d-smart 44. kanala 'sporun kanalı' sloganıyla yerleşmiş yeni bir oluşum. yakında yayındayız diyor ama tarih vermiyor. d-smart kullanıcılarını kazıklamak amacıyla kurulmuş olabilir*.
Milletvekilleri TBMM'de göreve başlarken ant içiyor... Peki neden belediye başkanları böyle bir ant içmeden göreve başlıyor?
Mimar Doğan Hasol, bu sorudan hareket ederek yıllar önce bir 'Belediye Başkanı Andı' hazırlamıştı. Siyasi partiler bu andı yasalaştırmadı. Ama Sayın Hasol usanmadı. Bu andı her seçim öncesinde güncelleyerek anımsatıyor. Uzun andın bazı maddelerini, okurlarımızın başkan adaylarını daha iyi değerlendirmesine yardımcı olacağı düşüncesiyle aktaralım...
- Bilime, yasalara, şehircilik ve mimarlık kurallarına, plan fikrine, uzmanlıklara saygı göstereceğime, ben bilirimci ve keyfi davranışlarda bulunmayacağıma,
- Şehrin havasını, suyunu, toprağını, ekolojik dengesini koruyacağıma; yeşil alanları, su havzalarını, doğal ve tarihsel sitleri yağmaya ve yapılaşmaya açmayacağıma,
- Tarihsel kent dokusunu, eski yapıtları, kültürel mirası koruyacağıma; Belediye arsalarını elden çıkarmayacağıma,
- Yeni gecekondulara ve kaçak yapılaşmaya göz yummayacağıma, mevcut gecekonduların büyütülmesi için ödün vermeyeceğime,
- Kent merkezlerinde yoğunluk artırıcı yapılaşmaya yol açacak plan değişiklikleri yapmayacağıma,
- Maddi, manevi ya da politik çıkar karşılığında imar planlarında hiçbir değişiklik yapmayacağıma,
- Denizi doldurarak ya da kazıklı yol yaparak kıyıların doğal yapısını bozmayacağıma,
- Kaldırımları otomobillerden arındırıp yayalara tahsis edeceğime; yayaları taşıtlardan çok seveceğime,
- Kaldırımları yap-boza çevirmeyeceğime; yaptıklarımı tek defalık, yani gerektiği gibi sağlam yapacağıma,
- Kent merkezinde, geçici de olsa hayvan pazarları kurdurmayacağıma,
- Sokaklara asılan afişlerle kendimi övmeyeceğime,
- Hukukun üstünlüğüne, demokratik laik Cumhuriyet ile Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma, Ant içerim...
Brezilya Yüksek iş Mahkemesi, bir alt mahkemenin, Amazon eyaletinde çiftlikleri bulunan Lima Araujo Agropecuaria adlı şirkete, çiftliklerde çalıştırdığı işçilere yıllarca köle gibi davrandığı gerekçesiyle 2,8 milyon dolar tutarında para cezası verilmesi kararını onadı. Çiftliklerde çalışan işçilerin susuz bırakıldığı, sağlığa elverişsiz çamurdan yapılma barakalarda tutulduğu ve hasta işçilerin tıbbi tedavi almasına izin verilmediği belirtildi.
güneydoğudan fındık toplamak için yollara dökülen işçiler, derebeyliklerden bir farkı olmayan ağalıklar ve aşiretler, kot taşlayan işçiler, amele pazarlarında günlük iş bekleyen ve her daim sağlıklı olmak mecburiyetinde olan* yurttaşlarım...
günün esprisi: akp türkiyesi bunlara dur diyecektir mulaka...
enerji bakanı taner yıldız'dan eşsiz bir aforizma.
kendileri hidro elektrik santrallerine karşı çıkanlara seslenmiş bu şekilde. sanki evimize gelen elektriğin hangi kaynaktan geleceğine karar verebiliyomuşuz gibi. insanları bu kadar da salak yerine koymayın artık, yiterrr yauuw...
madem o kadar akıllısınız sevgili taner yıldız kardeş, yapın bir referandum, anlatalım size elektriği nerden kullanmak istediğimizi. işine gelmedi mi iki gözümün çiçeği...
bülent arınç'ın kemal kılıçdaroğlu'nu hedef alarak yaptığı açıklama. bülent arınç kişisi, 'boyu değil işlevi önemli' deyimini duymamış galiba. deve kadar boyu olan* ne yaptı demezler mi adama.
kedi, köpek gibi mangal başında beklerler. bir parça kızarmış tavuk kanadı atınca hep beraber başına üşüşürler. hatta sıyırdığın kemiği bile bir güzel götürürler. hakikaten yam yamdır bu kanatlılar. çok tehlikeliler.
galatasaraylılar 11 euroya izleyecek, fenerbahçeliler 22 euroya. neymiş efendim fenerbahçeli taraftarların izleyeceği kale arkasında koltuk varmış da, konfor farkı falan filan, o yüzden fiyat farkı oluşmuş. kimi kandırıyonuz amk, oturarak maç izleyen mi var. fenerbahçenin taraftarını müşteri gibi görmesi ilk kez karşılaşılan bir durum değil tabiki. ligteki bilet fiyatları da ortada sonuçta. para benim sana ne oluyor diyen varsa, o ayrı mevzu tabi...
bu film cinsiyet ayırt etmeksizin herkesi etkiler. erkektir, kadındır herkesi dumura uğratır. türkan şoray'ın 'sevgi neydi? sevgi iyilikti dostluktu. sevgi emekti.' derken, gözlerinin dolu dolu hali hangi canlı organizmayı titretmez ki?
Kaymakam Hasan Gürsoy'un onayıyla, izmir narlıdere kaymakamlığına alınacak bayan personelde bulunması gereken özelliklerdir.
Kendisini ve ailesini sevmek. Güzel ahlaklı olmak. Rızacı veya isyankar olmamak. Tok ve açın halini anlayabilmek. Dedikodu yapmamak. Laf getirip götürmemek. inançlı olmak. Sorun üretmemek. Şüpheci olmak. Nankör olmamak. Rakamları iyi kullanmak, yazmak. Kitap okuma alışkanlığı olmak. Dünya klasiklerini okumuş olmak. Tarih bilgisi birikimi olmak. Aşırı tüketim alışkanlığı olmamak. Ülkesini, Atatürk'ü sevmek. Milli konulara duyarlı olmak.
malesef bunların hepsi gerçek. güzel bir zaytung haberi olmasını dilerdim ama öyle değil, üzgünüm. ne diyelim, allah akıl fikir versin.
Marmaris'te 20 yıldır maddi karşılık beklemeden çöp toplayan ve çevre kirliliğine dikkati çekmek için yaptığı ilginç eylemlerle tanınan imdat Avcı'nın, eşi Yıldız Avcı ve çocukları Türkü ve Ozan Avcı ile birlikte yaptıkları, alkışlanası protesto.
o çöpleri atanların radyasyona maruz kalarak ölmeleri dileğiyle*.
izmirli Psikiyatrist ve çevre gönüllüsü Dr. Hüsnü Uçar'ın, izmir'in Karaburun ilçesine 1 mil mesafedeki Küçük Ada'daki ağaçları yaşatmak için yaptığı insanüstü olay.
ambargo kelimesinin hafif kaldığı bir uygulamadır.
ilaç sokamanın bile yasak olduğunu düşünürsek, soykırım politikası demek daha uygun olacaktır.
beyefendiler ambargoyu hafifletmişler güya. neymiş efendim, bundan böyle tüketim mallarının geçişine birleşmiş milletler kontrolüyle izin verilecekmiş de, falan da filan.
silah ve askeri amaçlarla kullanılabilecek malzemelere yönelik yasak sürecek demişler arkasından da. bu kadar muallak bir ifade mi olur. istenilen her malzeme bu kategoriye sokulabilir rahatlıkla. önemli olan bu kriterleri kimin denetlediği. yiyiyorsa birleşmiş milletler'e bırakın bu işi de.
kamyonlardan birine yüklenen vinç ile marmaray'ın üsküdar şantiyesine giren soyguncular, hazırladıkları sahte belgelerle hidrolik kaldıraçlar, havalandırma fanları, balast tankları bulunan 87 ton inşaat malzemesini sabaha kadar kamyonlara yükleyip ortadan kaybolmuşlar.
2 milyon dolar değerindeki malzemeler, hurdacıya 45 tl ya satılmış. kamera kayıtlarını silen cem b. adındaki güvenlik görevlisi polisler tarafından aranmakta.
hırsızlara not: tamam çaldın çalmasına da bari değerine yakın sat be arkadaşım. 2 milyon dolar nereee, 45 bin tl nere.
kimi bkz lar pembeye yakın kimileri mora yakın görünüyor. mora yakın olan uzaktan seçilemiyor efenim. mouse u üzerine getirince fark ediyosunuz ancak. küçük bir ayrıntı belki ama benim sinirimi bozuyo bu durum.
ab'nin yeni düzenlemeleri gereği tadının değişmesi söz konusu olan nutella, italya'yı ayağa kaldırdı. bu tepki karşısında 'böyle bir değişiklik olmayacak' şekilinde açıklama yapmak zorunda kaldı avrupa birliği.
ekşicilerden henüz ses çıkmadı. gelişmeleri takip ediyoruz. * ayrıntı
işi yokuşa sürme yöntemidir. sayısız yolu vardır. en popüleri bugün git yarın geldir.
acı sonuçlar da doğurabilir. örneğin;
14 yaşında hapse girmiş ve 17 sinde lösemi olmuş bir çocuk mahkum. ölmek üzere olan bir çocuğun tahliyesini bekleyen bir aile. tek istekleri çocuklarını son kez kucaklayabilmek. ölümle pençeleşen çocuk bürokrasinin labirentinden çıkmaya çalışıyor. bürokrasi ve azrail el ele vermiş sanki, aileye acı çektirmek için. keşke insanların evraklardan daha önemli olduğu bir ülkede yaşasaydık.
gerizekalı bir amerikan firmasının müşterilerine sunduğu yeni ürünü.
dallama bide kendini savunmuş. afrikalılara saygı niteliğinde gibi bişeyler gevelemiş. neymiş efendim onlar aslan yiyiyomuş da biz amerikalılar olarak niye yemeyecekmişiz falan filan. sen sıçta bokunu ye emi.