ben genel olarak özet geçeyim; türkiyenin bölge ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi dünya ülkelerinin çıkarına.
şimdi saygı değer beyefendiyi ben eleştiriyorum: türkiye sıfır sorun politikasını 2008'e kadar iyi bi şekilde yürütürken kendi medya organları her gün iranla ilişkilerin geliştirilmemesi için telkinde bulunuyordu. türkiyenin sıfır sorun politikası ne zaman çöktü ya da ne zaman fire verdi sayın hoca efendi? ben söyliyim size malatya kürecikte kurulan füze kalkanı sisteminden sonra. iranla ilişkiler bozulunca. suriye sorununun çözümü nedir? cevap vereyim bölgesel güçlerin ortak çözüm üretmesiydi. ama türkiye ile iranın ayrı kutuplarda olması ikisininde küresel güçlere yanaştırdı ve yarattığınız toplumsal algı buna çanak tuttu. diyorsunuz ki bölge ülkeleriyle ilişkilerinin geliştirilmesi dünya ülkelerinin çıkarına? emin misiniz? mesela türkiye iranla ilişkilerini geliştirse amerikanın çıkarına mı olur? tabi bunlar hep soru.
not: oha lan kemalist ilan edildim. allah benim belamı versin o zaman.
sürecin başlaması şu şekilde olabilir: mesela demokratik yollarla bir kişi iktidara gelir. ve bu kişi toplumla kendi arasında öyle bir ağ örerki bütün toplum onu arzular. ve bu arzu oluştuktan sonra insanlar artık demokrasiye bir ihtiyaç olmadığına inanırlar. bundan sonra artık demokrasi yavaş yavaş ortadan kalkar ve faşist bir yönetim başlar.
bununla ilgili en canlı örnek. hitler almanyasıdır. hitler herkesin bildiği gibi % 90'nın üstünde bir oy oranıyla iktidara geldi. halbuki o dönemin almanyasında % 55 oranında ülkede sosyal demokrat ve komünist vardı. bu kişiler faşizmin gelmesinin tarihsel süreçte bir ön safha olduğu üçün hitleri desteklemişlerdir. ve hitler iktidara geldikten sonra kitle iletişim araçlarıyla insanlar öyle bir mobilize etti ki artık yaptıkları herşey insanlar için meşru görünüyordu. ve bundan sonraki süreç bilindiği üzere ikinci dünya savaşıydı.
öncelikle böyle bir başlık açılmamasını yadırgadım. öznenin biz sözlük yazarları olması gerekir. dünyanın en iyi film listesi, en iyi komedi filmleri gibi sanki herkesin görüşüymüş gibi yapılan listeler yerine böyle listeler olması gerekir.
bana kalsa gelmiş geçmiş en iyi savaş eleştirisi şu sözleri okuyun: Hey hadi, hadi söyle! Hadi Söyle! Kimin yaşayacağına kim karar veriyor?! Kimin öleceğine kim karar veriyor !? Bu savaş anlamsız. Bana bakın, burda duruyorum ve üstüme tek bir kurşun bile gelmiyor. Bi tane bile gelmedi. Neden !? Peki neden hepsinin ölmesi gerekiyor? Burda durabiliyorum, görüyorsunuz, ve hiç birşey olmuyor.
niye savaşıyoruz olum, dedirten film. sean penn abimize de selam.
2) The Man Who Wasn't There
coen kardeşlere saygı duyma sebebim. modern toplumu bu kadar iyi anlatan film nadirdir. film bitince duyarsızlıklarınızın farkına belki varabilirsiniz.
bu da modern toplum eleştirisi olan film. fakat ana karakterimiz bu toplumdan kurtulmak için dağa kaçıyor. fakat son amcamız aslında bunu yaptığında da mutlu olamayacağını, mutluluk ancak paylaşıldıkça olduğunu hatırlatıyor. gerçek hayattan alınması ayrı bir güzellik katıyor.
üniversitenin tam ortasında izlediğim ve ya tamam ya devam diyebileceğim bir anda kararımı devama sevk eden film. izlemeseydim belki bu kadar idealist olmazdım.
6) welcome to dongmakgol
kan görmek savaş görmek ceset görmek istiyorum diyenlere gelsin bu film. düştüğünüz saçma durumları görün.
7)once upon a time in america
robert de niroyu görsem yemin ediyorum sırf bu film için elini ayağını öperim. abi ne yapıyorsun sen ya öyle oyunculuk mu olur. koskoca amerikanın toplumsal yaşamını bu kadar iyi göstermek zorunda mısın. neyse abi neyse sen işini bilirsin.
10) django unchained quentin tarantinoabimizin en sağlam filmi diyebiliriz. itirazlar gelebilir. hayır pulp fiction daha iyi diyebilirler ama en azından toplumsal mesajın bu kadat taşak geçercesine verilmesi takdire şayan.
genellikle ideolojik saplantıları olan insanlar için söylenebilir. kendi düşüncesinin en doğru düşünce olduğunu iddia ederler ve herkesin bu düşünceyi benimsemelerini isterler. benimsemeyenler ise düşman sıfatı alırlar. daha sonra başlasın savaşlar. en önemli nokta ise pamuk tıkanacağını unutmalarıdır.
şimdi sesleniyorum: sakin ol, derin nefes al ve ver. sonra iyi şeyleri düşün.
Bu ülkede yıllarca belli yaşama, örtünme biçimleri kimilerince çağdışı olarak damgalandı. Kendisi gibi olmayan, düşünmeyen, giyinmeyen herkesi yaşanan çağın dışına itmeye çalıştı belli bir zihniyet. Ben yıllardır derslerimde öğrencilerime başörtüsüyle bikini çağdaştır dedim durdum. Çağdaş sıfatının kendisine yüklenen anlam/değer yükünü taşımasının mümkün olmadığını, öyle olsa bile bunun toplumu parçalayabileceğini anlattım. Çağdaşın sadece kronolojik bir kavram olduğunu söyledim. Fatih Terim ile Aykut Kocamanın, Platon ile Aristotelesin çağdaş olduklarını ifade ettim. Çağdaş sıfatını kullanabilmek için en az iki şeye ihtiyacımız olduğunu, bir şeyin tek başına ne çağdaş ne de çağdışı olamayacağı göstermeye çalıştım. Ancak ve ancak aynı zamanı paylaşan iki şey çağdaş olabilir. Bir toplumda birbirlerine ne kadar zıt gözükse de bu iki şey birlikte varolabiliyorsa onların çağdaş olduğunu söylemek Gök mavidir demek kadar doğrudur. Başörtüsüyle bikini çağdaştır. Bu gerçekle barışmadan bu memlekete huzur gelmez.,
parliament : uzun kapaksız olanından olması daha iyidir. kısa ve reserveye göre daha yumuşaktır.
sade kahve: şekersiz, kremasız olması önemlidir.
çikolata: bitterdir. nettir.
bunları gece yatmadan önce bir araya getirdiğiniz durumdur.
en mükemmel hazzı alabilmeniz için gün boyu sigara içmemeniz gerekir. ayrıca yalnızsanız ve yıldızları izleme imkanız varsa hazdan boşalabilirsiniz bile.
ironik bi durumdur. yani birileri çıksın taksimin orta yerini bir ay boyunca işgal etsin. tencere tava orada milletin kafasını siksin. sonra bi kadın ki özellikle ''türbanlı''(bu vurgulanmış yoksa başı açık biri gayet modern bi şekilde kullanıyordur spor aletlerini) kadın gelsin spor aletlerini kullansın.
birileri de çıkıp desin ki sen ne biçim dindarsın. ne biçim kokuyorsun. türbanlı kadın ne diyebilir ki o hiç birşey görmemiştir. görgüsüzün tekidir. birilerine göre de götkılıdır. hatta o birilerine göre bunların hepsini ateşe vermek gerekiyor. ne de olsa o birilerine göre, o birilerinin oksijenini çalıyordur.
not: gezi parkı eylemlerini destekledim.hayatımda akp'ye de hiç oy vermedim.ama mustafa kemal'in(kemal mı kamal mı) askeri de olmadım. ve bu entry hiç kimse ve hiç bir ideolojiye cevap niteliği taşımaz.