Herkesin birbirine sırasıyla tek tek "nasılsın" diye sorması ve buna klasik "çok şükür sizleri sormalı" cevabı alınması olayının matematikteki karşılığıdır. ve bu komik sahne bitene kadar sinirden kudurmak gayet olasıdır. (heleki kalabalık ortamlarda) insanı bayram ziyaretinden soğutur.
Jay Glenn Miner (31/05/1932,20/06/1994) , amerikalı elektronik mühendisi ve Amiga bilgisayarlarının baş tasarımcısı ve babası olarak da tanınan dahi adam.
oldukça başarılı multimedya çip tasarımlarıyla bir döneme damgasını vurmuş ve kişisel bilgisayar kavramına farklı bir boyut kazandırmıştır. meslek yaşamına ilk olarak tıp sektöründe uzaktan kumandalı kalp pili gibi bir kaç tasarımla başlamıştır. 70 lerin sonuna doğru atari firmasına girmiş, ilk ciddi başarısı olarak o zamana kadar karmaşık devre tasarımlarıyla üretilen atari 2600 konsolunun görüntü birimini tek bir çip olarak tasarlamıştır.
80 lerin başında atari'den ayrılarak kendi özgür çip tasarımlarını ve projelerini yaratmak maksadıyla hi-toro firmasını kurmuştur. şirketin ismi daha sonra Amiga olarak değiştirilmiştir. hayali, güçlü multimedya yetenekleri olan bir oyun konsolu ve ev bilgisayarı konsepti yaratmaktı. bunun için motorola 68000 işlemcisini esas alan ve ilk başta oyun konsolu olarak tasarladığı fakat daha sonra bilgisayara dönüştürdüğü ilk prototipi olan "Lorraine" i geliştirmeye başlamıştır.
aynı dönemde Lorraine projesi için gereken finansmanı karşılamak amacıyla eski şirketi atari'nin ünlü konsolları için (2600,colecovision vb.) joystick ve oyun kartuşları tasarımları yapmış ve üretmiştir. ayrıca yine kendi tasarımı olan joyboard isimli yeni nesil bir oyun kumandasınıda piyasaya sunmuştur. Atari bu dönem boyunca Jay Miner ve ekibiyle yakından ilgilenmiş ve ortaya çıkaracağı üstün çipsetin (Lorraine Projesi) ilk kullanım hakkını elde etmek amacıyla kendisine 500,000 dolar sermaye desteğinde bulunmuştur.
Buna karşın Amiga ciddi finansal problemlerle karşılaşmaya devam etmiş ve çıkış yolu için yeni yatırımcılar aramaya devam etmiştir. Bu dönemde Commodore firmasıyla görüşmelerde bulunmuştur. Commodore nihai olarak Amiga'yı kesin olarak almak istemiş ve atari ile olan tüm anlaşmaların feshedilmesini ve Lorraine projesini kendisinin kullanmak istediğini açıkça ortaya koymuştur. Bunun üzerine lorraine çipsetini teslim etmek yerine, commodore atari firmasına amiga'ya ödediği 500,000 doları geri ödemiş ve lorraine projesini bitirmesi için Jay Miner'a ek finansal destek sağlamıştır.
Sonuç olarak ilk prototip başarıyla tamamlanmış ve "Amiga for Commodore" adı altında piyasaya sürülmek üzereyken son anda ismi Amiga 1000 olarak revize edilmiştir. Jay Miner ve ekibi Commodore-Amiga ortaklığı altında çeşitli yıllar boyunca çalışmaya devam etmiş ve döneminin çok ötesinde grafik ve ses yetenekleri ve çoklu işlem desteği içeren Amiga serisinin baş mühendisi ve tasarımcılığını sürdürmüştür. Bu dönemde Amiga 1000,500,2000,1200,1500,600,3000,4000,CD32 ve CDTV modelleriyle dünyada fırtınalar estirmiş milyonlarca satılan bir bilgisayar markası yaratmışlardır.
ilk başlarda Commodore ile birlikte iyi işlere imza atarlarken, daha sonra commodore yönetiminin değişmesi ve çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle orjinal Amiga geliştirici ekibinin üyeleri birer birer işten atılmış yada kendileri istifa etmek zorunda kalmışlardır. Son darbe ise Jay Miner tarafından Los Gatos'da kurulan Amiga (ilk başlarda Hi-toro) ofisinin resmen kapatılması olmuştur.
Jay Miner sonraki yıllar boyunca Commodore firmasının iflasına kadar dışarıdan danışman olarak hizmet vermeye devam etmiştir. 1994 yılında resmen iflasını açıklayan commdore firmasıyla beraber en büyük hayali ve eseri Amiga ile de bağları tamamen kopmuştur.
Tüm dünyada Amiga bilgisayarlarının babası olarak tanınan Jay Miner, ömrü boyunca böbrek yetmezliğiyle uğraşmış ve sık sık diyalize girmiştir. 1990 yılında kız kardeşinden böbrek nakli yapıldıysa da 1994 yılı haziran ayında böbrek fonksiyonlarının durması ve komplikasyonlar nedeniyle , Commodore firmasının iflas etmesinden yalnızca iki ay sonra hayatını kaybetmiştir.
Orjinal amiga geliştirici ekibinin en güzel hatırası olarak ilk üretilen Amiga 1000 modeli bilgisayarların iç kapaklarına tüm ekibin kabartma imzaları basılmıştır. Jay Miner kendisiyle beraber çok sevdiği köpeği mitchy 'nin pati izinide imzasının altına bastırmıştır. Toprağın bol olsun büyük dahi...
efendim bu çağrışımı yapan "Tanrılar çıldırmış olmalı" filmi gibi beyaz perdede cereyan eden bir senaryodan ibaret değil malesef. gün itibariyle bizzat canlı olarak şahit olduğum bir kaç küçük yada kaçık(!) yatırımcının sohbetine kulak misafiri olarak dumur olmama sebep olmuş olaydır.
enstantene şu şekilde :
x: hocam kredi kartımdaki limiti çekip forex yapsam mı ne dersin ?
y: bilmem hacı sen daha çok anlarsın bu işlerden.
x: iki kartı komple nakit avanstan çekip taksitlendireyim, forexte deli para var.
y: bak bu iyi fikir (!)
meğerse forexe elini verip götünü kaptıran binlerce zavallı nasıl oluyor derdim bende. hele hele bunu kredi kartına borçlanarak ve bu kriz ortamında yapmayı düşünebilen insanın akli dengesi ne alemde çok merak ediyorum.
taksisinde unutulan 32500 amerikan dolarını kek gibi 3 gün boyunca sahibini arayarak sonunda evine teslim eden taksicidir. arjantinde rüşvet ve yolsuzluk diz boyu olduğu için adam adeta milli kahramana dönüşmüş ve başlatılan kampanyayla adına şimdiden 14500 amerikan doları yardım toplanmıştır. hani bi adam bu kadar ballı olabilir ancak derler o cinsten işte. birincisini eliyle ittiği halde ikincisi yardım adı altında gene dönüp dolaşıp kapısını çalıyor. paçalarından bal değil zemzem suyu akıyor mübarek pezevengin. bizde sayısal,piyango,iddia oynayıp üçün birini alalım habire. *
son dönemlerde kendi sektörü içinde yapılan en orjinal ve güzel reklamlardan biri. gerek müziğiyle , gerek temasıyla örtüşen figürleriyle başarılı bulduğum bir reklam. bizi parandeler atacakmışçasına beklentiye sokan çılgın kahramanı da koltuk değneklerinin artistik patinaj amaçlıda işe yaradığını öğretmiştir aynı zamanda. yani anlayacağınız hem eğlenceli hem öğretici hem de orjinal bir reklamdır keyifle devamını bekliyoruz. **
bu arada reklamın baş kahramanı gerçekten koltuk değneklerine mahkum bir sanatçı imiş :
Çok az insan onun gerçekten de koltuk değnekli biri olduğunu farkediyor. Doğuştan kalçasında eklem bozukluğu olan Bill Shannon, Visa reklamında engellerin sadece insanların beyninde olduğunun bir simgesi gibi izleyenleri büyülüyor.
Visa'nın payWave temassız kredi kartlarını tanıtan reklam kampanyasında koltuk değnekleri ile uçarcasına dans eden Bill Shannon, doğuştan iki taraflı eklem bozukluğu olan bir performans sanatçısı. Shannon kalçasındaki bu bozuklukla koltuk değneğine mahkum olunca, kendisini dansla ifade etmenin yolunu bulmuş. Yaratıcılığı ve becerisiyle, hayatta bütün engellerin insanın zihninde olduğunu gösteren bir simge haline gelen Shannon'u Visa'nın keşfetmesi ise "Work it out" adlı videosu sayesinde olmuş.
Visa'nın reklam ajansı Saatchi & Saatchi, her yıl Uluslararası Cannes Reklam Festivali'nde yeni reklamcıların keşfedildiği "New Directors Showcase" adında bir etkinlik düzenliyor. 2008 yılındaki etkinliğe Bill Shannon'un başrolde olduğu, fiziksel akışın gösterildiği bir film de katıldı. Filmde Bill Shannon, özel hareket ve danslardan oluşan "Bill Shannon Tekniği" performansı ile yer aldı. Bu performanstan çok etkilenen Visa, reklamında vermek istediği "Akış" temasının görsel olarak çok iyi bir şekilde ifade ettiğini düşünerek Shannon'a film teklifinde bulundu. Bill Shannon dans dünyasının aslında çok yakından tanıdığı bir isim. Çok sayıda ödülü var. Kayarcasına akan danslarının koreografileri de tamamen kendisine ait.
aslı "yakalanan hackerin internet yaşamdır sloganı atması" olacaktı. * internetin böğründen kopup gelen cengaver delikanlımızın hücreme laptop isterim yakarışından önce gelecek toplumsal mesajıdır. hep yapmak istediğim eylemdir. neyseki henüz yakalanmadım. **
internet haftası için de güzel bir reklam kampanyasına dönüşebilirdi muhtemelen güzel yurdumda.
kendileri kadar gereksiz söylemlerini ve rüşvetlerini akp'nin başına yıkan depremdir. gururlu ve çağdaş izmir'in bir kez daha kolpa müslüman tayfasına şamarını attığı depremdir.
gelin bir de yakından bakalım öncü depremlere :
- boşbakanın * "bunlar koynunda kedi köpekle yatar" diyerek sıçtığı boku, başkan adayları köpek maması dağıtarak sıvamaya çalışmıştır.
+ izmir'i hala fethedilmesi gereken bir düşman kalesi gibi gören ve başarısızlığın hazımsızlığını öfke olarak kusan sinir küpü başbakanımız ! biraz daha yaratıcı olmaya davet ediyorum sizi, bir dahakine kediler için de whiskass olsun lütfen. *
- hükümetin kendini bilmez bir bakanı, üzerine vazife olmadığı halde - izmir'den fazlasıyla gocunduklarından olsa gerek - atatürk'ün ebediyete kadar teslim aldığı ve kurtardığı bu güzide kenti düşman bir toplumdan geri alacakmış gibi "izmir'i teslim alacağız" diyebilme hezeyanına kapılmıştır.
+ sorun değil biz gerçek sahibinin kim olduğunu öğrettik sana bakanım: tek ve yegane kurtarıcımız da teslim alanımız da ulu önder'dir.
- alsancak ve kordondaki lüks apartmanların dahi önüne çuval çuval kömür bırakıp, izmir'liyi kendi bol avanta sever avam seçmeniyle karıştırma cehaletine düşmüştür.
+ bir dahakine sadaka kültüründen değil, bizim gibi laik cumhuriyet sevgisinden feyz alın.
- hükümetin sağlık bakanı aylarca kendi vazifesini unutacak kadar izmir'in arsenikli su muhabbetiyle kafa yormuştur. tabii bunu yaparken istanbulda içme suyuna kanalizasyon karışması, ankarada halka çamurlu ırmak sularının içirilmesi ve türkiyenin diğer köşelerindeki arsenik oranı yüksek iller nedense bu çok düşünceli bakanımızın bir türlü aklına gelmemiştir.
+ sayın bakan sonraki yıllarda en azından kafan rahat olur. izmir'le uğraşmazsın işine konsantre ol.
kısacası bu şehrin insanına takiye yaparak, koyun postuna bürünmüş kurt kurtnazlığıyla yaklaşarak havanızı aldığınızı bir kez daha izmir hayallerinizi başınıza yıkan bu deprem hatırlatmıştır. hepinize geçmiş olsun.
evet ekonomik krizdi , boktu , püsürdü, bidi bidiydi sonuçta işler kesat gitti piliçler resti çekti ve siz kaldınız sap... kala kala kalmışsınız bi tane kara kuğu yavrusu misali seçme dişi yaşam formuna. e şimdi sap gezip elizabethle idare etmektense kuş yuva istiyor haliyle. e o zaman bu yöntem tam sana göre :
- şimdi öncelikle bir adet terlik bulundurun yanınızda. sevişme başlar başlamaz henüz öpüşme aşamasındayken (durum daha vahime gidip mideniz bulanmadan) terlikle yukardaki ampule bi tane koyup patlatıverin! bu sizin "felaket" in boyutlarını görmenizi engelleyecektir. şaşıran kız arkadaşa "karanlıkta daha romantik oluyor aşkım" gibisinden bi yalan sıkın, pirim bile yaparsınız.
- ikinci aşama olayların sizin için hala mide bulandırıcı olarak gidiyor olması durumunda başvurulacak metoddur. burada da bir adet kese kağıdına ihtiyacınız olacak. baktınız ki ortam yeterince karanlık değil ve siz hala yüzünü görüyorsunuz: hemen yan tarafa uzanıp özenle hazırlanmış ortaboy kese kağıdınızı alın ve tek hamlede kodumu oturtun kızın kafasına !
işte size angelina jolie! (bundan sonrası tamamen hayal gücünüze bağlı)
tabi biraz "çakma" sı. ama idare edin artık. herşeyi karşı taraftan beklemek olmaz biraz da hayal gücünüzü kullanın.
popstar, rapstar, bokstar yarışmalarından sonra gündeme bomba gibi düşmesini beklediğim yarışma. ateşli türk gençliği sayesinde ülkemde reyting rekorları kırması kesin. şifreli kanaldamı verirler ne yaparlar bilemem artık ama bekliyoruz efendim.
hele bir de sevgililer gününden önce cereyan ettiyse tadından yenmez. acı hatırası sonraki yüzyıl boyunca sizi her sevgililer gününde sinir etmeye yeter. ***
mazoşistik eğilimler gösteren insan evladı temennisi. tadı ayrıdır o tartışılmaz. amma velakin doğru insanla denenmesi gerekir zira karşınızda bir psikopat varsa sizi öldürüp evinizide bir güzel soyabilir. *
Rolling Stones'un gitaristi Ronnie Wood'un (61), 23 yıllık karısı Jo'yu 18 yaşındaki Rus garson Ekaterina Ivanova için terk etmesi olayıdır. Yurdum sınırları içinde "azgın tekelik" sendromu olarak algılanmasına karşın yurt dışında insanları kendi haline bırakma eğilimi ağır basar. adam türk olmadığı için şanslı bilmelidir kendini zira burda olsa derhal "mağdur" eşin arkadaşları bir komisyon oluşturur "azgın teke" şarkıları besteler, bizim paparazziler adamın burnundan getirir vicdani işkenceye mağruz kalırdı.
microsoft visual studio kurulum ekranlarında bir klasiktir sırıtan çok mutlu derya deniz programcı arkadaşlar.
- "ay ne kadar insanüstü araçlar kullanıyoruz, ay ne kadar süper program yazıyoruz, vallahi allah inandırsın iki dakkada şip şak beşiktaş koca erp programını 1 saatte bitirdim. sen çok yaşa microsoft!"
falan demeye çalışan insanlardır kanımca.
yalnız bir problem var sanki bir yerlerde değil mi ? **
hani o pırıl pırıl inci gibi 32 dişle sırıtan gencecik karizmatik mühendis ayaklarına takılan arkadaşları anladıkta!
o şey ne allanı seversen ? pörsümüş ve sarkık yüz hatlarıyla resmen "ben 50'lik bir mature" üm diye haykıran teyze ?
insanda biraz zevk ve şevk olur daha kurulum aşamasında programcılıktan soğuttunuz insanı içimdeki aşkı katlettiniz microsoft zımbırzopları. insan bi huri koyar oraya millet şevke gelsin be.
commodore 64 'lü yılların sevimli ve şeker bir çocukluk hatırası. aslen ingiliz çocuk kitabından ve hikaye serisinden uyarlanmıştır. sevimli bir postacı amca olarak pek sevimli köy halkımızın haritanın değişik yerlerine serpiştirilmiş iş yerlerine ve evlerine postaları dağıtırdık.
commodore 64 ün fırtına gibi estiği yıllarda en meşhur oyunların müziklerini yazmış amiga ve atari formatlı oyunlarada şahane müzikler parçalamış yaşlı kurt.
amiga döneminin efsanevi yarış oyunu Lotus serisinin bana kalırsa en baba oyunuydu. özellikle sırf o harika müziği ve arabaları için dakikalarca joystick ellenmeden izlenirdi güzelim introsu.
bir de şöyle bir güzellik vardı oyunda : (bkz: turpentine)
gayet normaldir ki , türk kültürünün özünden uzaklaşan yeni neslin şımarık üyelerine farid farjad yerine has türk müziği kültürü aşılamak isteyen idealist insandır.
globalleşmeyi yabancılaşma olarak anlayan zavallılara göre ters bir durum tabi.
istanbul Film Festivalinde "Hadisa için Savaş" ın jeneriği bitiminde ekrana yansıtılan altyazılı sloganlar ortalığı birbirine katmış. sözüm ona bi takım gerçek ülke gündeminden uzakta , uzay boşluğunda yaşayan entel ve dantel sanatçılarımız pek bi bozulmuş ve kınamışlar. alt yazı aynen şöyle :
"işgalci ABD işbirlikçi AKP"
o festivalde çalışıpta bu altyazıyı işten atılma pahasına ekleyen o aslan yürekli türk evladına binlerce teşekkür şahsen benden.