istanbul özel medipol hastanesi*
saat 13.00'da ilaçlı mr çekilecek hastamız var. aç kalınması gerekli, hastamızda şeker hastası. açken şeker düşebiliyor. bu da bilenler bilir ölüme kadar götürür.
her neyse; yoğun bakımdan hastalar geliyor bahanesiyle randevu saatini fazlasıyla geciktirdiler. hipoglisemisi olduğunu söylememize rağmen pek oralı olmadılar.
hasta fenalaştı. hemen müşahadeye aldılar.
ekip liderlerine sövmeye gittim. 'bakın hem kalp hastası, hem şeker. çarpıntısı var diyoruz nabzına bakılmıyor *, şekeri bile ölçülmedi.' cevap muazzam:
-burası Acil değil efendim.
SEVDiĞiN KADAR SEViLiRSiN
Her şey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakini gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi;
evdiğin kadar sevileceksin
Ay ışındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü his ettiğin kadar güçlü
Kendini güzel hissettiğin kadar güzel
işte budur hayat, işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün;
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar
bilirsin Bunu da öğren;
SEVDiĞiN KADAR SEViLiRSiN
kayıvalide adaylarınca makbul olmayan durumdur.
-şş kızz zeliha'nın oğluna bak ne kadar da büyümüş. mühendis çıkmış diyorlar.
anne!..
-ne var be turşunu mu kurucam...
ateistmiş o anne hani mevlütlü yapacaktık düğünümü?*
-olsun kızım ne güzelde işi varmış hem sen inançlısın yeter.
anne hem bütün gün sözlük başındaymış, bak zaten şimdi de elinde telefon var. hep böyle...
-sen güzelliğinle ekarte edersin onu.
off anne illa söylettireceksin!.. gaymiş o gay.
-olduu o zamaan.
eğer tez vakitte ölmek isteyen zevattansa hakikaten düşüncesizdir.
şöyle ki, organların fonksiyonlarının bozulmaması için hayata döndürmek için ciddi çaba sarf ederler. sonrada beyin ölümü gerçekleşti deyip korudukları organları bir güzel alırlar. ha işte yaşama ihtimalinde...
hazırlık sınıflarının kalkmasıyla vuku bulmuştur. haftada 10 saat ingilizce görmek vardır. 2 saat neye yeter. ancak sınavda çıkacak tence'ler gösterilir ve bu her yıl tekerrür eder.
sağlık fuarında arkadaşlarla 'vay ne ilginç, şuna bak la, ahanda bizim tüpler ne tanıdık gel bi bakak.' diye şaşkaloz şaşkaloz gezerken, kore'li stant görevleri ingilizce bir şeyler söyledi. haliyle anlamak birbirimize baktık... 'size ingilizce öğretmiyorlar mı okulda dedi?' anlamına gelen bir şeyler daha söyledi. bizde aptal görülmemek için * 'no,..'
-e rusça mı öğretiyorlar?
no no.
-hangi dili öğretiyorlar.
only turkish only.hassiktir.
-a a ne kötü.
*****
yine aynı fuardan orta yaşlı alman tipli bir adam, gayet neşeli 'good morning' der. neyseki tedbirli davranmışta bir çevirmen almış yanına. adam: 'it's clean' ben yine çevirmene bakıyorum. acaba bana tarzanca mı öğrettiler ingilizce biliyorum diye geçiniyorum. öğretmeye çalışın biraz derslerde bizde neyle karşılaşacağımızı bilelim değil mi. o kadar çok bilinmedik kelimelerle ve başka aksanla anlatıyorlar ki kendilerini 9 yaşındaki sübyanın bildiği 'its's clean'e bile yanlış anlamışımdır diyorum.
sözlük yazarlarının 'ahanda aradığım hayvan' dediği hayvanlardır. ille de var olmasına gerek yok. at gibi büyük, kedi gibi mızmız, av köpeği gibi soğukkanlı, güneş gibi sarı vs.
hayvanları sıkarak sevme makinesi diye tabir edilen benim, hayalimdeki hayvan. sanki birileri 'aslan terbiyecisi' şimdi muhabbet kuşu gibi tüylü-konuşkan, amam birazda ele avuca
gelen beyaz bir yaratık ister demiş ve süs tavuğunu yaratmış.
tasavvufi yorumda olduğu gibi her yerden tecelli eden allahtır, ama gerçek tecelliyi yalnız arınmış nefsler gösterebilir. o zamanın ihtiyacına göre; bunu baskın olarak söylemiştir muhtemelen. mütevaziliği aşıladığından çevresindekiler yalnız ondaki tecelliyi kabul etmiş kendilerini bozuk aynı görmüşlerdir.
Allah'ı sadece tenzih etseydi şu anda olduğu gibi o zaman da maymuna döndürülmüş kavim var olacaktı.
eğer daha düşük model telefon kullanıyorsa yoğun radyasyona maruz kalmak istemeyen, fotoğrafını Nikon D5200le çeken, müziğini mp4le dinleyen insandır.
bense galaxy s4 demekteyim.
kavak yellerinde tanıştığım kahraman.
kahramandı benim için. gerçek olamayacak kadar mükemmel ama özellikleri çeşitli yerlere, kişilere taşınmış olan... istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi mezunuymuş. 77 doğumlu imiş. hayatından parçaları öğrendikçe beynimin derinlerindeki kitabın parçaları tamamlanıyor.
o kitabın büyük bir bölümü survivor'da tamamlanıyor.
tanımayanlar için bildiğin insan. sadece benim kahramanım olabilecek türden.
yeraltı mezarlığı.
bir hikayem var.
nokta.
siyah kuğu...
şeklinde gider. burada önemli olan ya bilindik olacak ya da yeraltı mezarlığı gibi anlatılabilecek tarzda filmler olacak. yoksa hem strese girer hem de strese sokarsınız. filmin ne olduğu öğrenildikten sonra alacağınız sövgü de cabası.
okuyup, iyi bir üniversiteye kapak atıp, iyi bir sevgili bulmaktır. her genç kızın hayalinde olduğu gibi.
lise mezunu olmadan ne doğru düzgün eş ne de doğru düzgün iş bulamayacağı bilmektedir.
başlığı gördüğümde, fethullah güleni anımsatmıştır. bir gönderme mi yapmak istedi bu nickle bilinmez ama hayırlı uğurlu olsun. nicki gibi dilleri, dinleri birleştirsin.
(bkz: hoca efendi)
kadın, çoluk, çocuk demeden hayvanlar ve bitkiler dahil herkesin öldürülme emrinin verilmesiyle gerçekleştiği sözlenen katliam.
atatürk'ün hasta yatanığında, çok da bilinçli olmadan bu kadarı verdiği söylenir bazı kesimlerce. ismet inönü mevcut başbakanlık koltuğunda malumunuz...
geçtiğimiz aylarda akp hükümeti, chp'den bu yapılandan dolayı özür dilemelerini istemiştir. günümüzde bazı kesimlerin hala kanayan yarasıdır. ölenler hepimizin ciğeridir.
-sevgililerinin olmaması.
-kırılgan olmaları.
-konserine gitmek için ağlayıp inlemeleri.
-justin bieber hakkında olumsuz yorum yapıldığında küsüp gitmeleri.
-sevdiğim, aşkım deyip, justin bieber'ın boynuna sarılmak istemeleri.
-konserinde yanına çağırdığı kızın (ne için bilmiyorum) yerinde olmak istemeleri.
-ve sanırım en önemlisi ömürlerinin sonuna kadar ona hayran olacaklarını düşünüp sevmeyenlerine ya da çocuksu bulanlara aptal gözüyle bakmaları.
ha hepimiz zamanında birilerinin hayranı olduk. umarım bu özelliklere sahip olmamışızdır.
yaklaşık 2 yıldır yazar olduğum sözlük. can çekişmeye başladığı dönemde kaydolmuşum, hala can çekişmekte... 15 kişinin online görüldüğü tarih kutsal ilan edilmektedir.
moderatörü sorter; harbi adamdır ve gördüğüm kadarıyla sözlük ahalisi tarafından sevilmektedir. uçurma işlerini tam kıvamında yürütmektedir.
sözlük şu şekilde dönemektedir; modlarla birlikte 5-6 yazar devamlı yazar, üye olan 2-3 kişi 1 kaç hafta online olup gider. velhasıl, yeni yazarlar arada canlılık getirmektedir.
ama en önemli sorunu, oylama olmamasıdır. sözlüğe girenlerin çoğu özel mesaj kısmına bakıp çıkarlar. bunu sol frame'in saatlerce akmadığından anlayabiliriz. gündemden uzak, kendi halinde, sıradan bir sözlüktür.