anlamsizdiafonlar
155 (çikita muz)
sekizinci nesil silik 1 takipçi 5.50 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    sahil şeridinde jazz dinlenebilecek yerler

    1.
  1. yaz tatilimi yaparken serdar ortaç değil de jazz dinlemek istiyorum, funk dinlemek istiyorum diyen kişilerin, bu arzularına kavuşabilme ihtimali olan yerlerdir.

    (bkz: kaş)
    (bkz: çeşme)
    (bkz: foça)
    (bkz: marmaris)
    (bkz: cunda)
    1 ...
  2. funk you

    1.
  3. iki güzide jazz dinleyicisi tartışırken kullandıkları, terbiyelerini bozmayan lakin niyeti belli eden güzide küfür.
    1 ...
  4. experimental ı okuyan kızlar bakire değildir

    1.
  5. aşkı, sevgiyi, sevişmeyi bilen sağlıklı kızdır ki experimental okur, bu nedenle bakire olmaması olasıdır.

    Sorun bakire olup olmamak değil hbbia olup olmamaktır zaten.

    Edit: hbbia kaçınca başlık başıma kaldı.
    1 ...
  6. abazanlıktan her şeye cinsel bir çağrışım bulmak

    ?.
  7. karpuzdu, kavundu, elmaydı, salatalıktı ne duysalar pis pis sırıtmaya başlayan kişilerin içinde bulundukları durumdur.

    - abi tost'a bak...
    + tost yapmışlar ehe ehe
    - kaşarlı abi..
    + sucuk'da koymuşlardır altına
    - ehe ehe... sucuk üstü kaşar abi... ohşşş
    + şeftali suyu içeceksin yanında...
    - offf şeftali...
    + tüylü tüylü... ehe ehe
    - ehe ehe .. ohşşş
    2 ...
  8. beyaz yakalara yönelik bir dergiden başlıklar

    ?.
  9. ilk sayı:

    "uzmanlara sorduk: Bunca sene bunun için mi okudum? Evet!"

    "nostalji: facebook öncesi mesaiyi nasıl dolduruyorduk?"

    "stresli çalışma saatlerinde dingin bir vaha: sigara odası"

    "sizi bir halt sanmaları için "merge etmek"'ten "lead etme"'ye ezberlemeniz gereken 10 temel ingilizce kalıp"

    "araştırma dosyası: tüm yönleriyle müdür cc'li mail, ne zaman atılmalı? nasıl yanıtlanmalı?"

    ikinci sayı:

    "sabah 08:30'a toplantı koyan yöneticiyle samimi bir söyleşi: ""evet, gerçekten ruh hastasıyım..."

    "dosya: doğanın gizemli varlıkları; her sabah işe full makyaj ve fönlü saçla gelebilen hatunlar"

    "hayat kurtaran temel oyunculuk becerileri: iş arkadışınızın terfisine sevinmiş gibi yapmak, ofise getirdiği çirkin kızına iltifatlar yağdırmak... ve daha fazlası"

    "sizin için araştırdık: kim kiminle yatıyor? kim ne kadar kazanıyor?"

    not: ilk iki sayı kapakları şu aralar mail'larda dolaşmaktadır, bunları oradan yazdım, sonra kopyaydı, araktı demeyin. sonraki sayıları kendi yaratıcılığımızla doldurabiliriz, sakınca yok.
    3 ...
  10. müzik başlar başlamaz oynamaya başlayan teyze

    1.
  11. çakar çakmaz çakan çakmak tokai gibi teyzedir. kadın programlarında bulunan bu teyzeler, daha baterist tıp tıp tıp diye üç verirken ayağa kalkıp, oynamaya başlarlar, ortak özellikleri yazmalarının müzik ilerledikçe açılması ve çokça taktıkları burma bilezikleridir.

    ben bu teyzeleri eleştirmiyorum zira muhtemelen hepsi ömürleri boyunca çocuklarını ön plana koydukları için, hep kendi eğlencelerini arka plana atmış ve de böyle duydukları her seste oynar hale gelmişlerdir. severiz, canlardır.
    0 ...
  12. gnctrkcll bumu kampanyasından öğrenilenler

    1.
  13. eskiden gençler daha güzel ve adil bir dünya isterdi, şimdi ise mavi jeans'te %20 indirim.
    3 ...
  14. bir aile babası olarak vedat milör

    1.
  15. 8 yaşındaki kızının çikolata sevmemesini türkiye'de gerçek çikolata yapılmamasına bağlayan, kızına çikolatayı sevdirmek için paris'e götüreceğini ilan eden, kadirşinas, bonkör, ilgili yönleri ön plana çıkmış vedat milör'dür.

    - kızım bak ardıç çiçeği reçelini sevdin mi?
    + peak diıl*
    - evet kızımın ağız tadına göre değil pek, peki kızım bu nar ağacı yaprağı suyu nasıl?
    + ı ıhhh
    - hay allah hiç bir şeyi de sevmedi... tüh

    biz o yaşta toprak yiyorduk, bağışıklık sistemimiz gelişir, mikrobu kırar diye.
    36 ...
  16. ben bu penguene senin için kurbağa

    ?.
  17. absürd bir anlatım benimseyelim hayatımın sifonu,
    sürreal bir yaşamda real rüyalar görelim birlikte,
    absinth yeşili çığlıklarımız duyulsun komşulara,
    gelenlere yarım açalım kapımızı,
    terli vücutlarımızı gizleyerek,
    soralım "nedir arzunuz burada çok var"
    kızsınlar bize, "bu kadar sevişmeyin, aile var"
    "tamam" diyelim, "penguenler penguen kalmalı"
    "ne saçmalıyorsunuz siz" desin, kapıyı zorlasınlar,
    "saçmalık biziz", diye uluyalım onlara,
    kurbağalar katılsın ulumalarımıza,
    gelen,
    kaçsın,
    biz,
    devam,
    edelim,
    whisy kahvesi gözlerin ile ak içime,
    penguen paytaklığınla öv beni,
    elini tutayım,
    kurbağalar,
    haykırsın,
    vrak.

    başlığın ilk entrysi için geliyor : sevgilimsiye absürdsel şiirimsiler.
    2 ...
  18. bursa dokuzuncu kitap fuarı

    ?.
  19. 5-13 mart tarihleri arasında Bursa'da düzenlenecek leziz fuardır. Etkinlik programı için;

    http://www.tuyap.com.tr/w...i/index.php?main=etkinlik
    3 ...
  20. tüm zamanların en iyi 25 jazz albümü

    1.
  21. jazz'ı jazz yapan efsane albümlerdir. liste bana ait değil, jazz resource'den aldım, pek çok liste mevcut ama bana en mantıklı seçki bu geldi, listede sevdiklerim, sevmediklerim, bilmediklerim, bayıldıklarım, tiksindiklerim mevcut, alabildiğince sübjektif 3-5 kelime karaladım, albümlerin yanına, neden yaptım bunu, hiç bilmiyorum.

    Kind of Blue -Miles Davis [ne denir ki, bu albüm olmasa jazz olmazdı, aferin miles efendi.]

    A Love Supreme -John Coltrane [evet güzel, efsane, geçelim]

    Time Out -Dave Brubeck [tamam tartışılmaz süper, mükemmel, geçelim]

    Ellington at Newport -Duke Ellington [seviyorum duke'un tarzını, duke dedim adıyla hitap ettim ama tanımam etmem, severim sadece]

    Jazz at Massey Hall -Charlie Parker [bu da süper, güzel gidiyr liste şimdilik, romantik parker seni, öpüşmek ister seni dinleyen]

    Headhunters -Herbie Hancock [harbie albümdür, deneysel değil ama güzel]

    Blue Train -John Coltrane [love supreme'den daha iyi bence bu albüm, evet blue geçti mi albüm adında süper oluyor galiba]

    Getz/Gilberto -Stan Getz, Joao Gilberto [bu getz denen kişinin başka bir albümünü dinlemiştim güzeldi, bunu bilmiyorum ama]

    Mingus Ah Um -Charles Mingus [listede en sevdiğim albüm budur, ben seviyorum mingus'u, budur evet]

    Concert by the Sea -Errol Garner [erol abiyi dinlemedim hiç bilmiyorum, büyükburç falan dostlar başına]

    Bitches Brew -Miles Davis [miles'ın ahlakı bozduğu bu albüm de güzel severiz,deneysellikte güzel bir noktada]

    Saxophone Colossus -Sonny Rollins [bu adamı seven adamları hiç sevmedim, o yüzdne bu adamı da sevmedim, dinlemeyin]

    Moanin' -Art Blakey [art abi sen bizim herşeyimizsin, seni seviyorum, albümü de seviyorum, alın dinleyin]

    Clifford Brown and Max Roach -Clifford Brown [zerre fikrim yok hakkında, bilen bana mesaj atsın anlatsın]

    At Carnegie Hall -Thelonious Monk and John Coltrane [monk sen mingus'tan sonra sevdiğim en baba müzisyenlerden birisin, coltrane yılışma hemen]

    Soul Station -Hank Mobley [soul falan beni bozar, ama bu albüm güzel mi, güzel, böyle sevgiliyle kırmızı şarap iç bununla, ama meyvemsi içme kekremsi iç, o derece]

    Somethin' Else -Cannonball Adderley [yavrum iki dakika elin ayağın rahat dursun demek istediğim bir adam bu cannonball, severiz, güzel albüm]

    Speak No Evil -Wayne Shorter [güzel, ama tezahürata gerek yok, ama önemli bir albüm bence jazz için bu, önemli önemli]

    Birth of the Cool -Miles Davis [hiç sevmem, tek nota 2 dakika basılır mı miles, cool olacam diye uyuz olmuşsun, sevmiyorum ben cool jazz]

    Maiden Voyage -Herbie Hancock [güzel, bu dinlenir, geçiş dönemi bop'tı, bebop'tı onlar bitiyor artık bu albümlerle]

    A Boy Named Charlie Brown -Vince Guaraldi [sevmem, çok basit, aptal yerine koyuyor beni, beni aptal yerine koyma, şaşırt, git...]

    Out to Lunch -Eric Dolphy [ben bu albümü seviyorum, kimse sevmiyor, ben seviyorum, bu albüm çalsın ben hep sevişirim, o derece]

    Blues and the Abstract Truth -Oliver Nelson [araba kullanırken dinleyin bu albümü, evde dinlemeyin, araba da, güneş batmak üzere olsun, kaçıp gidin...]

    Go! -Dexter Gordon[bilmiyorum, ben bu albümü de, bu adamı da bilmiyorum]

    Sarah Vaughan and Clifford Brown -Sarah Vaughan [yoruldum, bunu da başkası anlatsın, dağılın]
    12 ...
  22. long night iced tea

    1.
  23. long island iced tea gecenin sonunda erkeklerde performans kaybına neden olduğundan, erkeklere özel yaratılmış kokteyl. yapımı çok farklı değil, sadece normalde eşit miktarda karıştırılan 5 beyazdan votka'yı çıkarıyor, yerine rom'un miktarını iki katına çıkarıyor, portakal likörünü de yarıya indirip, eş miktar fındık likörü ekliyoruz.

    mandalina ve fındık ile de servis ediyoruz.

    daha ne olsun.
    1 ...
  24. evde biscolata starz yapmak

    1.
  25. biscolata starz reklamı sonrası gözü dönmüş sevgiliyi eve bağlamak için yapılması gerekendir.

    derhal soyunulur, üste bir adet önlük geçirilir, çikolata kabına sokulmuş kaşık usulca döndürülürken, sevgiliye hınzır hınzır gülümsenir. arada bir kaşığı çıkarıp yalamak, bunu yaparken aman da ben dilimi pek güzel kullanıyorum, aman da ben dilimi pek süper kullanıyorum dercesine manalı bakmak esastır.
    4 ...
  26. when universes collide

    1.
  27. inanılmaz keyifli gogol bordello şarkısı.

    ben bu şarkıyı, nevizade'de bir barda, akşamüstü, tek başıma bira içerken duydum. hava henüz aydınlık, mekan boştu. bir tane uzun süredir peşinde olunan hatun, "belki gelirim" demiş, "ya ben de arkadaşlarla orada olacağım, ara mutlaka uğrarsan" demiştim. oturmuş barda yalnız, aramasını bekliyordum, bu şarkı çaldı, bitti, tekrar istedim, yine çaldı, bitti, tekrar istedim, yeter dedi barmen, tamam dedim.

    kız gelmedi. davulumu çaldım, ama gelmedi.

    Why didn't you come when I beat my drum
    And screamed off my head out into the night
    Scared of the slums, afraid of the guns
    Don't wanna see the hoodlums fight

    Hey hey hey, na na na na
    Don't wanna see the hoodlums fight
    Hey hey hey, na na na na
    Don't wanna see the hoodlums fight

    I was gonna come when I heard your drum
    And you screamed your head off into the night
    I grew up around different part of town
    But even the universes collide

    Hey hey hey, na na na na
    Even the universes collide
    Hey hey hey, na na na na
    Even the universes collide

    There was no letter
    No family matter
    And by the castes we don't divide
    It's just father told me tonight authorities
    Preparing ethno-cleansing ride

    Hey hey hey, na na na na
    Preparing ethno-cleansing ride
    Hey hey hey, na na na na
    Preparing ethno-cleansing ride

    Two helicopters with machine guns
    Over the slums proudly will glide
    So when the universes collide
    Son, don't get caught on the wrong side!

    Hey hey hey, na na na na
    When the universes collide
    Hey hey hey, na na na na
    Son, don't get caught on the wrong side

    Hey hey hey, na na na na
    When the universes collide
    Hey hey hey, na na na na
    Son, don't get caught on the wrong side

    Hey hey hey, na na na na
    When the universes collide
    Hey hey hey, na na na na
    Son, don't get caught on the wrong side

    Why didn't you come
    When I beat my drum
    And screamed off my head
    Out into the rain
    Your mother told you
    Our father stopped you
    Out of the hospitals you are afraid
    When universe will collide
    Don't get caught on the wrong side
    1 ...
  28. sarafin chardonnay

    1.
  29. normalde beyaz şarapla aram iyi değildir, sevmem. lakin sarafin yapmış, tesadüfen ikram üzerine içip, tüm önyargılarımı geride bıraktım, özellikle de bir türk markasının bu kadar güzel bir beyaz şarap ürettiğini görünce, mutlu oldum. chardonnay üzümü genelde meyvemsi, hafif içimlidir, lakin sarafin nasıl becermiş bilmiyorum ama kavruk aromalı, gövdeli ve zengin bir şarap elde etmiş, beyaz da kırmızı yaratmış denebilir kısaca. herkese tavsiye ediyorum..
    1 ...
  30. 2010 yılının en iyi jazz albümleri

    ?.
  31. all about jazz tarafından oluşturulmuş liste şu şekilde, (nacizane fikirlerimi de ekledim)

    1 - jason moran - ten
    2 - marc ribot - silent movies [ben ribot'u bir türlü sevemedim, ama seveni de kınamam, bu albüm de genel tarzının dışında değil]
    3 - rudresh mahanthappa & bunky green - apex [arıza güzel, saksafonlar savaşı]
    4 - claudia quintet - royal toast [eğlencelik güzel jazz, dinleyiniz.]
    5 - tombone shorty - backatown
    6 - keith jarret & charlie haden - jasmine [ben bu keith jarret'ı bir türlü sevemedim, sevmiyorum, albümü de dinlemedim, otomatik sevmedim.]
    7 - fred hersch - whirl
    8 - matthew shipp - 4D
    9 - michael formanek - the rub and spare change [yılın en baba albümü budur, varsın 9'a koysunlar, varsın jarret'ın altına alsınlar, kabul etmem, bu mudur, budur]
    10 - kneebody - you can have your moment [modern tatlar, iyi bu adamlar zaten, ohh mis]
    6 ...
  32. büyüyünce eskiden eleştirdiğin kişilerden olmak

    1.
  33. sınırsızca çikolata alabilme özgürlüğüydü çocukken benim için mutluluğun tanımı, bunu yapabilen insanlar neden asık suratlı olurdu anlamaz, eleştirirdim.

    uzun bacaklı kızlarla yatabilmekti ergenken benim mutluluk tanımım, bunu yapabilen insanlar neden asık suratlı olurdu anlamaz, eleştirirdim.

    iyi bir kariyere sahip olmaktı üniversitedeyken benim için mutluluk, buna sahip insanlar neden asık suratlı olurdu, anlamaz, eleştirirdim.

    güldüğüm, kahkahalar attığım yıllar boyunca, hep bunu yapmayanları, eleştirdim.

    şimdi çok seyrek güler oldum, mutluluk tanımım da yok, aynaya bakınca kendi bakışlarımdan tedirgin oluyorum.

    gülmeyi bilen ben, şimdiki beni hep eleştiriyorum. anlayamıyorum.
    28 ...
  34. dekolteden patlamış mısır sokma oyunu

    ?.
  35. nevizade'de akşamüstünden tünenerek ele geçirilmiş, cadde gören balkonda istanbul halkının hoşgörüsüne sığınarak oynanabilecek, keyifli bir oyundur. amaç adından da anlaşılacağı gibi, sokaktan geçen espri anlayışı gelişmiş kızların dekoltelerinden içeri patlamış mısır sokabilmektir. sırası gelip, başarılı olamayan herkese bir adet shot ısmarlar, 5-10 tur'da zaten herkes sarhoş olduğundan oyun son bulur.
    1 ...
  36. akşamüstünden nevizade ye tünemek

    ?.
  37. henüz nevizade kalabalık olmadan, üst katlarda bir balkona tüneyerek, gece yarısına kadar içmek aktivitesidir. keyiflidir, gelene geçene bakılır, 33'lük biralarla başlanır, shotlarla güzelleşilir ve finalde kokteyllerle taç takılır. taç sonrası, yoldan geçenlerle ilgili yorumlar, tadından yenmez bir hal alır, abartılırsa, birinin üst kata çıkıp sizi balkonda dövmeye çalışmasıyla gece son bulur, uslu uslu bambiye yürünür.

    (bkz: dekolteden patlamış mısır sokma oyunu)
    4 ...
  38. asmalımescit ten meydana yürümek

    ?.
  39. apple martini'ler sonrası lıkırdatılan long island'ların, insan bünyesinde oluşturduğu, "yeter arkadaşım bu kadar medeniyet, her tarafım funk oldu" haykırışları sonrası, kızılkayalar'da bulunan sarımsağa, salçaya ulaşmak için yapılan eylemdir.

    yalpalanır, denge kaybedilir, laf atanlar, laf atılanlar, uğraşılır, didinilir, lakin sonunda o salça buharından kırmızı olmuş camekanın içerisinde duran ıslak hamburgerlere ulaşılır.

    oh huzur!
    4 ...
  40. benzin istasyonlarında afrodizyak satılması

    1.
  41. benzin istasyonlarında kasanın hemen yanında ya da arkasında envai çeşit afrodizyak doğal karışım hapı, çeşit çeşit afrodizyak içeçek, kuruyemişlerden oluşan bol enerji veren yiyeceklerin bulunması durumudur.

    genelde club veya bardan eve dönerken, erzak tedariği için benzin istasyonuna uğrandığından, mantıklı bir pazarlama taktiğidir. yanlışlıkla erzakları doldurduğunuz torbanın içine koymanız durumunda ne yazık ki aşağıdaki diyalog yaşanabilir;

    - cips açıyorum ya başım çok kötü.
    + tamam, bana da ver, var daha eve.
    - aa bu ne, çikolata mı aldın?
    + hangisi?
    - tüm gece?
    + efendim?*
    - cinsel güç arttırıcı doğal karışım?
    + o nereden çıktı?
    - bir hap ile bütün gece yüksek performans sergileyin...
    + 100 liralık benzine falan mı veriyorlar acaba, anlamadım ki..
    - ya ben vazgeçtim sen beni şu ilerideki taksi durağında bıraksana.
    + saçmalama ya, ben de devam edecektik hani...
    - sen artık kendin devam edersin tüm gece...
    + ama...
    3 ...
  42. jazzibe

    ?.
  43. liquid funk

    ?.
  44. funk'ın su gibi akan bir türevidir.

    drum'n bass etkilenimli, yer yer reggae tadına giren, bolca jazz sample'lı, hareketli fakat huzurlu bir müziktir. severiz, save er iz.
    1 ...
  45. annelerin durmaksızın tembihlerde bulunması

    ?.
  46. - evladım napıyorsun?
    + çay demledim, öyle televizyon izliyorum anne.
    - aman evladım çay sıcaktır şimdi, yavaş iç, birden içme yanarsın.
    + anne neden sıcak içeyim ?
    - öyle deme bizim bir tanıdığın oğlu öyle hızlı içmiş çayı, sonra boğazı yanmış, boğazını almışlar.
    + anne boğaz almak ne demek
    - almışlar işte, aman oğlum dikkat et sen...
    + tamam anne.
    - oğlum elinde demlik'le televizyonun prizlerinin orada dolaşma sakın... dökersin falan, sonra almaya çalışırsın... allah muhafaza... tü tü tü
    + annnnnnnnnneeeeeeeeeeeeeee!
    - yok yok size yaranılmıyor, ah ah sizi doğuracağıma taş doğursaymışım...
    + anne tamam ya...
    - ah ah...
    + tamam anne özür dilerim, gerginim biraz...
    - neyin var oğlum, takma demiyor muyum ben, düşünme hiç bir şeyi, dünyayı sen mi kurtaracaksın, aman oğl..
    + offfffffff
    2 ...
  47. sevgiliden soğutan diyaloglar

    1.
  48. - nerdesin?
    + evdeyim aşkım
    - dur, evden arıyorum aç...
    + ???

    ***

    - neden açmadın?
    + duştaydım canım
    - yani şimdi ben gelsem, duşun yerleri ıslak olacak di mi?
    + ???

    ***

    - nerdesin?
    + okuldayım...
    - sus, şşttt
    + noldu?
    - sus dedim...
    + .......
    - o kız kim arkada konuşan?
    + ???

    ***

    - neden geç açıyorsun ya?
    + uyuyordum...
    - nasıl uyuyordun ya, neden haber vermiyorsun uyuduğunu...
    + ya uyuyakalmışım...
    - kalma
    + ???
    9 ...
  49. ıslak cosmopolitan ile kız arkadaş dövmek

    ?.
  50. her ne kadar ilişkilerde şiddete karşı olsak da; sürekli okuduğu her sayısı yaklaşık 7-8 kg gelen cosmopolitan'dı, elle'ydi dergilerinden gördüğü 567 tl'lik ayakkabıları isteyen sevgilinin, arada bir beline beline ıslak cosmopolitan ile vurma hareketidir. suyu yiyen cosmopolitan rahat bir 10 kg çekecektir.
    5 ...
  51. güzel kızların yanındaki çirkin adam olmak

    1.
  52. çirkinim evet! ciddi anlamda çirkin bir adamım ben, fiziksel olarak tüm çirkinlikleri tek bir bünyede toplamış bir adamım, ama ne hikmetse yıllarca hep güzel kızlarla çıktım, halen ben de ne var bilmiyorum, öyle ferrari'si olan bir adam da değilim.

    yıllarca sözlükler'de karikatürler'de, benimle dalga geçtiler, sürekli ayı olduğumu, görgüsüz olduğumu, kızların benimle param için çıktığını, böyle bir ilişkinin sapkınlık olduğunu söylediler. görenler küfürler ettiler, kesin aldatıyordur kız bunu dediler.

    alışveriş merkezlerinde ne zaman kız arkadaşlarımdan biriyle gezsem, karşıdan gelen süslü püslü, kaslı maslı, artist abiler hayretler içerisinde bana baktılar, tüm yakışıklılıklarına rağmen onlar 3 erkek turlarlarken, ben sevgilimle eleleydim. hemen bok attılar tabi, kesin parası içindir, kesin birşey vardır.

    ama yok, gerçekten yok bir nedeni, somut, belki ben bilmiyorum, ama başlıyor işte bir şekilde, sonra ilerliyor, bu kadar katı eleştirmemek lazım bu durumu, kadınlar belki de tipe bakmıyordur gerçekten.

    ne demişler erkekler gözüyle sever, kadınlar kulağıyla.

    sesim mi güzel yoksa benim hmmm...
    4 ...
  53. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük