tanım: eve gelen misafirin çocuğunun bilgisayarı kurcalayıp mahvetmesi durumudur...
gebertilesi velettir. bir de eve sinirli bir baba varsa ve bilgisayarın bok olduğunu ilk o fark etmişse kıyamet kopar, o veledi parçalama isteği doğar...
tere bitkisinin tohumudur. günde bir tatlı kaşığı yutulduğu taktirde metabolizmayı hızlandırır ve kabızlığa feci derecede iyi gelir. tadı iğrenç ötesidir...
insanı çileden çıkaran cinsten olur bazen bunlar...
anne sultan: angi kızım markettesin demi?
angi: evet anne, peynir reyonundayım şu an.
anne sultan: çıkmadın demi marketten.
angi: hayır anne peynir alıyom dedim ya.
anne sultan: hımm demek hala markettesin o zaman gül suyu da al bak unutma...
tanım: insanın çocukken çok sık gördüğü rüyalardır. muhtemelen kendisini çok etkileyen ve hayatı boyunca da etkileyecek olan bir takım olayların etkisinden kaynaklanır...
ben babamı persil adam olarak görürdüm, acaba neler hayal edermişim???
malumunuz türkçemiz gün geçtikçe bozulmakta. ancak zaatımın anlamadığı nasıl olur da en doğru şekilde konuşulması gereken yer olduğunu düşündüğüm haber bültenlerinde 'bilmem ne start aldı' şeklinde cümleler kurulduğudur. merak içerisindeyim bundan rahatsız olan tek ben miyim?
görevi bomba imha etmek olan, ancak ecel korkusuyla üç buçuk atan, bir taraftan da evine ekmek götürmesi gereken insan...
edit: başlık üstüme kalmış.
(bkz: uçaktan korkan kabin memuru)
kabin memurluğu dünyanın en keyifli mesleklerinden biri, bir o kadar da zor tabiki...
iyi bir hava yolunda uçuyorsanız son derece güzel bir maaş alırsınız, dünyanın da dört bir yanını gezersiniz. çalışma saatleriniz kötüdür o ayrı, insanın gecesi gündüzü olmaz, evlilik imkansızlaşır. ama kaptan pilot bir bey bulursanız o zaman tam süper olur.
uçmak bir aşktır, ömrünü gök yüzüne adamak her baba yiğidin harcı değildir.
gelin görün ki kabin memurları ki halk arasında hostes, uçan garson , uçan memeli vs.. adlandırılan kabin görevlileri her daim küçük görülürler. ne olmuş kardeşim insanlara hizmet ediyorsa, bi tarafı açıkta mı geziyor. onu bunu bırakın da uçak tehlikeye girdiğinde siz korkudan donunuza sıçarken, o insanlar kendi yaşamlarını hiçe sayarak uçağı güvenli bir şekilde tahliye etmek için canlarını dişlerine takarlar, neredeyse acil serviste görevli bir doktor kadar ilk yardım bilgisine sahiptirler...
bir de hostesler alımlı, güzel olmadı mı kudurur yolcu milleti, ne bu kardeşim hostesler yolculara veriyor da benim mi haberim yok? uçuş güvenliği açısından hosteslerin belli bir kiloda olması gerekir ama bu onların seks objesi olarak görülmesini gerektirir mi onu bilemem. gerçi eski zamanlardan kalan bi süregelirlik var. eski yıllarda, uçmak bir lüksken, uçak bileti fiyatları cep yakarken ve uçuşların yeteri kadar güvenli olmadığı yıllarda ki bu yıllarda yolcuların büyük bir kısmı iş adamlarıymış, uçağa yolcu çekmek için mini etekli, seksi hostesler işe alınırmış. ancak günümüzde uçmak otobüs yolculuğundan çok daha ucuz çoğu kez, bilmem anlatabildim mi...
efenm toplumumuzda yok efendim kadın kısmısı şunu yapmaz, buraya girmez bilmem ne diye sürekli kısıtlamalar konmuştur. ama ne hikmetse erkekler için böyle bi kısıtlama yoktur. ama ben koyuyorum, semt pazarlarına erkekler giremez kardeşim. otur oturduğun yere. zaten ortam kalabalık, hem kazık kadarsın hem de mal mal ortalığa bakınıyosun, yürümüyosun, pazar trafiğini tıkıyosun. gelme kardeşim gelme, yürü git markete...
tanım: ananas meyvesinin dilimlendikten sonra kurutulmuş halidir.
efenm eskiden beri kayısı kurusu, üzüm kurusu vb. biliriz. ama sosteye icadı yeni kurular çıktı. ananas kurusu, papaya kurusu, mango kurusu, kivi kurusu, hindistan cevizi kurusu vesaire vesaire. her neyse efenm tropikal meyveler aslında sulu sulu, ferah olur. insan bi yedimiydi içi açılır, ancak bu ananas kurusu, o muhteşem meyvenin güzelliğinden, lezzetinden eser bırakmamıştır, şiddetle tavsiye edilmez.
bir insan bu kadar mı dürüst olur dedirten güzellik abidesi olup sinirlendirmeye hiç gelmez. sözlüğe hoşgelmiştir sefalar getirmiştir. güzel yazılarını bekliyoruzdur.