Sizin ben mantığınızın amına koyayım... Sizin ben zihniyetinizi cibiliyetinizi sikeyim ulan!
Polis herhangi birisini tutukladığında, üzüldüm ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyen siktiğimin atasözü fetişistleri.
ilker Başbuğ tutuklandı. iktidar kesimi, iktidar yalakaları zaten mutlu mesut. Düşünmesi, sorgulaması gereken mallar da ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyor. Polis bu kadar büyük adamı öyle basit alamaz, savcı bu kadar büyük adamı öyle basit tutamaz diyor. Lan ilker başbuğ denen adam, okyanus ötesinin emirleri uygulanırken, kendi personelini korumak için tek bir kelime etmemiş, aksine yardımcı olmuş adam. Çok ta fifi benim için ama. Arkadaş şunu anlayın! hedef 2023 diyenler için adamın büyüklüğü önemli değil! Onlar sadece alır! Onlar alırken rezil eder! Tutuklama esnasında milletin gözünde adamı itibarsızlaştırarak adam aklansa bile toplum bazında saygı duyulurluğunu sıfıra indirirler!
Aziz Yıldırım tutuklandı. gerisi serbest bırakıldı. Kimse kalmadı. Adam ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyor hala. Lan bu amına koduğumun ateşinin yanması için oksijene ihtiyaç var lan! Çeşitli koşullar lazım. Ateşleyici lazım.
Şike denen şey tek başına yapılmaz!
Ahmet Şık kitap yazmayı düşündüğü için tutuklandı! Adam komünistim ben diyor! Adamın tüm yaptığı eylemler komünizm eylemleri! Adamı ergenekoncu olma suçundan tutukladılar!
Bu kolluk kuvvetlerinin her göz altına aldığı adam suçlu değildir! Bu savcıların her tutukladığı adam suçlu değildir!
Be amını yolunu dinini siktiğimin andavalları!
Bu ülkede Kuddusi Okkır diye bir adam Ergenekon sözde Çetesinin sponsoru olma iddiasıyla o polis tarafından tutuklandı! O savcı tarafından içeri alındı!
Adam kanser oldu, beyin metastası oldu, öldü! Öldüğünde cenazesini kaldıracak parası olmadığı çıktı ortaya, sigortasını ödeyememiş ailesi...
Dün tvlerde bir haber çıktı!
26 yaşındaki bir çiftçi, yaralamalı bir kavganın olduğu yerden geçerken ismi benzediğinden ve görgü tanığı ifadelerine göre suçluya benzediğinden 26 ay hapis yatmış. Tutuklanmış. Mahkeme cezasını vermiş. Herşeyden ümidini kesmiş, gerçek suçlu yakalanınca suçsuz olduğu anlaşılmış! Adam bu süre sonunda 180 milyar lira borca girmiş!
Katranı kaynatsan olur mu şeker? Cinsini siktiğim cinsine çeker!
Aykut kocaman'ın söylediği 10 numara bi sözü var. O da atasözü... Hem de öyle bir atasözü ki koşullar, özneler değişse bile atasözünün gerçekliği değişmiyor.
Ayarıyla oynadığınız kantar, gün gelir sizi de tartar.
Evet galatasaraylılar hem sizi, hem de iktidarı ve o iktidarın yalakalarını!
ilhan Ekşioğlu 'nun Gençlerbirliği Fenerbahçe maçı'nda gençlerbirliği futbolcularını arayarak haşladığını iddia eden Şike operasyonu sonucunda varolduğuna şahit olduğumuz futbolcu tipidir.
Bu dava git gide komediye dönüyor farkında mısınız?
sayıştay raporlarına göre ünal aysaltürkiye cumhuriyeti devleti'ni 2004 yılına kadar fahiş fiyatla elektrik satarak dolandırmıştır. 2004 yılına kadar yapılan bu vurgundan giden para 872 milyon dolardır.
2004'ten sonrasında ise yine ünal aysal 2009 yılına kadar doğalgaz'ı normalin 5 katı fiyata satmış ve 500 milyon dolar'a yakın bir dolandırıcılık daha uygulamıştır...
aziz yıldırım suçludur diyenler gibi yargısız infaz yapıp sürekli lafı edilen masumiyet karinesini ihlal edip suç işlemeyen Fenerbahçelidir. Cemaat ve AKP'nin bugün tribünlerde bile kozu olduğunu gördüğümden an itibariyle ben de ona inanıyorum... Kişi aziz yıldırım'ı bilemem ancak Fenerbahçe başkanı olan aziz yıldırım suçsuzdur. Olay cemaat olayıdır.
saat 17:40'ta başlamış; ntvspor, ligtv ve fbtv'den canlı yayınlanmıştır. Ali Koç, CAS'taki dava nedeniyle sanık durumda bulunan UEFA'nın CAS'a verdiği ve CAS'ın da hem Fenerbahçe Spor Kulübü hem de TFF'ye göndermiş olduğu UEFA'nın savunma metni yani resmi belge ile TFF ve UEFA'nın çelişkilerini ve bunlardan birinin kesinlikle yalan söylediğini, Fenerbahçe'ye karşı resmi bir oyun oynandığını suratlara çarpmıştır. Ali Koç ayrıca basın mensuplarına tam zamanında ve tam yerinde kapaklar yerleştirerek Fenerbahçe taraftarlarının soruşturmanın başından beri sorduğu, sorguladığı soruları bir Fenerbahçe yöneticisi olarak sormuştur.
Ali koç, TFF'de üzerinde sarı kırmızı formayı çıkartmadan ülkeye ihanet edenleri ortaya çıkarmıştır.
--spoiler--
ilk olarak sözü alan Ali Koç, dava sürecinin öncesi ve 3 Temmuz 2011 tarihinin sonrasına yaşananları basın mensuplarıyla paylaştı:
- Toplantımızın amacı, takımımızın Şampiyonlar Ligi'ne gidememe nedenini açıklamaktır. Şampiyonlar Ligi'ne gidememizle ilgili derin endişelerimiz olduğunu söylemiştik.
- Yöneticilerime, başkanlarımıza hiçbir savunma hakkı olmadan Fenerbahçe üzerine yıkılarak bazı misyonlar yüklemeye çalışıldı. Gizlilik kararı olmasına rağmen her şey konuşuldu.
- Gerekli delillerin tamamına erişilmeden, ulaşılan bilgilerin de hukuka uygun olmayan şekilde kullanıldığı görülmüştür. Yargısız infaz yapılmıştır...
"SADECE FENERBAHÇE'Yi ÖN PLANA ÇIKARMAK..."
- 3 Ağustos ile birlikte başlayan süreçte sadece Fenerbahçe'yi de ön plana çıkarmak doğru değildir.
- UEFA, Fenerbahçe kendi cezasını kendi çeksin demiyor. Turnuva oynanırken 3 Temmuz'da ortaya çıkmış bir gizlilk kararı var. Karar alınmadan UEFA nezdinde Milli Takımımız'dan diğer kulüp takımlarımıza kadar tehdit altında kalıyoruz...
- UEFA, TFF'den gelen belgeyi gerekçe göstererek Şampiyonlar Ligi'ne bizi almadı. Sıfır tolerans olgusunun da tamamen bir çifte standart olduğunu da yaşadıklarımızdan çıkartabiliriz.
"OYUNCULARIMIZI MECBUREN SATTIK"
- Şampiyonlar Ligi'ne alınmadığımız günlerin ardından büyük sıkıntılar çektik. Kimse de çektiğimiz sıkıntıları tahmin edemez. Oyuncu kadromuzdan bir kısım ismi mecburen, bazılarını ise tercihen göndermek zorunda kaldık. Yine mecburen geçen seneye oranla bu yıl daha zayıf bir takım kurmak zorunda kaldık.
- UEFA'nın aldığı kararın ardından bizi 5. takım olarak Şampiyonlar Ligi'ne almalarını istedik, kimseyi bizim yerimize Avrupa'ya alın demedik.
Ali Koç'un ardından ise sözü alan Avukat Emin Özkurt, Fenerbahçe Kulübü'nün CAS'a açtığı dava ile ilgili ulaşılan bilgileri paylaştı...
- Fenerbahçe Spor Kulübü'nün hakkını, spor ailesi içinde aramak adına CAS'ta arama yoluna gittik. 1 Eylül tarihinde isviçre'de de davamızı açtık. Kulüp ve TFF'den savunmalarını elde ettikten sonra da süreci yakından takip ettik.
- Men kararı TFF ve UEFA'nın ortaklaşa aldığı bir harekettir.
- UEFA, TFF'yi kararı konusunda serbest bırakmıştır. TFF'nin de kulübün Şampiyonlar Ligi'ne gidebilme konusunda aldığı karar da ortadadır.
"UEFA iLE TFF ORTAK HAREKET ETMEKTEDiR"
Avukat Emin Özkurt'un açıklamalarının ardından Ali Koç tekrar sözü alarak konuyla ilgili değerlendirmelerini basın mensuplarıyla paylaştı.
- Etik Kurulu belgeleri incelemeye başlamıştır, doğrudur. Ancak bu kurul oluştuğundan beri kaç kişi ifadesi alınmak üzere emniyete gitti?... Buna göre Etik Kurulu raporu etkisiz ve geçersizdir.
- Fenerbahçe'nin ceza alması için eksik olan etik kurulu raporundan hareket edilmiştir.
- Türkiye'yi bu kadar komik ve küçük duruma düşürmek ülkemize yakışmayan bir durum. Milyonlarca Fenerbahçeli'nin onuru ile oynandı.
- iki ikişi Fenerbahçe'nin geleceği ile oynadı. Aksi kanıtlanıncaya kadar herkes masumdur. Kulübümüz, bir kum torbasına çevrilmeye çalışılmaktadır. Hiçbir disiplin soruşturması olmadan yargılama çabası nedir?
"TFF, UEFA KARŞISINDA DiK DURAMADI"
- Biz kabul edilemeyecek bir şekilde Şampiyonlar Ligi'nden men edildik.
- Zamanı geldiğinde TFF, UEFA'ya 'muhattabınız biziz, biz yargıdan çıkacak gizlilik kararının kalkıp karar verildikten sonra konuyu içimizde çözeriz. Bize baskı yapmayın' diyebilmeliyldi.
- TFF, UEFA'nın karşısında dik duramadı. içimiz yanıyor. Kamuoyundan da Türk futboluna yapılan bu olayın ardından herkesin desteğini bekliyoruz.
- Halen 16 Ağustos sonrası açıklamaları yayınlanmadı. 16 Ağustos'tan sonra TFF ile UEFA arasında yapılan yazışmaları biz de görmek istiyoruz.
- Yaşananlar kararların objektif olmadığını gösterdi. Bir gerçek var ki, bir taraf doğru söylemiyor. Bunu da zaman gösterecek...
--spoiler--
Toplantıdan çıkan sonuç:
Fenerbahçe'yi maç satın almakla suçlayanların, Vatanı sattıklarının ortaya çıkması ve
UEFA veya TFF'nin sadece bu dava ile birlikte birbirlerini suçlamaya başladığı ve dava sonucunda Fenerbahçe'ye inanılmaz boyutlarda tazminat ödeyeceğinin kesin olduğudur.
arap alfabesi kullanmaktan çok daha mantıklı olacak hareket olur zira japonca'da türkçe gibi ural altay dil grubunun bir üyesidir. Ne idüğü belirsiz sami dillerinin değil... Kaldı ki birileri gibi arap alfabesini türk alfabesi sanarak açtıkları şu başlıktaki cehaletlerini gözler önüne sermez en azından akraba diyebilirsin.
Medya'nın beşiktaş'ı halkın gözünde sempatik gösterme çabalarıdır...
Güzel bir akşam yaşayıp derbi maçının tadını çıkaralım diyorduk bugün... Malum Beşiktaş - Galatasaray maçı vardı. Fatih Terim'in yeni Galatasaray döneminin ilk derbisi hatta bir nevi Fatih hocanın belalısı Fenerbahçe maçlarının öngörüsü olarak bile düşünüldüğü için önemi yüksekti... Maç beklendiği gibi geçmedi. Ortalamanın üstünde bir tempo ve Muslera'nın büyük çabalarıyla beraberlik... Ama konuşulan yine Fenerbahçe tüm spor programlarında. Neyse anlatmak istediğim o değil zaten. Beşiktaş seyircisi.
Maçın önüne geçen bir kaç durum oldu bu akşam... Beşiktaşlı seyirciler 65. dakikada üstlerini çıkarttı, güneş işlenmiş bir pankartı döndürdü tribünlerde. Tüm medya aralıksız konuştu... Tıpkı Fenerbahçe maçında yaptıkları o atkılar Van'a eylemi gibi tüm medya organlarında Aslında Beşiktaş seyircisinin ne kadar cici olduğu yazıldı çizildi... Kimbilir Belki UEFA'da bu ciciliklerini görür de siz çok sempatik ve cicisiniz Şampiyonlar Ligi'ne gelin derler... "YERSENiZ"
işin komik tarafı neydi biliyor musunuz? Aynı medyanın bazı organlarının bu faciaların başından beri en çok yardım yapan kulübü yardım yapmamakla itham etmesiydi... işin daha da komik tarafı bu medya organlarının Demirören grubuna ait olması... Bu ilk mi peki? Tabi ki hayır.
Haberi izleyin... Videonun 1. dakika 47. saniyesinde bomba patlıyor...
Marş siyah beyazlılar tarafından ilk olarak 80 li yıllarda söylendi
Şarkı Edip Akbayram'ın şarkısı. 1996 çıkışlı Güzel Günler Göreceğiz albümünden. Şarkının sözleri ise GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞiZ(NiKBiNLiK) şiiriyle Nazım Hikmet Ran'a ait... Hani şu Yenigün gazetesinde Orhan Selim takma adıyla 1931 yılında;
"Fener'e kanımın kaynamaya başlaması başka sebepten...
Son yaptığım içtimai, felsefi, harsi, kozmografi tetkikat neticesinde, anladım ki, Fener, istanbul, Kadıköy, filan semtlerinin mümessilidir... Galatasaray Beyoğlu, Şişli semtlerinde taraftar sahibidir... Fener'in kaptanı Sirkeci'de dükkan açmış... Galatasaray'ınki Beyoğlu'nda.
Ben, iki gözüm, spordan anlamam ama, şimdi neden, Fener'in taraftarı, Galatasaray'ın balosu, müsameresi çoktur bunu anladım işte.
Sporda da olsa, halka dayanalım vatandaşlar!. Halka, kapılarımızı geniş açalım iki gözüm!"
diyen Nazım Hikmet Ran'a...
Kimse sorgulamadı bunu. Mehmet Ali Birand dediyse doğrudur. Zaten araştırmayı sevmeyen de bir toplumuz. Ne kadar cici bu Beşiktaş seyircisi oldu. Aynı şekilde tribünlerimizde 2 çapulcunun açtığı Rıza Efendi 2 Ekmek 1 Süt pankartı da tribünlerin günlerce hatta yıllarca önümüze sürüldü medya tarafından. Rıza Çalımbay'ın çalıştırdığı takımlarla yaptığımız maçlarda medya rakip takımı gazlamak için bu kozu kullandı. Sürekli Ahlak dersleri verildi bu münferit pankart yüzünden. Ama aynı medya, Fenerbahçe camiasına edilen hakaret ve küfürleri kesmekte beis görmedi. Mesela o çok ahlaklı Beşiktaş tribünlerinde anneler gününde açılan;
insanlar Anılarıyla, Fenerbahçeliler Analarıyla Anılır
pankartına veyahut sürekli Bir Gün Herkes Fenerbahçeli Olacak şiarına karşı söylenen,
Bundan ayrı olarak bir de Beşiktaş kulüp ve seyircisinin argo tabirle çarklarını asla göstermedi. Bu çarklardan önce kulübümüzü ve taraftarımızı karalamaya yönelik çalışmalarına günlerce yer veren medya....
Mesela 3 Temmuz günü malum operasyon başladıktan sonra 4 Temmuz'da Çarşı grubunun resmi internet sitesi alttaki resmi yayınladı... Günlerce yazılı ve görsel medyaya malzeme oldu bu resim.
Yazısını yazdılar aynı sitenin ana sayfasında... Buradaki yazıyı okuduğumuzda, Mahkemenin kararını vereceği son güne kadar bu olayda adı geçenler bizim için masumdur Önyargıya karşıyız, şöyleyiz, böyleyiz yazdığını görünce şok olduk... Biz şok olduk ama medya olmadı. Bunu da Beşiktaş seyircisinin asaleti adı altında pazarladılar... Sonrasında da taraftar gruplarımızdan Unifeb bu haksızlığa, kolpalığa karşı;
Ama her zaman ki gibi hiçbir medya grubu bu yazıyı geçmedi. Tıpkı o Kadıköy'deki maçta pipisini açan Beşiktaşlı taraftar gibi... Çünkü antipatik gösterilmesi gereken grup Beşiktaş değil... Fenerbahçe'ydi.
Çarşı kendini feshediyor dendi. Günlerce haber bültenlerinde Liverpool maçı görüntüleriyle verdiler. Daha sonra Çarşı geri adım attı tekrar. 3 ay sonra ilk lig maçında tribüne çıktı. Bu sefer Çarşı'nın maça etkisi şeklinde izledik kendilerini.
Böyle işte... Bazen diyorum ki, Eğer bu medyayı takip eden biri olarak Fenerbahçeli olmasaydım... Fenerbahçe düşmanı olurdum.
akıl almaz iddiadır. iddiayı ortaya atan kişi bir psikiyatr ve elinde video ve resimlerin de bulunduğunu belirtiyor. Ancak savcının kendisini tehdit etmesinden dolayı Van'dan çıkar çıkmaz bunları paylaşacağını belirtiyor. Ayrıca diğer iddialara bakılırsa yardıma koşan bir polisin silahını gaspetmek ve açığa alınmasına sebep olmak, yardım malzemelerini çalmak gibi inanılmaz iddialar da bulunuyor.
2 gün içinde ortaya çıkması muhtemel durumdur. Zira daha şimdiden yardım için sosyal ortamada paylaşılan hesap numaralarının bir kısmı pkk ya lojistik destek veren vakıflara aittir. Buldukça eklemeye çalışacağım.
Galatasaray'ın futbolcularına lig tarihindeki 3 bininci golünü atan futbolcunun formasını müzeye koyacağını söylemesi ve ankaragücü takımının galatasaray'ın 3 bininci golünü atmasıyla oluşacak durumdur. Galatasaray'ın müzesinde sarı lacivert çubuklu forma bulunacaktır eğer sözlerinden dönmezlerse. Ancak galatasaraylı yöneticiler kendi futbolcularının bu golü atacağını düşünerek ankaragücü takımının futbolcularıyla forma değiş tokuşu yapmamalarını tembihlemesiyle zora girse de, ankaragücü takımının centilmence formayı teslim etmesi gerekir. Takipçisiyiz...
şike davası sonucunda diğer takımların yatışı kesmesi sonucu ts'nin maç kazanamamasıdır. Zira gs bjk de aynı durumdan müzdarip... Allah allah niye ki acaba?
ben bu büyüklük kavramının adını tarih ve futbol kültürüyle koyuyorum. Zira mesela Bana göre River Plate, Boca Juniors, Leeds United, Fenerbahçe, Galatasaray, çok zorlarsan Celtic, Napoli, west bromvich, manchester city tarihi ve futbol kültürüyle, siyasi ve sosyal hayata etkisiyle bugünün kıçıkırık büyük takımlarından * çoook daha büyük takımlardır. Belki anlık parlamaları vardır. Ya da hiç parlamamıştır. Ama onları büyük yapan çok etmen vardır. Sosyal hayata etkileri, siyasi hayata etkileri. Mesela Kenan Evren'in Fenerbahçe'yi kapattırmasından sonra 3. günün sonunda darbe'ye isyanın fenerbahçe yüzünden başlamasının emarelerini görmesinden sonra açmaya mecbur kalması veya Celtic'in irlandalılarca din savaşlarına sebep olması gibi.
Mesela Chelsea 10 yıl öncesine kadar 2. sınıf bir takım iken, rus bir milyarderin kendisini satın almasından sonra yaptığı hamlelerle söz sahibi olmuştur.
1954/55 - [[ingiltere Premier Ligi|ingiltere 1. Ligi] şampiyonluğu
2004/05 - ingiltere Premier Ligi şampiyonluğu
2005/06 - ingiltere Premier Ligi şampiyonluğu
2009/10 - ingiltere Premier Ligi şampiyonluğu
2007/08 - Şampiyonlar Ligi Finali ikincisi
1997/98 - Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğu
gibi. Görüleceği üzere 2003 yılı atak yılıdır. ki 2003 yılında Abramovich almıştır takımı. Bu örneği çoğaltmak mümkün.
Katılırsınız ya da katılmazsınız. Dalga falan da geçebilirsiniz.
Not: Fenerbahçe Galatasaray büyüklük yarışına çevirmeyin. zira son günlerde aramız açık olsa da fenerbahçe galatasaray'la galatasaray'da fenerbahçe'yle büyüktür. Fenerbahçe ne kadar büyükse galatasaray'da o kadar, galatasaray ne kadar büyükse fenerbahçe de o kadar büyüktür. Yoksa sen bu kupayı anlatıp övüneceğin bi fenerli bulamasaydın değil uefa yı istersen arka arkaya 20 kere şl yi kazansan ne olur. Ya da mesela 12 senedir fener in gs yi yenmesini anlatacağım bi gs li olmasa isterse 100 yıl kazanayım. Neye yarar ki?
Gaziantepspor taraftarı Gaziantepspor'u destekleyenlerdir. Bungünden itibaren Fenerbahçe maçları dışındaki maçlarında sempatiyle bakacağım yani bir nevi gaziantepspor taraftarı olacağımı belirtmem gerekiyor. Bunun sebebinden bahsetmek istiyorum. Bugün kendileriyle maçımız vardı. Malum dün takımlarının yabancı bir takımla yaptığı maçtaki fenerbahçe nefretini gördüğümüz bası tangalı taraftarlarda var idi... O düşünceyle çıktık. Ama Gaziantepspor taraftarı takımları yeşil sahada yenilse de bugün misafirperverlikte galip geldiler ve ligde Beşiktaş ve Bursaspor gibi 2 köklü takımın karşılıklı olarak maçlara seyirci götürmeme kararı ile gölgelenen taraftarlık anlayışına umut oldular. Arada çok küçük çatlak sesler olsa da Gaziantep taraftarı saygıyı hak etti ve yenilgiye rağmen hem takımına destek verdi hem de konuk takıma karşı tavrını bozmadı. Fenerbahçe ile oynanmayan bazı maçlarda bile aleyhte tezahürat yapanlara çok güzel örnek oldular.
bugün itibariyle kulübün % 20.3 ünün satışına karar verilmesiyle düşünülmeye başlanan olaydır.
Ben Fenerbahçeliyim! Hem de nasıl bir fenerbahçeli olduğumu tüm sözlük biliyor. En azılısından hani tabiri caiz se en faşistinden! Kulübümüzün geçirdiği zor zamanları dünya alem biliyor. 6 milyar kredi borcum varken cebimdeki son 45 liranın 35 lirasını fenerbahçe kart'a yatıran ben. Ezeli rakibimizin satışına karşı çıkıyorum. Beşiktaş, Trabzonspor, Bursaspor, Ankaragücü, . . . . Hiç kusura bakmayın! Fenerbahçe ve Galatasaray'dır Türkiye'de futbol ve Fenerbahçe Galatasaray'dır! Galatasaray Fenerbahçe! Siz ortada bu takımlardan hangisinin üstte hangisinin altta olacağını belirleyen takımlarsınız sadece. Kusura bakmayın ama evet bu!
Galatasaray taraftarı da gün itibariyle tepkisini koymalıdır. Galatasaray'ın satılmasına izin vermeyin!
beşiktaş taraftarlarının bugün serdar adalı ve tayfur havutçu adına yaptıkları tezahüratla çelişen şike operasyonu sonrası açıklamalarının sorgulanması sonucu tarafımca yazılan açık mektuptur...
Arkadaş dönek dediğimizde kızmayın. Öylesiniz.
Önce aklanında gelin dediniz. Kupayı iade edelim dediniz. Başkanınız bile öyle konuştu. Ama kimse, Avrupa ligine gitmeyelim demedi. Aldığımız primleri geri verelim demedi. Sonra kupanın hala müzede olduğu çıktı ortaya. Hiç gidip te söylenmemiş bile verelim diye. Medyaya oynadınız. Yanınıza bukalemun tayfanın gs kanadını da alıp. 4 temmuz günü resmi sitenizin ana sayfasından trabzonspor'un alınteriyle kazandığı şampiyonluğunu kutlarız dediniz. Aynı dava sonucunda sizinkiler tutuklanınca iBB'nin alınteriyle kazandığı kupa şampiyonluğunu kutlarız demediniz.
önce bu resmi resmi taraftar sitenizin anasayfasına koyup;
--spoiler--
Bilindiği üzere futbolcumuz Gökhan Gönül, Werder Bremen ile Almanya’da oynadığımız hazırlık karşılaşmasında kaburga bölgesine aldığı darbe sonrası bir sakatlık yaşamış, yapılan kontrolleri sonrasında bölgede yumuşak doku zedelenmesi tespit edilmiş ve tedavisine başlanmıştır.
istanbul'a döndükten sonra milli takımımızın kampına katılan futbolcumuz, ilk iki antrenmana söz konusu sakatlığı dolayısıyla tedbir amaçlı çıkmamış ve 31 Ağustos 2011 tarihinde katıldığı antrenmanda meydana gelen bir çarpışma sonucu aynı bölgeye bir darbe almış ve antrenmanı yarıda bırakmıştır. Milli takım sağlık ekibi tarafından yapılan kontroller ve hastaneden gelen MR sonuçları ve raporu üzerine Gökhan Gönül'ün sakatlığının önemli olduğu görülmüş ve aday kadrodan çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karar TFF'nin resmi sitesi aracılığıyla "Söz konusu bölgede yumuşak dokuda ezilme ve kanama ve kaburga kemiğinde de ödem tanısı" açıklamasıyla 2 Eylül 2011 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur. ( http://www.tff.org/Defaul...geId=200&ftxtId=13328 ) Milli takım sağlık heyeti futbolcumuza da sakatlığını sözlü olarak bu açıklamayla bildirmiş, bölgede herhangi bir kırık olmadığını da belirtilmiştir.
Gökhan Gönül daha sonra yukarıda ayrıntılı olarak geçen ve resmi olarak kamuoyuna da duyurulan sakatlık tanısıyla takımımıza katılmış ve duyurulan sakatlığa ilişkin tedavisine sağlık ekibimiz tarafından devam edilmiştir. Ancak 12 günden bu yana yumuşak doku zedelenmesi tedavisi uygulanan ve sağlık ekibimiz tarafından bu hafta oynayacağımız Gaziantepspor karşılaşmasına yetiştirilmesi planlanan futbolcumuz, bugün yapılan son kontrolünde ağrılarının devam ettiğini, kaburga bölgesinde batma hissi olduğunu söylemiştir. Kulüp doktorumuz Ertuğrul Karanlık geçen süre zarfında şikayetlerin halen devam etmesini göz önünde bulundurarak "Kırık şüphesiyle" TFF sağlık heyetiyle temasa geçmiş ve futbolcumuzun MR sonuçlarını talep etmiştir. TFF'den kulübümüze ulaşan MR raporunda "Sağda 10. Kot posterior lateralinde kemik medüllada ve paraosteal yumuşak dokuda ödem mevcuttur. Bulgu non-deplase fraktür ile uyumludur" teşhisi yer almaktadır. Yani daha önce kamuoyuna yapılan açıklamadan farklı olarak Gökhan Gönül'ün kaburga bölgesinde "kırık" olduğu ifade edilmektedir. Bu farklı durum, Dr. Karanlık'ın Maslak Acıbadem Hastanesi'nde söz konusu MR raporunu hazırlayan Prof. Dr. Ercan Karaarslan ile yaptığı görüşmede de teyit edilmiş, Dr. Karaarslan "Kırık" teşhisini milli takım sağlık ekibine bildirdiğini de tarafımıza iletmiştir.
Kaburgasında kırık olmasına rağmen Milli takım sağlık heyeti tarafından bu durumu açıklanmayan ve uygun tedavisine başlanılmayan futbolcumuzun tedavisine "kaburga bölgesinde kırık" teşhisiyle devam edilecektir.
Tarihin gördüğü en büyük anası belli, babası anonimliktir. Futbolcumuzun kaburgasında kırık olduğunu doktorlardan öğrenmelerine rağmen fenerbahçe doktorlarına ödem demeleri sonucu onun tedavisine başlanması sebebiyle gökhan gönül'ün kırık kemiğinin akciğerine batmasına ve hayatını kaybetmesine neden olabilecek şerefsizliği yapmalarıdır.
buraya kadar hersey normal degil mi?
yani maclar arasinda ortalama olarak 4.8 gun dinlenme suresi
olan bir ligde hepsi masallah ya ortalama ustu
ya da tam dengede.
fenerbahce´min dinlenme suresi 3.6 gun ve
ligin en dusugu. maclar arasinda toplam 11 gun
var ve mac basina en az 1.4 gun daha az dinlenecek.
isin daha da garibi bizim ortalamaya en yakin bir tek
kayserispor var o da bizden 1 gun daha fazla dinleniyor.
onun disinda 4 takim ortalama 4.3 gun (toplamda 13 gun)
6 takim ortalama 4.6 gun (toplamda 14 gun)
5 takim ortalama 5 gun (toplamda 15 gun-gs ve bjk bu kategoride)
eksisehirspor 5.3 gun (toplamda 16 gun)
kayserispor 4.0 gun (toplamda 12 gun)
fenerbahce 3.6 gun (toplamda 11 gun)
nacizane yorumum
bir yanlislik yapmistir tff
sonucta boyle guzide bir kurumun bu kadar acik
bir sekilde ayni takima 4 mac ust uste hata
yapmis olmasinda art niyet aramamak lazim.
bu hatayi duzelteceklerinden eminim.
mac araligimizi 2 gune dusurup araya da
bank asya takimlari ile bir iki macimizi sikistirirlarsa
bu hatayi telafi edebilirler dusuncesindeyim.
--spoiler--
Menemen ayaklanmasını hatırlattığınız zaman apışıp kalırlar aynı şu anda olduğu gibi. Sahi hacı atatürk menemen i de ayaklanmadan dolayı yaktırmadı mı yahu?
bugün 1 asker 1 polis şehit oldu 1 de sivil öldü şemdinli'de derim bunu diyene kim olursa olsun. Arapların götünü yiyeceğine işini yap! Ülkeyi yönet. Şebin Karahisar Berberler Odası yönetmiyor ülkeyi!
bir domino etkisi yaratmıştır. Haklı ya da haksız bu konulara girmeyeceğim. Lakin sadece günü yaşamayı bilen bir millet olduğumuz için daha dün neuchatel xamax skandalı'nda GS'yi yine bir fenerbahçelinin hem de sağlam bir fenerbahçelinin lobi faaliyetlerinin kurtardığını görmeden fenerbahçe'nin cl den atılmasını talep eden galatasaraylıları görüyoruz. Öncelikle Türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde istediğin kadar ezeli rakip, düşman, can düşmanı olalım. Ancak türkiye cumhuriyeti sınırları sonrasında sen de ben de türk'üm. Bana bugün bu haksızlığı yapanlar yarın aynı haksızlığı sana yaparken kimseyi bulamazsın yanında. Hatta bir tekme de ben atarım sana...
Tıpkı Juventus'un inter milan'a yaptığı gibi. Yazının başında domino etkisi demiştim. Sebebi şudur.Öncelikle fenerbahçe hukuksuz bir şekilde atıldı. Yerine TS alındı, başkanının yurtdışı yasağı alelacele kaldırıldı. Akabinde Sion'un hala Avrupa'da olduğu geldi akıllara... Platini'ye bu ne pehiz bu ne lahana turşusu dendi. El mahkum Sion'da ihraç edildi. Ve şimdi de geçmişte tıpkı fenerbahçe gibi şike ile suçlanıp küme düşürülen, sonra suçsuzluğu ortaya çıkınca italya federasyonu ve UEFA'nın iflahını tazminat diye alan Juventus çıktı ve inter milan'ın küme düşürülmesi talebini iletti. Ve işin kötü tarafı haklı. Eğer sen Fenerbahçe'yi düşürüyorsan, inter Milan'ı da düşürmen gerekir. UEFA fenerbahçe'ye yaptığı haksızlıkla yediği bokun karın ağrısını şu anda çekmeye başladı. Ve bu daha başlangıç...
Peki sevgili galatasaraylı kardeşlerim. Bunu kesinlikle sizi kızdırmak için söylemiyorum. Yanlış anlaşılmasın. zira siz görmek istemeseniz de bu şike olayının ağa babasının beşiktaşlı sinan engin ve galatasaraylı ergun gürsoy - adnan polat olduğunu siz de biliyorsunuz. Yarın bir gün sizle ilgili bir olay çıktığında... Kime güveneceksiniz? Fenerbahçe'nin şu anda yaşadığından daha kötü durumu yaşamayacak mısınız?