yumurta ile karıştırılıp pişirilen ton balığıdır efendim.
bilgisayar başında pineklerken birden acıktığımı hissettim. ne yesem ne yesem deyü düşünürken aklıma iki gün önce yiyemeyip yarım bıraktığım ton balığı geldi. mutfağa gittim, aldım dolaptan. ama ekmekle yemek hiç istemedi canım onu. ne yapsam lan derken aklıma krep sevdiğim geldi. lan dedim kıymalı yumurta var da balıklı neden olmasın? bir kaseye ton balığını döktüm önce, üzerine 1 yumurta kırdım. 2 dk. kadar güzelce çırptım. sonra üzerine 4 yemek kaşığı un ekledim, biraz su, bir tutam tuz, kekik, karabiber ve biraz yağ bir de. hepsini güzelcene çırptım çırptım karıştırdım... en sonda da bu karışımı önceden azıcık yağ koyup kızdırdığım tavaya döktüm, arkalı önlü pişirdim. valla fena olmadı, gayet iyi ama patenti benim*. sırf siz de bir gün benim durumuma düşerseniz lazım olur diye yazdım, kim bilir?
(bkz: alev alev in mutfağından inciler) *
gece, onu on üç geçiyor şeklinde yorumlanan saat. asıl garip olan benim saate her baktığımda geceleri bunu görmem. 22.10 değil, 22.11 değil, 22.12 değil, 22.14 değil, 22.15 değil. bu. hep bunu görüyorum. bana verilmek istenen bir mesaj mı var anlamıyorum. bu saatte mi öleceğim acaba? her gün görülür mü ya aynı saat bu ne tesadüftür ya da tesadüf müdür acaba? sizinle paylaştım ki belki birinin nazarı değer de artık saate bakınca 22.13'ü görmem. tırsmaya başladım çünkü.
bahtsız bir kadın. zina yaptığı gerekçesiyle ağır bir cezayla karşı karşıya kalmış. sonrasından haberim yok ve ne olduğunu merak ediyorum. umarım ceza vermezler; çünkü ona eziyet edenlerin idrak edemedikleri cezanın ya da ödülün allah'a mahsus olduğudur. http://www.birgun.net/wor...mp;month=08&year=2010
bir mumford and sons şarkısı. pek bilinmez ama dinlenmeye değerdir. şarkıdaki inişler çıkışlar muhteşemdir. bir de şarkının sonlarına doğru çok güzel haykırır, "but i gave you all" diye. http://fizy.com/#s/1lti0k
rip the earth in two with your mind
seal the urge which ensues with brass wires
i never meant you any harm
but your tears feel warm as they fall on my forearm
but close my eyes for a while
force from the world a patient smile
how can you say that your truth is better than ours?
shoulder to shoulder, now brother, we carry no arms
the blind man sleeps in the doorway, his home
if only i had an enemy bigger than my apathy i could have won
but i gave you all
close my eyes for a while
force from the world a patient smile
but i gave you all
but you rip it from my hands
and you swear it's all gone
and you rip out all i have
just to say that you've won
aldığım tl.lerin dayanmaması, bir anda bitmesi üzerine bulduğum turkcell'in yeni sloganı. şöyle doyasıya bir konuşamadım, düzgün mesajlaşamadım. hep kazıkladı hep kazıkladı sağolsun, kopardı beni hayattan.
babürname olarak da bilinen, babür'ün hatıratıdır. doğu türkçesi'nden dilimize çeviren reşit rahmeti arattır. bu samimi, sade, sürükleyici kitap mutlaka okunmalıdır. zira on parmağında on marifet bir komutan ve devlet adamı olan babür şah'ı tanıyan pek azdır.
"kalbim bir defterse ve sen o kalbe yazılmış bir cümleysen... ne kadar silsem de seni ya yırtılır defterim ya izi kalır cümlelerinin" şeklinde anlatılası durum.
tuvalet zevkimin içine eden reklamlardır çok afedersiniz.
bugün yine dışarıdaydım ve tuvalet ihtiyacımı gidermek için bir alış-veriş mağazasının tuvaletine daldım. bela budur ki tam da işerken yazılar karşınızda, gözünüze sokmuşlar resmen. hay allahımm. para kazanmak için yaptıkları reklama bak ya:
yeni okey prezervatifi ile çiftler için daha fazla zevk. aşk-ı memnun.*
ben: (iç ses, iç tepki)?!! hönk. ne lan bu. yoksa bunları tuvalette sevişme fantezisi olanlar için mi yayınlıyorlar. töbe allaam. neyse işimi bitirip çıkayım buradan.
bir alt tarafta yazan yazı:
yeni okey tırtıklı.
ben: (iç ses, iç tepki)bu ne amk.ya. cips sanki tırtıklı ne ya??!!
son satırdaki yazı:
senin için tırtıklı onun için daha büyük başlı
ben: (iç ses, iç tepki)??!!! bir an önce işiyip bu edepsiz yerden çıkmalıyım. psikolojim dağıldı bu ne ya??!
gözden kaçırdığım köşedeki yazı:
okey tırtıklı ile zevkin doruklarına çıkın.
ben: (iç ses, iç tepki)ben kaçar, bi' işetmediniz la ağız tadıyla. pis sapıklar!!*
çok değerli bir türkoloji profesörü. son kitabı "türkçenin derin yapısı" nın önsözünde kendini okuyana tebessüm ettirmeyi başararak tanıtmış yazar, hocamız.
beşir ayvazoğlu'nun kaleme aldığı, yahya kemal'i anlatan özel kitap. bu incecik kitapta yahya kemal'e, aşkı celile hanım'a ve yalnızlığına dair çok önemli şeyler var. okumanızı öneririm.
bir türlü anlayamadığım, anlam veremediğim durum. anlayan varsa da beri gelsin. eurovision ne? bana göre sikimsonik, adaletsiz, komşunun komşuya ve sadece gurbetçilerin türkiye'ye oy verdiği bir yarışma, song contest onların dediğine göre. peki biz her sene neden aşağılanıyoruz bu yarşmada? neden binbir özentilikle derme çatma ingilizce şarkılarla katılıyoruz güzelim türkçemiz dururken? hata bizde. biz dilimize sahip çıkmazsak, tabi o dile saygı duyulmaz. böyle bir bilincimiz olamadı asla. neyse konumuza dönelim, yetkililer duyun sesimi: kimsenin bizi sallamadığı bu dandik yarışmaya girmeyelim. ona ayıracağınız bütçeyi bilimsel bir çalışmaya ayırın yahut çocuk okutun. neden hala bu yarışmanın adaletsiz olduğunu göremiyorsunuz da bizim de yurtdışında katıldığımız bir etkinlik var diye kendinizi teselli ediyorsunuz? haksız mıyım? ayrıca güney kıbrıs rum kesimini de kıbrıs diye adlandırmaları gözümden kaçmıyor. o adanın yarısının bizim olduğunu kabullenmemişler. hoş aslında hepsi bizimdi ya neyse...
edit akbayram: evet çok doluyum! bıktım bu özentiliklerden, saçmalıklardan. çok sıkıldım...
can sıkıcı bir durum, uykuya teslimiyet. iş-güç varsa erken kalkar, işine gidersin; ama evdeysen uyur kalırsın sanki uyumaktan bir şey olacakmış gibi. ben de bu hataya düşüyorum. oysa erken kalksam, işlerimi yapsam, kitaplarımı okusam ne hoş olacak. bu bir irade olayı bana kalırsa. erken kalkmak konusunda tavsiyesi olanlar mesaj atabilir.
türkiye'de adaletin ne kadar gelişmiş olduğunu baklava çalan çocukların durumundan sonra bir kez daha gözler önüne seren, ankara'da yaşanan olayın kahramanı. 61 yaşındaki amcamız felçli ve bir gözü tamamen kör. eşi de okuma yazma bilmiyor. faturayı takip edemiyorlar ve ödeyemiyorlar, haberleri olmadan saatleri sökülüyor ve sıkı durun bu yüzden zor durumdaki adam hapse atılıyor! dağdan inenler el üstünde tutulurken, birileri hapishanede keyif çatarken, her türlü boku yiyen korunurken devler engelli bir vatandaşına sahip çıkamıyor, dahası onu ilk etapta altı aya mahkum ediyor. yazıklar olsun... http://www.haber7.com/hab...li-sandalye-ile-hapse.php
bazı duyguları körelmiş, çok fazla ayrılık yaşadığından alışmış ya da aşırı derecede yüzeysel olan insan olabilir. hatta bana göre taş kalplidir. şahsen bir ayrılık beni çok üzer, uzun süre kendime gelemem.
facebook'da türk filmi tarafından anasayfama gönderilen video. komiktir, gece gece gülerim umuduyla açtım ama sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu. herkes öldü lan. cüneyt abi çizdi herkesi.
süpersonik bir kenan doğulu şarkısı. nameler falan pek hoş, içten:
"sen ne biçim bi'şeysin böyle, masaldan mı geldin doğru söyle, ben ne güzel vuruldum böylee...
sen bi' başkasın bazı şeylerin cevabısın; yazılmamış, duyulmamış şarkılarımsın."