Ruh tatmin olurken bedenin acı çekmesi ya da tam tersi durumlardır. Format için tanım kısmı böyledir. Şimdi gelelim asıl düşüncelerimin özüne.
Bir mevkiye yükselebilmek ya da bir emele ulaşmak için bir takım zorunlulukların olduğundan bahseder dururuz. Ancak sorun şudur ki zorunlulukların olması zorunlu hissetmeyi sağlamaz. Evet insanlığın gözden kaçırdığı ayrıntı bu olsa gerek. Çünkü kendimden bir örnek vermem gerekirse şunu söyleyebilirim ; çok büyük bir oyuncu olmak istiyorum. Bunu öylece elimi kolumu sallayarak gerçekleştiremeyeceğimi; o konuma ulaşmak için çok çalışmak zorunda olduğumu da biliyorum . Ama zorunlu hissetmiyorum. Zorunlu olduğunu bilmek bana zorunlu hissettirmiyor. Zorunlu hissetmek zorunda olduğumu da biliyorum. Ama bilmek yetmiyor. Ben yalnızca hissedemiyorum. Sigaranın bin türlü zararının olduğunu daha da ötesi şu ki sonunun ölüm olduğunu bile bile sigara içiyorum. Evet aklınızdan geçen şu olsa gerek 'çünkü bağımlısın nikotin bağımlısı yani'.Hayır yok öyle bir dünya. Bazen günlerce içmeye biliyorum. Nikotin bağımlılığım yok. Ama sigarayı asla ağzıma sürmeyeceğim diyemiyorum. Çünkü tüm bunları bilsem de zorunlu olsam da sırf öyleymiş gibi hissetmediğim için sigarayı bırakmıyorum. Sanırım bunun nedeni de ruhla beden arasındaki uyuşmazlık. Yani düşsel ikilemler.Mesela ben sigara içiyorum.Ama nikotin bağımlısı değilim.Yani günlerce içmeye de bilirim.Canımın çikolata çekmesi gibi değil sigara çekmesi. Şimdi bedenime zarar verdiğimi biliyorum. Ama ruhumu tatmin ettiğini de biliyorum. sigara içerken, adeta ruhum okşanıyor. Düşüncelerim yoğunlaşıyor. Aklımdan binlerce şey akıp gidiyor. Mutlu hissediyorum ve ruhum bana 'şimdi gülümse sürtük emrini' veriyor. Kısaca iyi hissediyorum. Ancak tüm bunlar olurken cildim kırışıyor. Ciğerlerim çürüyor. Boğazım yanıyor. Ses tellerim ise ateşte kül oluyor. Ruhum huzurluyken bedenim ölüyor. işte zıtlık tam olarak burada. Bedenle ruh tatminini aynı sırada sağlanmayınca dengesiz hissizlik hastalığı başlıyor. Mantığımız kabul etmiyor. Beden beni öldürme diye inlerken ruh ise kahkaha naraları atıyor. . Öyleyse benim sigarayı asla içmeyeceğim demem ruhuma haksızlık olmuyor mu? Bedenimi tatmin ederken. iki türlü de tek yönlü bir tatmin. Bırakmak ve bırakmamak. Şimdi bedenin ölmesi uzun vadede sigara olmadan da gerçekleşecek. Sadece sigara bunu hızlı ve acılı hale getirecek. Yani olan yine nacizane bedenimize olacak. Beden küsmesin diye ruhu küstürmek ona istediğini vermemek ne kadar anlamsız geliyor kulağa. Bedene yapılan haksızlığı es geçtiğimi sanmayın. Bedensel bir yıkım ruhsal bir çöküntüyü de tetikleyebilir elbette ki. O yüzden benim gibi bir insana sigarayı bırakma nedenini sağlığının bozulması olarak sunmak çok aptalca. Ona dengesizlikten dem vurmalı. Ona ruhsal sağlık ve bedensel sağlık arasındaki dengeyi sağlamak için bırakması gerektiğini söylemek ise bir nevi daha akıllıca olan. Sigaranın yanlış olmasının nedeni sizi acılı bir şekilde öldürecek olması değildir.Onun tek yönlü bir tatmin olmasıdır.Mesela seks gibi değildir. Seks hem bedensel hem de ruhsal bir tatmindir. Bedenle ruhu aynı anda tatmin eden şeylere ihtiyacımız var. Seks gibi. Normal şartlardaki seksten bahsediyorum. Yalnızca acıya dayalı olanlardan değil. Bunlar mümkün oldukça tüm insanlık için bir takım ikilemlerden kurtulmak daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.
istanbul'un dile getirmek isteyeceklerinin tümüdür. Mesela istanbul candır. Ben ölürsem türkiye'nin beyin ölümü gerçekleşecektir demek isteyecektir. Gerçi o kadar mütevazıdır ki yine susacak ve şüphesiz ki her iltifatta yanakları kızaracaktır. artık benim değerimin farkına varın beni keşfedin demek isteyecektir. istanbul candır lan.
en uzun ilişkinin 2,5 ay sürmesiyle sonuçlanan durumdur. insanın içi ruhu sıkılır. ilk bir iki hafta her şey güzelken, sevgilinin hep iyi özelliklerini görürken 1 ay dolmaya başlayınca kötü yönlerini görüp soğumaya başlar insan. hatta her sabah atılan günaydın mesajları çok anlamsız ve sıkıcı gelir. kıskaçlık triplerine neden tahammül ettiğini sorgular ve özgürlüğünün kısıtlandığını fark eder, sohbetinden zevk almaz olursun. çünkü yine aşık değilsindir. çok kötü bir şey bence lan.
Sözlükten hemen siktir olup gitmesi gereken orospu çocuklarıdır. Hatta direkt türkiye topraklarını terk etseler çok makbule geçer. nasıl bir nankörlük nasıl bir hainliktir lan bu? koduklarım.
hemen kendine bir çimdik atması gereken erkektir. Hayatta olduğundan emin olmalıdır. Az sonra göreceklerine kendini hazırlamalı, derin bir nefes alıp,internetten bulup video tamamen yüklenince oynatmaya başlamalıdır. Bu bir emirdir asker. Yaslan arkana ve odaklan. Bana güven efsanevi olacak.
insanların, 'yok artık, hadi ordan, şoktayım,yok artık yarram, nasıl yani aramızda x yaş mı var şimdi? nasıl lan, , dalga mı geçiyorsun kızım, inanmıyorum.' gibi tepkilerinden sıkılmakla sonuçlanan durumdur.
aslında hiç bir zaman var olmamış kavramdır. bir aile ekstra masrafları için aylık en fazla 100 lirayı bir kenara koyabilirken, kimisinin günlük cep harçlığı 300 liradır. kiminin otobüs parası yokken, bir diğeri ise galeride onlarca arabaya sahiptir. sanki hepsine aynı anda binebilecekmiş gibi. göz fantezisidir. markete abisiyle giren o çelimsiz çocuk abisinin gözlerine 50 kuruşluk bir çikolatayı almak için bakarken, insan elindeki her şeyi kasada bırakıp çıkıp gitmek ister. kendi alım gücünden bile utanır. milyonerlerin yapmadığı yardımları yapabilmeyi düşünür ki onların bir çoğunun da hiç sikinde değildir bu ayrı bir konu. tonlarca para denen o kağıt yığınına sahip olan insandan daha yetenekli daha zeki olmasına rağmen maddi sıkıntı içindeki insan bir sınava giriş ücretini yatıramadığı için hak etmediği bir yaşamı sürmeye mecbur kalır. diğeri ise özel derslerle bile kıçını yırtıp giremeyip işini rüşvetle torpille hallettirir. işte dünyanın adaleti bu kadar da değil bundan kat kat siktir boktandır.
avustralyalı bir rock grubudur.(pub rock olarak isimlendirilmiştir bu tarz avustralya'da).ilk önce 1977 de Sydney'de 'flowers' olarak kurulmuşlardır. ayrıca new wave ve synthpop müzik tarzlarında başarılı olmuşlardır.
edit: Icehouse - Great southern Land harika mükemmel bir şarkıdır.
sevgiliye düpedüz aşık olunmadığının kanıtıdır. aslında sadece hoşlanılıyordur(o bile olmayabilir). aynı hayatı paylaşmak için aslında birbirine uygun olmayan insanlarsınızdır. yani kısaca aynı dilden konuşmuyorsunuzdur. klişe olacak ama aynı dünyanın insanları değilsinizdir. belki sizi bir arada tutan tek şey kaliteli bir seks hayatıdır. ancak bir müddet sonra o bile yeterli olmayacaktır. konuşacak konu bulamayıp, sürekli yanında farklı biri gibi davranmak zorunda kalırsınız. sıkılırsınız. gitmek istersiniz. hatta birinin sizi kurtarması için yalvarırken bulursunuz kendinizi birden. mesajlarına cevap atmak ya da yanında konuşmak eğlenmek içinizden gelmez. tam anlamıyla zorlama bir ilişkidir. ne siz onu olduğu gibi kabul etmektesinizdir ne de o sizi. aslında birbirinizi hiç mi hiç tanımıyorsunuzdur.
ilişkinin alışkanlık haline geldiğinin kanıtıdır. aynı muhabbetler, aynı mekanlar, aynı kavgalar artık çok canınızı sıkmaya başlamıştır. ama her ayrılmayı deneyişinizde bunlara karşı bir yoksunluk hissedersiniz ve yeniden başlamaya çalışırsınız. aslında unutmanız lazımdır çünkü artık karşılıklı yalnızca zarar vermeye başlamışsınızdır. çevrenize, kendinize. tam anlamıyla bir huzursuzluktur. birinin gelip sizi kurtarmasını beklersiniz. kopamıyorsunuzdur çünkü yalnızlıktan korkuyorsunuzdur. sanki şimdi çok biriyle birlikteymişsiniz gibi. yeni bir varlığın sizi uzaklaştırmasına, bütün ölü geçmişinizi diriltmesine ihtiyaç duyasınız. ama oyunun sonu yine çok basittir. sıkıcı ilişki biter bir yenisi başlar. tam anlamıyla bir ölüm çıkmazıdır. aşkın fransız filmlerindeki gibi olmadığının en büyük kanıtıdır. belki de aşkla tanışmamış biri konuşuyordur kim bilir? ama bu bizi tutsak etmeye devam eden tek umuttur.
kol mesafesinden uzakta olan şeyleri gruptan biri tuvalet için kalkana kadar elde edememektir. üşengeçliğin hayvanlık sınırına dayanması olayıdır. kumanda, telefon, sürahi, içki şişeleri, bir kaç parça yiyecek, yastık,sigara ve çakmak kol mesafesi kadar uzaklıktadır. bu mesafeyi aşarsa ulaşılmak istenen şey için, ilk tuvalete kalkacak olan insan beklenir. öğrenci evlerinde rastlanır buna genelde. görmesem inanmazdım lan ama gerçek. günlerce yatabiliyorlar.
malumunuz sinem kobal oyunculuğu bırakmış ya hani, azra akın denen güzel ama oyunculukta berbat olan o hatunun sinem kobalın yerini alması durumudur. tarih tekerrürden ibarettir sözünün canlı kanıtları.
Edit: biri gider biri gelir. şu işi bilenlere bıraksalar artık lan yeter cidden yeter. azra akın ne lan? siktirsin gitsin podyumda yürüsün.
Tanım olarak başlayalım ki formata uygun olsun: Orgazm olamayı başarabilmenin, sevebilmeyi, aşık olmayı becerebilmeye benzemediği gerçeğidir.
Yani gerçek olan şu ki seks her yerde. Evde, ofiste, ormanda, barlarda, yol ortasında insanın isteyebileceği yerde. Ayrıca onu elde etmek artık çok kolay. daha özel ya da farklı ya da fantezik olanı ise aşık olarak seks yapabilmek. çünkü onun dışındakiler artık denendi. artık biliniyor ve bir yerden sonra sadece sıradan ve mekanik bir eyleme dönüşüyor.
Bundan kurulmak için ise aşk lazım. yani şuan kaç kişinin orgazm çığlığı atmakta olduğuyla değil kaç kişinin düşlerinin en güzel yerinde uyandığıyla ilgileniyorum. ayrıca sadece umuyorum. uykularımız ağır olsun ki uyanamayalım. bir aşk ölsün ve bir diğeri doğsun. o mekanikliğin yerini gerçek tutku alsın. çünkü seksin verdiği zevke bir insan gerçekten ancak bu şekilde erişebilir. zor olanı becerdikten sonra. orgazm olmanın ne demek olduğunu tam anlamıyla ancak bu şekilde kavrayabilir.