Respawn Counter Strike gibi round temelli olmayan oyunlarda ki geneli multiplayerdır, ölen oyuncunun tekrar oyuna dönmesi demektir. Yani oyunun akışı sürmekteyken siz bir şekilde ölürseniz, oyun akmaya devam ederken aynı yerde veya seçilen bölgede tekrar hayata dönersiniz.
Aklıma gelen ilk örnek 2142 adlı oyunun herhangi bir serisinde öldüğünüzde ekranda beliren süre sonunda tekrar oyuna başlarsınız veya haritadan spawn olmak istediğiniz açık bölgeleri seçer orada "respawn" olursunuz.
Başka genel bir örnekte MMORPGlerdeki slotların yani harita üzerinde tecrübe puanı almak için öldürdüğünüz yaratıkların bir süre sonra aynı yerde tekrar belirmesidir.
*
Efendim öncelikle bakınız (bkz: silkmek)
Bu eylemi en iyi anlatan zeytin silkme hadisesidir nazarımda, zeytin ağaçlarının altına serilen uzun uzun kumaşlar, adamların ağaca çıkmaları ve sallamalarıyla zeytinlerin kumaşların üzerine dökülmesi ve sonra "haden gari bugünlük yetivesin" diyerek evin yolunu tutmaları, veya zeytinyağı için fabrikanın yolunu tutmaları. Silkerler de bunun şahıs eki almış halidir olsa olsa, Tarlada yetişmiş zeytinleri gören mustafa ağabey'in Murtaza'ya bağırarak "murtaza emmi bizim bağın hasatları nolcek geliverinde hep birden silkiverelim biyo"
Tabi Mustafa ağabey boş dururmu yabıştırır lafı "Ellemegoy bizim oğlan gelince yiğenle gönderirin silkerler"
işte burada, bir köy insanının komşusuyla girdiği diyalogda karşımıza çıkmakta ve okuyan her bir insanı tekrar düşünmeye itmektedir.
Çocuk dokununca tutmak, tutunca kavramak, kavrayınca çekiştirmek, çekince fırlatmak ister. Çocuk emekleyince sıralamak, sıralayınca yürümek, yürüyünce tırmanmak, tırmanınca atlamak, zıplamak ister. Bu süre içerisinde eline geçirdiği bir eşyayı kırması onun için büyük bir deneyim ve eğlence kaynağı olur. Eşyanın kırılması, parçalara ayrılması, kırıldığında çıkan ses çocuk için yeni bir öğrenimdir. Ardından yepyeni keşiflere çıkacaktır. Çocuk sürekli sınırlarını genişletecek ve genişlettiği sınırlarla asla yetinmeyecektir. Çocuk giriştiği bu denemelerle aynı zamanda kendi gücünü de denemekte ve sınamaktadır. Motor gelişimin çocuğa kazandırdığı deneyimler onun bilişsel gelişimine de zemin hazırlar.
işte ebeveynlerin büyümekte olan çocuklarına "iyice yaramaz oldu" "çok haylaz yerinde durmuyor" vb. cümlelerle veryansın ettikleri bu dönem motor gelişim dönemidir. çocukların en çok pasifize edilmek istendiği dönemde bu dönemdir, ebeveynler yaramaz diye yaftalarlar halbuki çocuğun bedenini ve çevresiyle ilişkisini gücünü kabiliyetlerini keşfettiği bu dönemdir kendi kendini tanımaktadır. Tıpkı senin evinde besleyip oyuncağa çevirdiğin, minnoş yumoş diye hitap ederek mundar ettiğin kedinin yavru döneminde eşyalara saldırması, sineklerle oynaması, olur olmaz sağa sola pusu kurup hareket eden ne varsa atlaması gibi biz insanlarda böyle benzer dönemlerden geçerek kendimizi tanırız, bedenimizi, gücümüzü, kaslarımızı tanır bunların çevreyle nasıl etkileşime geçtiğini çözmeye çalışırız.
Ama ebeveynler çocuklarıyla baş edemeyince onu çocuk kafeslerine koyarlar, yanınada oyuncak ayı bırakırlar ki orada uslu uslu onunla oynasın, odasından çıkarmazlar, eşyaları oraya buraya atıyor diye her şeyi dolaplara saklarlar, ağzına bir her şeyi götürüyor diye eline koluna vurur, ağlatır onun gelişmesine engel olup pasifize etmeye çalışırlar. Böylece o çocuk büyüdüğünde sizden birisi olur, itaat eden, sorgulamayan, erkekse kavramayı osbir için öğrenmiş, kadınsa yastıkla ve parmakla orgazm için öğrenmiş, herşeyin gizli saklı kapılar arkasında iç dünyasında olup bittiği, aman ayıp aman birşey derler aman aralarına karış onlar gibi davran göründüğün gibi olma olmak istediğin gibi görün, havan batsın emi şekillere bak insanlarından birisi olup çıkarlar. Bu insancıklar bizim toplumu oluştururlar, patroncu devletleri ve zenginleri bunlara kanırta kanırta sokarken gıkları çıkmaz çünkü bu hikaye taaaa motor gelişim sürecinden başlamıştır.
Zamlar olur, fakirleşirler, ekonomik sınıfları arasında kocaman kocaman uçurumlar olur yinede o boş bakışları kaybetmez öylece yaşar giderler.
Sonuç olarak motor gelişim sürecinde haylazlık yapan çocuklarınızı kısıtlamayın, bırakın kırsınlar döksünler öğrensinler. Eğer kısıtlar ve kapıları kapatırsanız, "kışın nasıl olsa pantolon giyiyom" diyerek 5 cm kıllı bacaklarla, pala remzi bıyığıyla gezen zengin koca meraklısı farkındalıktan bir haber aptal kızlarınız, üç güne bir yunusu tokatlayıp kızarmış ve sulanmış gözlerle sosyal hayatın içerisine kalabalık erkek gruplarıyla karışan, karşı cinsle iletişim kurmayı öğrenememiş sevişmeyi Roccoyla sınırlı fantezileri "plumber seks"ten öte olmayan sivilceli osbirci çocuklarınız olur söylemedi demeyin.