atticus finch
0 (düz adam)
üçüncü nesil yazar 2 takipçi 0 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    aferizm

    2.
  1. (bkz: aferist)

    1923 sonrasında siyasi kadrolarla sermaye çevrelerinin bir araya gelmesinde, 1924 yılında kurulan iş Bankası özel bir önem taşımıştır. Bu özel statülü, resmi görünüşlü bankanın genel müdürlüğüne imar vekilliğinden istifa eden Celâl [Bayar] Bey, yönetim kurulu başkanlığına da Siirt mebusu Mahmut Bey getirilmişti ve iş Bankası dönem boyunca, yerli ve yabancı sermaye ile siyasi iktidar arasındaki bütünleşme sürecinde fevkalade aktif bir rol oynamış ve çeşitli iktisat politikası kararlarını sermaye çevrelerinin istekleri doğrultusunda yönlendirmede çok etkili bir baskı grubu oluşturmuştur. Bu baskı grubunda bankayı temsil eden politikacılara ve nüfuzlu kişilere, iş Bankası'nın Fransızca karşılığı olan Banque d'affaires'den esinlenerek, fakat aynı zamanda ''çıkarcı'' anlamında kullanılan ''affairiste'' sözcüğünün karşılığı olarak ''aferistler'' denirdi.*

    * korkut boratav, türkiye iktisat tarihi 1908-2002, s.41
    3 ...
  2. 2.
  3. ingiliz dışişleri'nde, ege'de yunan hakimiyetinin sağlanmasının akdeniz, hatta ortadoğu'daki ingiliz sömürgeci çıkarları için daha uygun olduğu görüşü hakimdi. sonuçta, yunanistan'la i. dünya savaşı sonrası iyi bir birliktelik gerçekleştirmişlerdi. türkiye'nin italya-yunanistan savaşında taraf olmasa da oniki ada'daki gelişmelere kayıtsız kalmayacağını düşünen ingilizler, türkiye ile yunanistan'ı karşı karşıya getirmemek için çaba gösteriyorlardı. aralık 1940'a gelindiğinde ingilizler, adalarda yiyecek sıkıntısı çeken ve moralleri düşük olan italyan garnizonlarının türklere teslim olacağı korkusuna kapıldı. oniki ada'nın bir oldu bittiyle türkiye'nin eline geçmesindense, türkiye ile yunanistan arasında bir anlaşma yapılmasını cesaretlendirmek gerektiği üzerinde durdular. ingiltere dışişleri bakanı anthony eden, amiral ülgen'in teklifinden hareketle oniki ada konusunda türk-yunan anlaşmasının sağlanabileceğini düşündü. bakanlık içi yazışmalarda eden, türkiye'nin stratejik nedenlerden dolayı topraklarına yakın bir iki adayı elinde tutabileceğini ve diğer adalarda da üs elde etmesiyle çözüme ulaşılabileceği fikrini tartışmaya açtı. eden, bu konuda türk hükümeti ile hemen görüşmelere başlanılmasını, aksi halde italya'nın burayı türkiye'ye devretmesi tehlikesini dile getirdi.(7)

    bu konuda görüşüne başvurulan yunanistan başbakanı metaksas, oniki ada'nın italya tarafından türkiye'ye teslim edilebileceği endişesini paylaşmadı. ''tamamen rum olan adaları yabancı bir yönetime terk edemeyeceklerini, ancak meis'in hem türkiye'ye çok yakın olması, hem de adada rumların azınlıkta olması nedeniyle'' türkiye'ye bırakılabileceğini söyledi. ama bu adalarda türkiye'ye üs vermeye kesin karşı çıktı.(8) metaksas'ın bir isteği de oniki ada'nın işgalinde yunan donanmasının ve askerlerinind eyer almasıydı.

    türkiye ise savaş sonundaki durumun değişmemesi için, adaların işgalinin tamamen ingiliz birliklerince gerçekleştirilmesini ve yunan birliklerinin bu işgale katılmamasını istedi. bu aşamada türk ve yunan yetkililerden cesaret alamayan ingiliz dışişleri, iki ülke arasında görüşmeleri teşvik etmekten vazgeçti. italyan garnizonunun teslim olması durumunda, oniki ada'nın ingilizler tarafından işgaline ve yönetimine engel olmayacağına dair türkiye'den garanti istedi. ancak türk dışişleri bakanı şükrü saraçoğlu, bu talebe oyalayıcı cevap vermekle yetindi. beklediği sonucu alamayan ingiliz hükümeti bu konuyu daha fazla takip etmeme kararı aldı. ingilizler, oniki ada'nın savaş sonuna kadar kendi yönetimlerinde kalması teklifini yapınca, saraçoğlu, kendisinin de bu teklifi yapmak üzere olduğunu söyleyerek tamamen bu fikre katıldı.(9)

    dışişleri olayın siyasi boyutuyla ilgilenirken, savaşın seyriyle ilgilenmek durumunda olan askerler hükümetlerinden bir an önce siyasi tavrını kesinleştirmesini istedi. çünkü mihver bloğu, doğu akdeniz ve balkanlar'a doğru yayılıyordu. oniki ada'ya sahip olan mihver bloğu, buralardaki hava üslerinden hayfa'daki ingiliz petrol tesislerini ve süveyş'i bombalayabilirdi. bu tehdit, italya'nın 1940 ekim'i sonunda yunanistan'ı işgaliyle zaten kendini göztermişti. akdeniz orduları komutanı amiral sir andrew cunningham, ''italyanlar soluk almadan derha oniki ada'ya operasyon düzenlenmesini'' istiyordu.(10) nihayet 21 aralık 1940'ta, amiral cunningham oniki ada'ya saldırı için hazırlık yapması yönünde ingiliz genel kurmayı'ndan emir aldı.

    1941 şubat sonuna doğru sir andrew cunningham komutasındaki ingiliz birliklerinin meis'e saldırıp burayı ele geçirmesi yunanistan'da sevinçle karşılandı. bunun, ''bütün adaların kurtuluşunun ve yunanistan'a kazandırılmasının bir başlangıcı olduğu'' varsayıldı. ancak ingiliz kuvvetleri gerekli lojistik desteği sağlayamadığından kısa süre sonra geri çekilmek zorunda kaldı. almanlar ise oniki ada'ya birliklerini göndermekle kalmadı, süveyş kanalı'nı da havadan mayınladı. bunun neticesinde kanal sık sık ulaşıma kapandı. kısa süre sonra yunanistan'ın teslim olması ve ardından da girit'ten çıkarılmasıyla, ingilizler bölgede ciddi bir pozisyon kaybına uğradı. artık ingilizlerin en yakın hava üssü mısır'dı. eğer üs olarak oniki ada kullanılmış olsaydı, girit çok rahat alınabileceği gibi düşmana ciddi zarar verilebilir, belki de bölgeden uzaklaştırılabilirdi.

    oniki ada sorunu, tsouderos'un ağustos 1941'de londra'da sürgünde bir hükümet kurmasına kadar askıda kaldı. londra'da bulunmanın avantajını da kullanan yunan hükümeti, oniki ada'nın kendilerine ait olduğuna dair ciddi propaganda faaliyetinde bulundu. zaten ingilizlerde hakim olan düşünce, yunanlıların müttefiklerin yanında savaşa girmesinden dolayı oniki ada'yı almaya hak kazandığı yönündeydi. türkiye ise savaş girmemiş, hatta almanya'yla bazı konularda ilişkisi devam etmişti. aslında türkiye'nin savaşa girmediği için oniki ada'yı alamadığını söylemek, tam olarak gerçeği yansıtmaz. zira 1943 yılında, adaların almanlardan geri alınması konusu gündeme geldiğinde palairet, türkiye sonradan savaş girse, savaşın sonunda bu adaların yunanistan'a verilmemesi için bir sebep olmadığını söylüyordu. palairet, kıbrıs2ı da yunanistan'a vermenin cömertlik olmakla birlikte, çok değerli ve kahraman bir müttefiki kazandıracağını söylüyordu. bu aynı zamanda adalarda ingiltere'nin üs bulundurmasına da olanak tanıyacaktı.(11)

    devam edecek
    0 ...
  4. 1.
  5. *

    yrd. doç. dr. süleyman seydi'nin toplumsal tarih dergisinin 140. sayısında (ağustos 2005) yayınlanan makalesi

    oniki ada nin yunanistan a devrinde ingiltere'nin rolü

    20. yüzyılın ilk yarısında, modern savaş gemilerinin ve hava kuvvetlerinin gelişimi göz önüne alındığında, oniki ada'nın(1) akdeniz ve karadeniz'de çıkarı olan tüm devletler için stratejik bir konuma sahip olduğu görülür. ancak, türkiye ve yunanistan için adaların stratejik önemi farklıdır. ii. dünya savaşı'nın başlamasıyla adaları ele geçiren italya'nın almanya yanında savaşa girmesi ve yunanistan'ı işgal etmesinin yanı sıra, doğu akdeniz, ege ve balkanlar'da önemli hakimiyet kaybına uğramış olan ingiltere için adaların kontrolü, akdeniz'de sahip olduğu konumun devamı açısından hayati önem taşımaktadır. acil stratejik ihtiyaçlar ve uzun vadeli politik çıkarlar, italya'dan alındıktan sonra, oniki ada'nın geleceğinin ne olacağı konusunda ingilizler görüş ayrılıklarına düşer. almanlar karşısında bir an önce ege'de üstünlük kurmak isteyen churchill, bu adaları işbirliği karşılığında türkiye'ye vermeye hazırken, uzun vadeli ingiliz çıkarları açısından adalarda yunan hakimiyetini gerekli gören ingiliz dışişleri bakanlığı türk hakimiyetine karşı çıkar.

    onaltıncı yüzyıldan itibaren türk hakimiyetindeki oniki ada, trablusgarp savaşı sonunda, 1912'de yapılan uşi anlaşması'yla geçici olarak italya'ya bırakıldı. bu anlaşma, oniki ada üzerindeki 400 yıllık türk hakimiyetinin sonu oldu. zira 1915 yılında itilaf devletleri arasında yapılan gizli londra anlaşması'yla oniki ada italya'ya verildi. 1923 lozan anlaşması'yla da türkiye ve diğer taraflar bu adalar üzerindeki italyan hakimiyetini onayladılar. ancak italya'nın 1930'ların başından itibaren akdeniz'deki mevcut duruma karşı hareket etmesi ve nazi almanyası'yla işbirliği içinde olması, ingiltere başta olmak üzere tüm statüko yanlısı ülkeleri endişelendirmeye başladı. 1935 yılında, italya'nın habeşistan'ı (etiyopya) işgaliyle bu endişelerin yersiz olmadığı anlaşıldı. italya'nın bu tutumundan dolayı, ii. dünya savaşı başladıktan kısa bir süre sonra oniki ada'nın konumu, savaşan güçlerin akdeniz'e yönelik stratejileri açısından önem kazandı. özellikle 11 haziran 1940'ta italya'nın mihver bloğu yanında savaşa girmesi ve çok geçmeden yunanistan'a saldırması, ingilizlerin akdeniz, ege ve ortadoğu'daki konumunu tehdit etti. savaşın seyrine etki edebilecek stratejik bir önem kazanan oniki ada, doğal olarak ingiltere'nin öncelikli konuları arasında yerini aldı. ancak italyan hakimiyetindeki bu adalar üzerinde yunanistan ve türkiye'nin hak idia etmeleri, ingiltere'nin planlarını bir anlamda zora soktu. bu durumda ingiltere, savaşta tarafsız kalmayı tercih eden türkiye'ye karşılık, kendi yanında savaşa giren yunanistan lehine açık tavır koyabilirdi. ama balkanlar, ege denizi ve doğu akdeniz'de meydana gelecek olası bir savaşın seyrini değiştirebilecek bir coğrafi konuma sahip olan türkiye'yi, nazilerle işbirliği yapar endişesiyle kolay kolay cezalandıramazdı. ayrıca türkiye'nin adalar konusunda hak iddia etmesinin hem tarihi hem de hukuki altyapısı vardı. her şeyden önce uzun yıllar türk hakimiyetinde kalan bu adalara, italya bir oldu bittiyle yerleşmişti. bunun yanında 19 ekim 1939'da ingiltere, fransa ve türkiye arasında imzalanan üçlü ittifak'ın gizli 3. maddesi, oniki ada'ya yönelik olası saldırılar karşısında türk birliklerinin ingiliz ve fransızların hava ve kara desteğiyle oniki ada'yı tehlikesiz duruma getirmesini öngörüyordu.(2)

    üçlü ittifak olmasına karşın, oniki ada konusunda türkiye'ye ilişkin izlenecek politika, ingiliz savaş kabinesi ile dışişleri bakanlığı arasında görüş ayrılığı yarattı: savaş kabinesi, özellikle churchill, bu adalara yönelik saldırılarda lojistik destek sağlaması karşılığında, oniki ada'nın türkiye'ye verilmesini önerdi; ama ingiliz dışişleri bunu şiddetle reddetti.(3) dışişleri, ileriye yönelik ingiliz çıkarları açısından akdeniz'e hakim noktada yunanistan'ın bulunmasını tercih ediyordu. ancak türkiye'nin oniki ada'ya sahip olabilmek için mihver bloğuyla işbirliği yapma olasılığına karşı bir ara formül arayışına gitti.(4) hatta ingiliz dışişleri, türkiye'nin adalar üzerindeki iddialarından vazgeçmemesi halinde, bu adaların türkiye ile yunanistan arasında paylaştırılarak, bu iki devletin koruması altında otonom yönetim ya da herhangi bir başka sistem bulunması konusunu tartışmaya açtı.(5) ama bu görüş, ingiliz dışişleri bürokratları ve diplomatları arasında pek taraftar bulamadı. ingiltere'nin oniki ada siyasetini belirlemede atina büyükelçisi michael palairet ve ankara büyükelçisi hughe knatchbull-hugessen de önemli rol üstlendiler. helen kültürüne duyulan sempatinin ve dini kıstasların yanında, yunanistan'ın ingiltere safında hitler'e karşı savaşırken türkiye'nin tarafsız kalması zaten yunanistan'ın elini güçlendiren bir husustu. bunun yanı sıra, oniki ada'da yaşayanların çoğunun hıristiyan ve rum olması da türkiye'nin elini zayıflatıyordu. özellikle palairet bu hususları sıklıkla vurguluyor, hugessen de palairet'ten çok farklı düşünmüyordu.

    yunanistan iddiasını, meis adası hariç oniki ada'nın tamamının yunanistan'a devredilmesi biçiminde açıkça ortaya koyarken, türkiye bu konuda bazı itirazlar dile getirmekle birlikte, devam eden savaşta tarafsız olmasından dolayı çok kesin isteklerde bulunamadı. temelde türkiye, oniki ada'yı anadolu'nun bir parçası ve boğazların güvenliğinin bir garantisi olarak görüyordu. türkiye'nin isteği bu adalrın en azından adil bir biçimde paylaştırılmasıydı. ancak çoğu zaman isteğinin ne olduğunu karşı tarafın tahminine bırakıyordu. bu konuda ciddi itirazlar yükseltememesinin nedeni savaşın dışında kalma isteğiydi. ama hedefi, oniki ada konusunda isteklerini barış örüşmeleri başladığında dile getirmekti. yine de bu konuda türk otoritelerinin ağzından farklı açıklamalar çıkabiliyordu. örneğin, amiral ülgen, ingiliz askeri yetkilileriyle görüşmelerinde, oniki ada konusunda türkiye'nin bir zorluk çıkarmayacağını, yalnızca kos (istanköy) adasını isteyeceğini, geri kalanının yunanistan'a verilebileceğini belirtmişti.(6) bu öneri ingilizler tarafından gayet iyi karşılandı. ancak ingilizler bu görüşün kişisel mi, yoksa resmi mi olduğu konusunda kuşkuluydu.
    0 ...
  6. © 2025 uludağ sözlük