgürce gezdiğimizi sandığımız internet aleminde, kendimize ne kadar özgürüz diye tekrar sormamız gerekir.
özgürlük boyutunun bir belirleyicisi olduğunun bilmem farkında mısınız? Şuan hepimizin kullanmış olduğu, bütün internet ve cep tel programlarında tüm yapılmış olan konuşmaların, yazışmaların, görüşmelerin, girilen sayfaların, yaptığımız yorumların vs. herşeyin birileri tarafından kayıt altına alınmadığınımı düşünürsünüz yada hiç böyle şeyler düşünmez misiniz?
bütün özelimi elinde tutan bir sistem var, ben unuturum o unutmaz.
istanbul'da bulunan buram buram tarih kokan müzelerdir, kesinlikle gidip görülmeleri gerekir.
Topkapı sarayı, dolmabahçe, arkeoloji ve türk islam eserleri müzesi başlıca müzelerdir.
Bu bağlamda aklıma gelen kişilerin başında nedense hep saddam geliyor.
Belkide yaşarken gördüğüm içindir kaybedişini.
Kaybedenler kulübü başkanı seçimi olsa, oyumu ona atardım.
Günlük hayatta büyüklü, küçüklü çantalar kullanan erkektir.
özellikle küçük olanlarının içinde neler taşıdıklarını hep merak etmişimdir. hani böyle bazen boyunlarına falan asarlar.
ben bikere içinden tesbih çıkartan görmüştüm. sustum.