bir futbol organizasyonu olan tüzel kişilik. aklımda en çok yer eden özelliği ise, ikonik marşı çalınırken zihnimde yankılanan "ünaaaaaysaaaalll" nidasıdır.
bir holywood filmi, bir türk gencinin elastik ruhunu şekillendirebilir mi? hayata dair sorulan o kocaman soruların ilk örnekleri o bakir zihne bir film sonrası ekilebilir mi? bir filmin müziği aynı kişiyi 25 yıl sonra bile aynı yakıcılıkla etkileyebilir mi? tüm bu soruların cevabı kocaman bir evet... 1998 yılında o çemberlitaş sinemasının ana salonundaki 3 saatlik gösterim sonrası sinemadan çıkıp kalabalığa karışan bendeniz için titanic, asla salt bir film değil. hayatın tüm kavramlarının önüme serildiği bir şok deneyimi olmuştu...
peyami safa'nın insan psikojisini derinlemesine didiklediği ustalık eseri. öyküleme ve betimlemelerin bu kadar somutlaştığı, bu kadar tad verdiği başka bir eser daha okumadım. büyüksün peyami amca. huzur içinde uyu...
Bir dream theater şarkısı. Aşkın, kaybetmenin, özlemin baladı. Dinleyenin zihnine hüznü derinlemesine eken bir şaheser... ve benim için sadece ve sadece Özlem'i hatırlatacak bir "remdinder"... ah be Körs... zalımın kızı