epikür kimdir, bahçesi nedir, neden bunları yazıyorum konusu çetrefilli ama deneyelim.
hedonizm, haz felsefesi demektir ve tdk ya göre hoşa giden şey, sürdürülmesi istenen hal durum gibi anlamlarla taşımaktadır hoş bu tanım bile tartışmaya açık. buraya şerh düşeyim en sevdiğin şeyi yeterince uzun süre yaptığında sıkılacağının garantisini verebilirim. sürdürme isteği çok zaman sürdürülmek istenen şeyin önüne geçer çünkü ciddi bir güç problemini içerisinde taşır. güç ise var olan adına ciddi bir sorundur *
neyse mevzuya dönelim haz felsefesi iki şekilde ele alınmıştır. birincisi psikolojik hedonizm yani başta insan olmak üzere canlıların haz almaktan başka bir gayesi olmadığı ve bunun var oluşsal bir kod olduğu fikri. freud ise hazzı acıdan, stresten kaçmak olarak anlamlandırmış. freud'a göre onu sıkıntıya sokan her durumdan uzaklaşabilen insan hazzın içindedir.
ahlaki yani idealist birincisi hazzı en ideal şekliyle hedonizm ise hazzı yaşamayı ve yaşatmayı vazife edinir. bu bir var oluş gerekçesidir ahlaki hedoniste göre. hatta ona göre tanrı insanları haz alsınlar diye yaratmış bile olabilir.
ahlaki hedonistlerin başı sayılabilecek bir abimizdir epikür.
hatta ''evrende herşey insan için haz objesidir. ancak erdemle gelen bilgi arttıkça haz da artar. bu nedenle yönelim hazza değil bilgiye olmalıdır'' da der.
materyalist, agnostik her şey denmektedir hakkında belki sapkın bir tanrının hastalıklı elçisiydi kimbilir ?
neyse mevzuya gelelim.
Epikürcü okulu MÖ 306 yılında Atina'da kuruluyor. Okul geniş bir bahçede kurulduğu için takipçilerine bahçe filozofları deniyor. Okulun kapıları herkese açıktır bu arada. ve hazzın dorukları yaşanıyor epikür'ün haz bahçesinde. Her şey serbest anlayacağınız *
harika görünüyor değil mi her şey ?
ama sonucunda ne oluyor biliyor musunuz ?
birkaç fahişenin iş tuttuğu ve bir grup ayyaşın sabahladığı bir yer haline dönüşüyor bu koca felsefe okulu.
evrime bak amk. balıktan insana evrilme meselesi bile hafif kalıyor yanında.
ha bunları niye anlattım meselesi var bir de.
bu sözlük denen yerler haz bahçelerinden ucuz otellere evrildi de ondan.
ekşisi otu boku insan adına ve onun üretimi adına ne varsa yok olmak zorunda. çünkü insanlık tarihi evrenin tarihinin yanında komik bir kesme işareti gibidir de ondan.
mutlu yıllar...
asla anlayamayacağınız durum. marjinal fayda iktisat fakültelerinde öğretilen saçma sapan bir mevzu.
asla anlayamayacaksınız neyin yeteri miktarda olduğunu. zira siz sikik bir fanisiniz ve ölümle sınanıyorsunuz.
muhtemelen hayatınız çöp olacak.
ama siz hobi olarak iyi bir hayat sürmeyi deneyin yine de.
en afili fikirlerin beslendiği yerdir orası. ingiliz aristokrasisi içinde sulukule ağzı kadar gerçek ve sahicidir orada her şey. kimsenin umurunda değilsin olsun bu senin hayatın.
yaşamımın her anında hissettiğim şey.
olmuyor amk. ne yapsam olmuyor. her şey olmuş gibi ama olmuyor.
acı mı lazım bir yerlere ?
acı da oldu ama olmuyor.
bu varlık bu pazıla uymuyor.
gideceğim usulca kimsenin haberi olmadan kocaman depremlerle.
evrimin sonucudur. zira tür ancak bu şekilde devam edebilir. haliyle kadın da en iyi sperme sahip olduğunu hissettiği erkeğe ram olacak filan.
yazılım basit ama etkili.
aralarından bazıları bazen eksik kalsa da insan yaşamına dair en güzel tanım.
ne dediğinin, ne bildiğinin, ne istediğinin herhangi bir önemi mi var sanıyorsun.
yukarıdaki videoda abd'nin fetö aracılığıyla chp'nin başına atadağı kk'nın 9 seçimdir neden istifa etmediğini açıklamış ablamız.
sözde hepsi üniversite mezunu ve aydın.
birader hassssktr.
hayatın ying yangi. bir bütünün iki yarısı. varlıklarını diğerine borçlular. ve biri az iken diğeri azıyor. çok garip bir denklem tabi freud'a göre. Ne oluyor biliyor musun hayat ölüme odaklı saçma sapan bir süreçmiş de biz haybeye kürek çekiyormuşuz gibi.
olabilir mi böyle bir şey lütfen ol........ çünkü.
günümüz dünyasında hemencecik olan şey. bu amk psikolojisi kağıttan mı lan ? öyleyse bozulsun, yok olsun amk psikolojisi. çanakkale'de 2. dünya savaşında şarapneller arasında canını korumaya çalışan 15 yaşındaki insanlarda bu sik kafalı psikoloji denen şey yok muydu ?
kapitalizm sülalenle beraber sikeyim neyin varsa.
piaget'nin zeka tanımından yola çıkılarak varılmış çıkarım. hayatı ideal kılan beklentileriniz değil ona ne kadar uyum sağlayabildiğinizdir gibi sonuç çıkar.
hayatı değil ideallerinizi sorgulayın.
sanki zarardaymışsın gibi hissettiren yığınla insan olmasına rağmen insan adına en mantıklı seçim. alkolüne yetecek kadar kazan, uyuş ve uyu. ötesi hikayeden bir fazlası. herkes meşrebine kulp takabilir ama birileri de böyle seviyor demek ki. doğru yanlışını varsa bir sağlamacı o ölçecek.
garip dursa bile realitedir. derinlemesine düşünüldüğünde iç acıtır, can yakar, zora sokar. ama çok şükür ki ''hıfzı beşer nisyan ile malüldür''. anlamadın değil mi siktir et.
bunca bilinmezliğe rağmen yaşamakta bu ısrarın sebebi olsa olsa intiharın korkutucu oluşudur.
bir düşünür öyle diyordu ''hayatta ciddi iki sorun vardır intihar etmek ya da etmemek''...
uhrevi bir içki olduğunu gösterir. her yudumu yemek borundan ruhuna doğru kocaman bir köprü oluşturur. onun sayesinde bilirsin ki ölüm hep ama hep birazdan.
insan denen ve kendini bilinç denen şeyle taçlandırdığını iddia eden canlının en büyük paradoksu. ölüm orada biliyorsun ve ona hızla koşuyorsun ama bu gerçeğin bütün ağırlığına rağmen saçma sapan bir umut ve coşku taşıyorsun içinde.
ve çok zaman görmezden geliyorsun ölümü. hatta cümlelerinden bile uzaklaştırıyorsun. üzerine bir sürü lakırdı edilir lakin nedir bu motivasyonun kaynağı ?
yoksa ölüm gerçekten ölmek değil mi ?
ev üretimi cillop gibi rakıdır. bu konuda bir sürü bilgi veren site mevcuttur. rakı fiyatlarının allah katına ulaştığı bu zamanda lezzetli ve ucuz bir alternatif oluşturur.
araştırmadan fikir beyan edenin götüne 100 lük rakı şişesi girsin.
yaşadığımız enformasyon bombardımanında bir gram ilgi çekebilmek adına herkesin küçük birer trolle dönüştüğü günümüzde ortaya çıkan durum.
acı lan cidden.
galaksideki yıldızlar gibi hızla uzaklaşıyoruz birbirimizden.
ve ne çok acı büyüyor içimizde.
apartmanda at beslemeyin çünkü apartmanda at beslemek meşakkatli ve kafa karıştırıcı bir iştir. merdiven boşluğunda kişneyerek şaha kalkmış bir at komşuları rahatsız edebilir.
örneğin ben yukarıda saydığım sebeplerden ötürü apartmanda at beslemiyorum.
tanım: apartmanda at besleyenlere ve beslemek isteyenlere tavsiyeler içeren başlık.
insan ve onu farkında kılan, farklı kılan bilinci büyük ihtimalle evrendeki bir takım materyallerin tesadüfen bir araya gelmesi sonucunda oluştu.
Kötü olan şey ise sonsuzluk aşkı ile yanıp tutuşan bilincin bu uçucu ve geçici süreç sonucunda hiçbir yere varamadan yokluğa karışıp hiç olacak olması. Fecaat tam da burada işte.
Gereksiz yere bilinçlendin ve ona inat yok olacaksın çok garip.
Ya da yaratıldık cidden imtihan tüm bu olan biten.
Siz ne dersiniz?
la oğlum siz zeki zannediyorsunuz ya kendinizi o yüzden bu tarz araştırma ve haberler var. ben bu haberi bbc bilimde buldum. kafam iyi diye uzun uzadıya bakmadım gerisine yapıştırdım geçtim.
kaldı ki hiç aksi yönde bir iddiam olmadı çünkü dostoyevski dediğin adamdan bir tane daha çıkmıyorsa biline ki geçmişte insanlar bizden kat be kat daha zekiydi.
ama yine siz şey yapın isterseniz.
yaptığı tespitlerde yüzde yüze yakın şekilde haklı çıkmasının vermiş olduğu özgüvenle ortaya atılan iddia.
çünkü o insanı kutsamıyor ve freud'un da haklı olduğu olduğu yönler olduğunu biliyor.
haklı olmayı değil doğru olmayı önemsiyor.
üzerinden prim yapmayı ya da ona hakaret etmeyi anlamsızlaştıran durum. Bu insan evladı kendi doğruları için yaşadı ve elinden geleni yaptı bu doğrular için. tek derdi 50 liralık internet ücretini ödemek olan vasat canlıların hedef tahtası ya da fetişi olmayı hak etmiyor çünkü o artık yok.
rahat bırakın o bir insandı ve kendisi için en iyiyi, en doğruyu yapmaya çalıştı.
seveni vardır sevmeyeni vardır. kime ne bundan hatta ona ne.
muhtemelen alayınıza gülüyordur şu an.
var oluş realitesi. kısacık bir tiyatro hayat rolünü bilmediğin.
ve yazarın hiç siklemediği bir karaktersin sen. herkes zavallı sadece biraz fazla ya da biraz eksik acı var. ama herkes için keskin bir acı ve sonunda bir yok oluş var.
bok gibi geldik sik gibi gidiyoruz.