galatasaray şampiyonlar liginde arsenal ile aynı gruba düştüğü için galatasaraylı taraftarlar dünki gibi arsenal'ı mı destekleyecek yoksa galatasaray'ı mı?
türkçeye karabasan diye çevrilen 2014 yapımı korku filmi.
yorumum ise:
Beklentilerimin altında kalan bir film oldu.Filmi izlemeden önce hem aldığı puanlar olsun hem de okuduğum bazı yorumlar olsun film için olumlu yöndeydi fakat maalesef film benim adıma vasat diyebileceğim bir film.The Babadook bence bir korku filmi değil,film gerilim hatta yer yer psikolojik de diyebilirim ama tam bir korku filmi değil,yani filmi izlemeden önce çok korkacağınız bir film beklemeyin.Film bir anne ile çoğucuğuna musallat olan bir masal canavarını anlatıyor fakat filmin başlarında annenin yalnızlığı ve bıkkınlığının gayet iyi yansıtıldığını söylemeliyim yani gerilim yüklü sahnelere geçmeden önce film psikolojik film tadında ilerliyor o kısımları beğendim diyebilirim fakat ne zaman film gerilim kısmına geliyor işte orada sınıfta kalıyor,ne korkutabiliyor ne gerebiliyor,zaten ben filmi izlerken hem The Ring hem The Grudge hem de The Shining tadı aldım,kısacası film daha önce görmediğimiz bir şey sunmuyor izleyiciye.Süresinin kısa olması filmi sürükleyici ve gizemli kılıyor diyebilirim ama eğer bir gerilim filmine geldiysem o filmin beni korkutması veya en azından germesi gerekir fakat The Babadook bu konuda bence başarısız.Benim filmde en çok beğendiğim şey oyunculuklar ve ses miksajı-kurgusu.Oyunculuklar gerçekten çok başarılı hem Essie Davis hem de Noah Wiserman çok iyi performans sergilemişler.Korkunç veya çok geren bir film değil bence fakat rahatsız eden bir film o yönden beğendim yani izlerken bazı sahneleriyle insanı rahatsız ve huzursuz ediyor.Filmin sonu ise benim adıma tamamen saçmalığın daniskası,filmin sonu gerçekten hem saçma hem de hayal kırıklığı.Son olarak benim beklentilerimin altında kalan bir film,sinemada izlenecek kadar iyi olmasa da evde izlenebilir.
ingilizcesi letter never sent olan 1959 yapımı Mikhail Kalatozov filmi.film hakkında ne ekşi sözlükten ne de başka bir yerden doğru düzgün bir yorum göremedim.
benim film hakkında yorumum ise:
Filmi izlemeden önce ne anlattığını bile bilmiyordum sadece yönetmen Mikhail Kalatozov için izlemek istedim bu filmi ve izledim.Daha önce Mikhail Kalatozov'un Letyat Zhuravli filmini izlemiş ve çok beğenmiştim özellikle bu adamın kamera kullanımını çok sevmiştim o filmde.Gönderilmemiş Mektuplar filminde ise bir grubun Sibiryada elmas araması ve daha sonrasında başlarına gelen bir orman yanıgını sonucunda yollara düşüp yardım aramalarını anlatıyor.Film gerçekten baştan sona ağır bir film aslında dışarıdan bakıldığında sürüklyici gibi gözükebilir ama inanın bana zaman geçtikçe filmin temposu daha düşüyor ve daha ağırlaşıyor yani film içerik olarak fazla bir şey vaad etmiyor.Gelgelelim benim filmi izlememin asıl sebebi olan Mikhail Kalatozov'e,açıkçası Letyat Zhuravli filmindeki kadar olmasada yine bu filmde de beni kamera açıları ve kullanımıyla şaşırtmayı ve kendine hayran bırakmayı başardı,ayrıca Letyat Zhuravli de olduğu gibi bu filmde de sinematografiyi beğendiğimi söylemeliyim,kısacası teknik yönden yine beni tatmin etti diyebilirim Mikhail Kalatozov.Fakat filmin gerçekten hem konusunda hem de konunun işleyişinde bana kalırsa hiçbir albenisi yok,zaman zaman da filmin kısır döngüye girmesi cabası.Oyunculuklar başarılı,Letyat Zhuravli de performansını beğendiğim ve bende sempatik bir izlenim bırakan aktris Tatyana Samoylova'yı bu filmde de görmek güzeldi.Son olarak ben filmi teknik yönden beğensem de maalesef hem senaryo bakımından hem de filme genel olarak baktığımda pek beğendiğimi söyleyemem,sadece benim gibi Mikhail Kalatozov sevenlere tavsiye edebileceğim bir film.
Açıkçası beklentimden daha iyi çıkan bir film Letyat Zhuravli.Ben filmi,filmin yönetmeni Mikhail Kalatozov için izlediğimi söylemeliyim yani izlemeden önce filmin yönetmeninin tarzına bakabilmek için filmi izlemek istiyordum ve iyiki de izlemişim filmi çünkü içerik olarak çok orjinal olmasa bile teknik olarak beni baya tatmin eden bir film oldu Letyat Zhuravli.Film iki genç aşığın aralarına savaş'ın girmesiyle birbirlerinden ayrılması ve ayrıldıktan sonraki hayatlarından kesitleri anlatıyor fakat bu hikayenin anlatım dili çok başarılı özellikle yönetmenin çekimleri ve sinematografi hayli tatmin edici zaten filmin süresi de kısa olduğu için bir an bile sıkılmadım aksine acaba filmin sonu nasıl bitecek diye merak içinde filmi izledim,normalde siyah-beyaz filmlerden sıkılan ben bu filmi izlerken bir an bile sıkılmadığımı söylemeliyim,hem sürükleyici hem etkileyici hem de teknik bakımdan ufku genişleten bir film.Benim filmde en çok beğendiğim yönetmenin çekim tarzları oldu,ayrıca oyunculuklar da gayet iyi diyebilirim.Son olarak ben filmi beğendim,beklentilerimin üstünde çıkan bir film oldu,savaş ve dram türlerinin iç içe geçtiği filmleri sevenlere tavsiye ederim.Yönetmenin çekim tarzları için puanımı biraz daha yüksek veriyorum.
özellikle ergenlerde bolca bulunan fetiştir.bu adamı çok sevip fotoğraflarını paylaşınca nedense ergen arkadaşlar kendilerini çok marjinal ve cool sanıyor.
izlediğim ilk Melville filmi,beğendiğimi söyleyebilirim.Film genel olarak iki konu etrafında dönüyor,ilki Bob'un kumara olan bitmek bilmeyen iştahı ve ikincisi ise Bob'un soygun planı.Süresinin kısa olması,özellikle sonlara doğru temponun da artmasıyla film baştan sona kendini sıkmadan izlettiriyor.Açıkçası ben filmi Melville'nin çekimlerini merak ettiğim için izledim yani içerikten ziyade filmin tekniği için izledim ve yönetmenliği hemen hemen beğendim diyebilirim.Filmin fon müziklerini beğenmedim,oyunculuklar fena değil.Filmi izlemeden önce de tam bir soygun filmi izleyeceğiniz beklentisine girmeyin derim.Filmin sonunu beğendiğimi söylemeliyim.Son olarak ben filmi izlediğime pişman olmadım ama illa izlenmeli diyebileceğim kadar da iyi bir film olduğunu düşünmüyorum,eğer benim gibi Melville'yi merak ediyorsanız sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film olduğunu söyler ve izlemeniz halinde de pişman olmayacağınızı söyleyebilirim.
böyle iddia kuponu olsun pes oynayan kızlar olsun kendilerini niyese kafa kız olarak görüyor veya göstermeye çalışıyorlar.bide iddia oynadıklarını pes oynadıklarını da twitterdan facebooktan söyleyerek kendi reklamlarını yapmaya çalışıyorlar tabi.
friends dizisini izleyenlerin kendilerini cool ve farklı sanmalarıdır.bu tipler hiçbir sitcom'u beğenmemekle birlikte sürekli "bir friends değil" diye ortalıklarda gezerler.halbuki friends dizisinden daha iyi olan bir çok sitcom bulunmaktadır ama onlara göre arkadaş temalı olan çoğu yabancı dizi friends özentisidir.
nejat işler'in oynadığı dizilere ve filmlere baktığınız zaman -barda filmi hariç orda bile biraz var aslında- hep hayatın tokadını yemiş ezilmiş ama gururlu birini oynadığını görürsünüz.aslında yetenekli bir oyuncu ama oynadığı karakterleri değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum.