zor bir durumda olduğu belli insan modelidir. normal durumdaki insanın 5 dakika bile duramayacağı sıkıntı veren bu pozisyonda, neyapacağını ne yaptığını bilmeyen kendinden geçmiş insanın saatlerce aynı şekilde durması olağandır. çünkü uyuşmuştur. gerek ruhsal gerekse fiziksel olarak sadece beynindeki konuyu yada olayı düşünmektedir.kendine gelmesi zaman alır.
Bu geceyi nasıl karşılmak, nasıl ihya etmek gerekir?
-* Bu gece, oruçlu olarak karşılanmalıdır.
-* Bu gece, kazâsı olanın hiç değilse bir günlük kazâ namazı kılması, çok iyi olur.
-* Bu gecenin ihyâsı, yatsı namazıyla sabah namazını camide cemaatle kılmakla olur. Bu, gecenin ihyâsıdır. Bütün günün ihyâsı bu... Yatsı namazı ile sabah namazını camide kılmak, o günün, o gecenin ihyâsı demektir. insan sabahlara kadar, akşamlara kadar ibadet etmiş gibi sevab kazanır.
-* Bir başka ihyâ şekli zikir ..... "Lâ ilâe illallah", "Allahümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed" , "Estağfirullah" , "Sübhànallah" , "Elhamdü lillâh", "Allahu ekber" , "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm", "Allah" gibi sözler mübarek kelimelerdir, cümleciklerdir. Bunları zikretmek çok sevabdır..
-* Bazı namazlar vardır,
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)kılmıştır. Bunlardan birisi de tesbih namazı'dır.
Regâib gecesi, akşamla yatsı arasında: 12 rek'at "Hacet namazı kılınır.
Hacet Namazı:
-* 2 rek'atte bir selâm verilerek kılınır.
-* Fâtiha-i şerîfeden sonra her rek'atte 3 "innâ enzelnâhü...", 12 ihlâs-ı şerîf okunur.
-* Namazdan sonra 7 Salât-ı Ümmiye okunup secdeye varılır.
Salât-ı Ümmiye:
"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin-nebiyyil-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim"
-* Secdede 70 defa: "Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül-melâiketi ver-rûh" okunur.
-* Secdeden kalkıp 1 defa: "Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta'lem. inneke entel-eazzül-ekrem" okunur.
-* Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa "Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül-melâiketi ver-rûh" okunur.
-* Secdeden kalkıp duâ yapılır.
Duâda Hz. Allâh'a şu şekilde de ilticâ etmelidir: "Allâhümme bârik lenâ recebe ve şa'bân. Ve bellığnâ ramazân"
durumu kabul etmek yerine hatayı bir başkasına mâl ederek uygulanan bir saldırı politikası. aynı zamanda bıkkınlık ve hayattan memnun olamama sinyalleridir.
önce kendine sonra sevdiğine yada eşine güvenip saygı duyduğu için abuk sabuk paranoyaları olmayan baskı kurmaya çalışmayan hayatı insana zehir etmeyen bayan.
- nerdeydin
-kim vardı
-ne zaman biter
-az önceki kadın tanıdıkmıydı niye o kadar dikkatli baktın
-arkadaşların aradı uyuduğunu ve onlarla gelemeyeceğini söyledim
-3 kere çaldı neden telefonu açmadın
-hüsnü yeni bir arkadaşın mı , nerden tanıyorsun
beynindeki kendisiyle fotoğraftaki kendisini birbirine benzetememesi durumunda oluşan bozulma durumu. ne olduğunun ve ne olmadığının farkına varması tavsiye edilir.
hayata aynı yönde aynı pencerede bakamama hayatı paylaşamama durumudur. birbirini seven bir beraberlikleri olan iki insanın şu koskoca dünyaya, kendilerine, yarına, bugune, geçmişe, işe, aşa, eve, aileye, mutluluğa, sıkıntıya, dünya üzerinde olan ne varsa ona dair birbiriyle paylaşacak konuşacak birşey bulamaması durumunda direk yolların ayrılmasını gerektiren durumdur.
insanın kimyasını dengede tutan iki duygu. hayatın olmazsa olmazları , insanı geliştiren olgunlaştıran insan yapan özellikleri kazandıran yaşama amaç ve şekil veren iki temel öge.
gerekli gereksiz, ilgili bilgili bilgisiz her şeyi merak eden araştıran , araştıramazsa uyduran ama mutlaka ortaya bir haber çıkartan . boş yere çenesini yoran enerjisini tüketen insan modeli. itici yakın zamanda başına bir iş gelecek olan kişilik .
canı çok yanmış kişinin karşısındaki muhatabına "sana söyleyecek söz bulamıyorum,ne yapsam şu an öfkemi dindiremem " düşüncesiyle ilahi adalete sevk etmesi.
sebebi vardır mutlaka :) belki uzun düşünüyor, belki yeni bir proje geliştirdi, belki barsak sisteminde bozukluk var,belki dinleniyor,belki işi kaytarıyor, belki telefonla konuşuyor, belki misafirlerin gitmesini belkiyor. ne çok yararı varmış bu tuvaletin :)
öğlen yemeğinden dönüpte masaya oturduğunuz anda bastıran o tatlı mayışma ve ağırlık halinin biraz daha ilerlemesi durumunda ortaya çıkan eylemdir.telefonların çalmaması patronun odaya girmemesi için dua etmeyi unutmamak lazımdır.
eftelya'nın yarısını bizim doldurduğumuz, kocaman kahkahaların, neşenin, eğlencenin, bol sohbetin,kare kare fotoğrafların eksik olmadığı,dehşet tavla sonuçlarının cığlıklar halinde havada uçuştuğu, etraftaki kişilerin "ne oluyoruz ya nereye geldik böyle bunlar kim" dercesine bakan şaşkın gözlerle izlediği her zamanki gibi e tabiki güzel bir zirve.
tavla zirvesinde tanıştığımız ilk dakikalarda başım ağrıdığı için bana ilaç verme nezaketi gösteren ince düşünceli insan, daha sonrası için benimle ilgili hain emelleri olduğunu çaktırmayan yazar :) tavlada hiç belli etmeden ince ince oyunları almaya başladığında anladığım durum karşısında yapılacak fazla birşey yoktu ama insaflı günü olduğundan olsa gerek oyunu son anda bana verebilecek kadar centilmen yazarımız.
tam bir atom karınca. tavla zirvesinde bir ara nazar değecek düşüp bayılacak diye korktuğum yazar. bizleri memnun edebilmek için oradan oraya koşturan herkesle tek tek ilgilenen enerjisi ve gülücükleri hiç bitmeyen tatlı insan başarılı organizatör. teşekkürler :)
Ahmed Arif 21 nisan 1927'de Diyarbakırda doğdu,Hasretinden Prangalar Eskittim adlı tek şiir kitabıyla çok geniş bir okur kitlesine ulaşan Ahmed Arif 2 Haziran 1991'de Ankara'da ölmüştür.
Beni verme ellere, al götür yüreğinde
Sakla gösterme kimseye
Sarıl bana,
Kal biraz öyle,
Tut biraz öyle,
Tut biraz öyle
Soluğun yerine beni al içine
Verme geriye tut biraz öyle,
Kal biraz öyle
Ah ne yangın var delilikler içinde
Böyle durmak beklemek yerine
Bir sevda türküsü sadece iki hece
Bir bilmece gecelerce
Bir bilmece saatlerce...
oy oyyyyyyyy her sabah yaşadığım durum. yumusacık yataktan ayrıl, hazırlan evden çık, durağa yürü, otobüs gelsin yarım saatlik bir yolculuk sonunda işyerine ulaş, masana yerleş ve masaya kafanı koyup kaldığın yerden uyumaya devam et ... bir süre sonra ben buraya nasıl geldim dediğim bile olur .
bi çeşit alışkanlık , sözün bittiği yerde başlayan eylem, başarısızlığın üstünü örtme yollarından biri, insanlıktan uzaklaşma belirtisi v.s denilebilir.
iletişim sorunu yaşayan insan tipi. bu arızasından dolayı kendini insanlardan soyutlar ve kendini farklı bir boyut"muş gibi" göstermeye çalışarak daha da itici olan kişi.
insanın içini afakanlar bastıran bir yer.. ayrıca bünyesinde çok fazla hizmeti barındırması insanı tembelliğe itmekte. ya bırakın her istediklerini aynı yerde bulamasınlar.
- özellikle anadolu'da okuyan öğrencilerin para basma makinaları gibi görülmesi . bu ne kadar 5 lira ama öğrenciye 10 lira.
- tüm öğrenciler hakkında aynı önyargıyla yaklaşılması ( siz büyük sehirlerden geliyorsunuz düzenini huzurunu ozdunuz buraların gibi )
- daha da doğuya gidersek eğer saat 20:00 dan sonra dışarı çıkılamaz rahatça gezip dolaşılamaz. yöreye ait yaşam şartlarına uyum sağlamaya zorlanır.
- öğrencinin parası hiç yetmez . evdekiler ne zaman arasa "param yok" denilir
- birde üstüne okulda hasta hocalar vardır . egosunu tatmin etmek için kök söktürürler.
- ev sahibini hiç saymıyorum vıdı vıdısı hiç bitmez
- malesef eve gelindiğind yemek yok yemek yap bulaşık alışveriş bunlarda cabası tabiki
görücüye gelen aile ermiş gibidir. yaklaşık bir iki saat içinde seni, içini dışını, huyunu, fikrini zikrini, hayatını, bakışını, beklentini v.b herşeyi çözer . tamam bu tam oğluma göre dedi ve söz nişan faslına girdi , hemde artık insanın onca yıl boyunca kendi öz evladını bile tanıyamadığı bir çağda onlar bir yabancıyı tanırlar.
bu aileler çocuklarının adına "sen bilmessin ne anlarsın aklın ermez benim dediğim doğrudur" anlayışı ile koskaca bir insanın hayatına müdahale eder ve tatta karar verirler. e birde buna izin veren erkek yada kız adaylar vardır ki onları hiç anlayamayız.