zamanında (bkz: nene hatun) gibi bir sürü yiğit kadın sayesinde bu ülke kuruldu. yeri geldi ayaklarındaki çorabı bile verdiler askerlere bu vatan için ama şimdiki kızların hiç bir şey umrunda değil hepsi apolitik hepsi zengin koca peşinde şimdi o anaların kemiği sızlıyordur şimdiki türk kızlarının halini görünce akıllı akıllı olun akıllı bu dünyada paradan daha önemli şeyler var denilesi durum.
bir keresinde taksimden otobüse binmiş eve dönmekteydim. otobüs hınca hınç doluydu.arkada adamın biri kız erkek demeden önüne gelene fortluyordu. millette rahatsız tabi adam gele orta kapıya kadar geldi. kapının ağzında bir kız duruyordu. bu sapık kıza fortlamaya başladı tabi kız ıkınıyor. belli rahatsız en son dayamadı döndü arkasını
-baksana sen bana
demeye kalmadı birden rengi attı ve ağzından çıkan son kelime
Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Heryere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki. En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmekarası bir şeyler hazırlar gönderirdi. Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu. Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık. Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi, kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık. Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık. Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş.. hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri. Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok. Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar... Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..
Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu. Ben kapılarında 'vale' lerin, 'bady'lerin beklediği yerlerden hep korkmuş ve çekinmişimdir. Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana. Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk. Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. iyi de neden böyle olduk ?
NOT:alıntıdır
insanı bir anda hüzne boğan şeydir. lisede can ciğer arkadaşın olan kişiler evlenip çala çocuga karışmış ve profil fotoğraflarında aile fotoğrafları vardır. sen ise bir baltaya sap olamamışsındır hala.
efenim günümüz gençleri hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor. said nursi efendi hazretlerinin yolundan gitmiyorlar işte bunun sonunda cehennneme gideceklerini düşündüren durum.
o kadar icraat var bilmem kaç kat büyüyoruz hala isyan hala memnuniyetsizlik devlet ayda en az 700 lira kazanmanıza izin veiryor. ee bre soysuzlar daha ne istiyorsunuz aç mı kaldınız denilesi durum.
efenim götü boklu bir dersin vizesi yüzünden (bkz: star wars III, Tinker Tailor Soldier Spy, avatar)filmlerini izlemek zorunda bırakılmak durumudur. üstelik hepsini derinlemesine analiz etmek mecburiyetinde bırakılmaktır.
en baştan başlamak istiyorum. sene 2002 kasım 3 daha yeni kurulmuş bir parti seçimlerde tek başına iktidar oluyor. büyük bir halk kitlesi arkasında derken binbir türlü katakulle ile r.t.e başa getiriliyor. her şeyin sırası belli ama suyu samanın altından yürütmek lazım sezdirmeden pr çalışmaları yaparak halkın nabzı yoklanıyor. asker, hukuk elegeçiriliyor. hsyk zaten iktidarda cumhuriyetin kaleleri tek tek yıkılıyor zamanla. gün geliyor ergenekon başlıyor. unutmayın hiç bir operasyonun adı götten sıkılmaz elbet bir nedeni vardır. ergenekon efsanesini biliyorsanın neden bu operasyona ergenekon dendiğini anlarsınız. iktidarın önündeki en büyük engel asker işe oradan başlamak lazım. ve oradanda başladılar. e muhtıradan sonra gelen tepkiler belli zaten o askerin son kurşunuydu ve ıskaladılar. ondan sonra silah artık askerin elinde değil iktarın elinde oldu. bir çok komutan istifaya zorlandı yaş da kendi istedikleri kişileri seçmeye başladılar tabi şu an asker içindeki cemaat yapılanması tohumlarını çıkarmış durumda en fazla 10 yıl sonra imam genel kurmay başkanları görmemiz olası. neyse her şey topluma nabız yoklayarak verildi. millette twitterda facebook ta tepki göstermekten başka bir şey yapamadı. yapamazda polis jandarma hakkını arayanları susturdu. kadınların karınlarındaki bebekler joblanarak öldürüldü. bütün kurumlarda kurumsallaşmaya gidildi. hiç alakasız kişiler alakasız mevkilere getirildi. sokaklarda bilmem dikkat ettiniz mi uzun sakallı, cübbeli kişiler türemeye başladı. otobüse bindiginiz de bir cevrenize bakın türbanlı kadın sayısını sizde görüçeksiniz. şimdi de kuran dersi ve imam hatiplerin ortaokul kısımlarının açılması. fazla değil r.t.e 2023 te bir süprizi olucak bekleyin ve görün. biz burada takılmaya devam edelim iyisimi.
bahis oynayanlar için bulunmaz nimet. çocuk resmen para dağıtıyor. ve iddası da her zaman kasanın kazanmayacağını kanıtlamak. http://tr-tr.facebook.com/BahisSporKulubu
örneği var mı çok merak ediyorum, bu ülkede bütün terör eylemlerinin altından çıkan devletin düşmanı olan mao'cu, stalin'ci, yediği kaba pisleyen komünistlerle konuşun bi, örnek isteyin onlardan şöyle bir şey çıkacak bakın karşınıza
- e komünizm komünizm diyorsun sovyetler neydi ulan
+ abi o gerçek komünizm değildi ki
- peki çine ne demeli, komünist tek parti diktasında uygur türklerine zulmediyorlar
+ e o da komünist değil zaten
- ulan peki ya kuzey kore ne, komünizmin refahından botlarla kaçıp amerikaya sığınan mülteci kübalılar ne ?
+ onlar zaten hiç değil
e be anasını siktimin evladı dünya tarihine komünist partilerin rejimleri olarak geçmiş hiçbir şeyi kabul etmiyorsun o komünist değil bu komünist değil, kim ulan peki kim komünist be hey dürzü seni
sen gelip aileyi yıkmaya çalışacaksın, halkın kutsalına sövüp bana geçmişimi özümü unutturmaya çalışacaksın ben de seni rahat rahat yaşatıcam anadolu topraklarında öyle mi ? ulan siz yolda giderken arkadan vurulmayı hak ediyorsunuz be daha fazlası değil
doksanlarda çocukluğunu yaşamış biri olarak kendimi her zaman çok şanşlı hissetmişimdir. Biz trenin son vagonuna son anda yetişen bir nesildik. 10 yıl sonra dogsak bunların hiç biri yaşanmayacaktı. internet cafelerin yaygınlaşması, 24 saat çizği film yayınının olması hep çocukları kapalı mekanlara hapsetmek içindir. Ben sokakta oynayan çocukları bir türlü göremeyince bunun sebebinin birazda aile den kaynaklandığını düşünüyordum. aslında onlarda haklı çocuklarını başı boş sokağa bırakmak istemiyorlar. tüm bu sebeplerden yakınırdım sokakta oynayan çocukları görememekten. ama yeni taşındığım apartmanımda bir sürü velet var. ve hepside sabahtan akşama kadar sokakta oyun oynuyorlar. bugün camdan onları izledim çocukluğum geldi gözüme duygulandım. ve çok mutlu oldum. meğer ne kadar özlüyor insan.