eceli gelen kedi cami duvarına işermiş ama nafile yarbay fitili ateşledi. Yanan yürek ölü toprağı serpilmiş ruhlara can üfledi.Bu kadar pohunu satır kesmeyen komutanlar utansın ,eğilip bükülen el öpen halı kilim hediye ile milleti utandıranlar utansın..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarabya'daki Huber Köşkü'nün bahçesinde sanatçılara ve sporculara iftar yemeği verdi. O iftara bir çok sanatçı ve sporcunun yanı sıra tiyatro oyuncusu Eser Yenenler de katıldı.
Yenenler'in Erdoğan'la el sıkıştığı fotoğrafı da sosyal medya gündeme oturdu. Twitter kullanıcıları oyuncunun, 4 Haziran 2013'te attığı, "Arkadaşlar gezi parkı direnişi ile ilgili yaratıcı tweetlerinizi ve görüntülerinizi bana mentıonlayabilir misiniz?" mesajını hatırlattı.
Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine.
Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı
Örnek: Genç ve meçhul kadın çocuğunu göğsüne basarak girdi. A. Gündüz
Bu bölümün içindeki organlar.
Meme
Örnek: Vücudumun etliliğinden, göğsümün dolgunluğundan, elbiselerim dar gelirdi. S. M. Alus
Başla, karın arasında kalan vücut bölgesi. Toraks.
Başla karın arasında kalan vücut bölgesi, toraks.
Türkiye’nin güneydoğusunda, Şanlıurfa ilinin yakınlarında yaklaşık 800 metre yükseklikteki bir tepenin yamacında yer alan Göbekli Tepe’de, etkileyici biçimde dairesel yapılmış anıtsal taş yapılar ilke kez 1995 yılından keşfedildi. insanoğlunun ilk dini yapıları olarak görülen bu yapılar; çapları 20 metreye kadar ulaşan, oldukça büyük T-şeklinde kireçtaşı sütunlarla oluşturulmuş anıtsal yapılardı. Genellikle bir dairenin ortasına iki sütun yerleştirilmiştir. Bu sütunlar da benzer fakat genellikle duvarlarla bağlantılı olan aynı biçimdeki daha küçük sütunlarla çevrelenmiştir. Tarımsal üretiminin olmadığı toplum düzeninden tarım toplumuna geçiş ilk olarak Bereketli Hilal içerisinde Neolitik Dönem’de gerçekleştiği düşünülüyor. Bu geçiş, buzul çağının sona erişinin hemen arkasından, MÖ 11. ve 8. bin yıl aralığında olmuştu ve Göbekli Tepe’de bu geçişin en güzel izlerini görürüz. Kuşaklar boyunca arkeologların kafasını meşgul eden ana sorulardan biri şuydu; Neden insanlar öncelikle avcılığı ve toplayıcılığı bırakarak hayvan ve bitkileri evcilleştirmeye başladı? Diğer bir deyişle neden Neolitik Devrim gerçekleşti? Göbekli Tepe’deki yeni araştırmalar, bu konu üzerine genel olarak kabul edilen düşüncelere kıyasla farklılık gösteren yorumlara neden olan bulgular ortaya çıkarmıştır. Turumuzun amacı, dünyanın en eski tapınağı olarak bilinen ve gizemlerle dolu bu yerde, buzul çağı insanlarının muhteşem görkemli yapılarını görmek, hissetmek ve anlamak üzerine kurulu.
Batmış olduğu söylenen ülke gerçekte batmış mı dır?Sriza zaferi direniş mi dir? Yıllık kişi başı milli geliri 30.000 USD olan ülke batmışsa biz kişi başı 10.000 USD ile ne oluruz. Biz bu gelirle iMF ye borç veriyorsak onların batmamış olduğu gerçeğini gösterir.Ya da biz çoktan batmışız bir Sriza bulunması acil ihtiyaçtır.
Finlandiya’da doçentlik unvanı almış olan Neva Çiftçioğlu, kireçlenme sebebi olan bir mikrobu bulmuştur. Nanobakteri adı verilen bu mikrobu buluşu ile dünyanın pek çok yerinde birçok ödüle layık görülmüştür.
NASA aynı mikrobu Mars’ta bulunca Neva Çiftçioğlu’nu Amerika’ya davet etmiş ve ünlü Türk iki buçuk yıl önce Amerika’da yaşamaya başlamıştır.
Yeni çalışmalarında kalp ve böbrek hastalıkları üzerinde duran Çiftçioğlu’nun birkaç yıl içinde patenti milyarlarca doları bulabilecek büyük bir buluşu daha açıklanacak.
Ünlü bilim insanı Neva Çiftçioğlu maalesef ki Türkiye’de tanınmıyor ve bugüne kadar hiçbir Türk yetkiliden tebrik almamış. Yıllar önce tezini çöpe atan Türk üniversiteleri günümüzde de onunla çalışmayı kabul etmiyor. O ise Türk vatandaşı olmaktan vazgeç diyenlere, asla Türklüğümden vazgeçmem diye cevap veriyor.
ALA hastalığı.
AMELiYATLA DERiSiNi BEYAZLATTI YALANI. michael jackson hastalığı
Michael Jackson hakkında çıkan haberlerden biride Afro-Amerikalı olan Jackson'un derisini ameliyatla beyazlattığı ile ilgili söylentilerdi ama daha sonra bu söylentiler yalanlandı.1993 yılında Jackson 'un cide rengini veren pigmentlerin kaybına neden olan viltigo hastalığına yakalandığı açıklandı.
işte Barış ince’nin mahkemeye savunacağı o savunma:
"Değerli Mahkeme Heyeti
Akrostişli savunma davası olarak da bilinen bu dava, tarihe bir komedi davası olarak geçecek biliyorsunuz değil mi?
Yazdığım savunma sonrası açılan ve bir akrostiş yüzünden 5,5 yıl hapis istenen bu davada savunmamı savunmaya çalışıyorum ve kuvvetle muhtemel bu savunmayı da savunmak zorunda kalacağım, hukuk sisteminiz açısından ne gam…
Artık bu davalar bir matematik problemine ya da bir pazar ekinde olabilecek bilmecelere dönüştü ve istenen cezalara ‘n’ harfi verirsek her yaptığım savunmaya da ‘m’ demek suretiyle n üzeri m’den kaç yıl yatacağım hesaplanabilecek; birilerinin hayatı yine birileri için bir pazar neşesine dönüşecek.
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki, koskoca bir Cumhurbaşkanı, koca koca savcılar, tamam çok da koca olmayan mütemadiyen cebine bakan avukatlar, işi gücü bırakıp her savunmamdan akrostiş kovalıyor.
Ama kovalayıp durdukları ‘Hırsız Tayyip’ ifadesi, yargılanan Haziran direnişçileri ile dayanışma amacıyla yazdığım, milyonlarca insanın meydanlarda haykırdığı bir slogandır, gerekçeleri mevcuttur, olgular oluşmuştur.
Muhteremler hatırlamayabilir ama bu üslup, ilhan Selçuk’un Ziverbey’de işkence altında olduğunu ifadesinde akrostişle yazması ile bilinir, yapmaya çalıştığım da yazılamayan/söylenemeyen bazı gerçeklerin ne kadar saklansa da vuku bulduğunu göstermek adına, bu geleneğe bir göndermedir.
Atılan slogan, arkadaşlarımın da defalarca dile getirdiği gibi ‘kişisel hakaret’ değil; Erdoğan ailesi ile ilgili ortaya atılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına, hükümetin ihalelere ve ranta dayalı yönetim şekline, kayırmacılığa, kuralsızlığa bir tepkidir.
Dünyanın her yanında özellikle Irak işgali döneminde atılan ‘Katil Bush’ sloganı Bush’a bireysel hakaret değildi; ABD’deki Neo-Con politikaların insan öldürmeye, kana dayalı olduğunu göstermek anlamındaydı ve hiçbir aklı evvel, bu sloganı hakaret suçu kapsamına almayı tartışmadı.
Irak’ı bombaladılar, insanları katlettiler, ABD karşıtlarını Guantanamo’da nice işkencelere mahkûm ettiler, (bu uygulamaları eminim muhteremler de bizim için aklından geçiriyordur) ama aradaki fark şu ki ‘hakaret davası’ diye bir saçmalık icat etmediler.
Neyse benim yine çenem açıldı, bir umutla anlatıp duruyorum ama daha geçen davada kötü halden bana ceza indirimi vermeyi uygun bulmamış bir adalet merciine konuşuyorum, işte bu da benim açımdan ne gam!
Beş yaşındaki, on yaşındaki çocuklara tecavüz edip bir kravat taktığı için ceza indirimi ile yırtanların ülkesi, bir savunma metni yüzünden bize bunları reva gördü ya…
Arkadaşlarım ve ben, yazdığımız hiçbir şeyden pişman değiliz, gözlerimizde pişmanlığı hiçbir zaman göremeyeceksiniz, cezalarınız inmiş çıkmış, zıplamış hoplamış, bunlar değil mesele.
Kürsüler, cübbeler, etiketler hepsi gelip geçici şeyler ve bu iktidar değiştiğinde, halkımız bu ülkeyi parklarla, forumlarla iki yıl önce olduğu gibi kardeşliğin ülkesine çevirdiğine, bu verilen kararların, kararları imzalayanların nasıl hatırlanacağı mesele…
Taraflı tarafsız herkesin saygı duyduğu, hiçbir rant, ihale ilişkisi ile anılmamış, sadece bildiğini, hissettiğini, inandığını yazmış bir medya kuruluşunun yayın yönetmenine 5,5 yıl istemenin, yine aynı gazetenin sorumlu yazıişleri müdürüne, imtiyaz sahibine, editörüne 5’er 10’ar yıl hapis ısrarının yastığa başınızı koyduğunuzda size ne hissettireceği mesele…
Irkçı, cinsiyetçi, sömürücü, dini siyasete alet eden birilerinin anlık çıkarı için verilen kararlarla hukuk sistemini bu hale getirenler, başımızdakilerin de bir gün 98 yaşında tıkınırken gidenler gibi hatırlanacağını bilseler, anlasalar keşke…
Netekim! birileri çaptan düştükten sonra konuşmak kolay; adil olmak zor zamanlarda akıl ve vicdanla hareket edebilme cüretini göstermektir bence…
Daha ilk savunmayı yazdığımızda, ailemin, sevenlerimin tedirginliği tazeyken çıkıp da “Basit bir Erdoğan karşıtlığı yaparak kahramanlık taslıyor” diyen vicdanı körelmişler oldu, “davayı açan kişi Erdoğan olduğu için onu hedef almış olabilir miyim”, diyecektim ama bazılarına ne söyleseniz boş, şimdilerde Erdoğan ve başkanlık karşıtlığının bayrak tutanı olmaları da pek bir hoş.
ismini anmak istemediğim 98 yıl yaşayan şahsa karşı çıkarken de BirGün’ün sol geleneği, o şahsın ismiyle cisimleşmiş işkenceci, din sömürücüsü, piyasacı sisteme, onun getirdiği 12 Eylül kurumlarına karşı çıkıyordu, basit bir karşıtlık yapmıyordu, şimdi de öyle; o yüzden de akrostişte geçen bu sloganı, Cumhurbaşkanı’na kişisel bir hakaret olarak değerlendiremezsiniz!
Muhterem bana ilk davayı açtığında ve ben savunma hazırlarken kendisi Başbakandı, (gerçi sonrasında hangi görevi ifa ettiğini de kimse anlamadı ya), o gün yazdıklarım yanlışsa haykırın suratıma; bunların döneminde memleketin imara açık olmayan yerleri imara açılmadı mı, paralar sıfırlanmadı mı, savcılar, polisler tutuklanmadı mı, medya patronları hüngür hüngür zırlamadı mı, iktidarları elden gidecek diye dört adam yollayıp kendi ülkelerine sekiz füze attırarak memleketi savaşa sokmak istemediler mi, üniversitelere hatta futbol kulüplerine kendi çıkarları için müdahale etmediler mi, bizimse tüm bunların karşısında el pençe divan durmamızı beklemediler mi, direnince biz, çoğalınca biz, susmayınca biz, gencecik çocuklarımızı toprak etmediler mi?
işte şimdi arayıp dursun muhterem birileri; bakalım bu savunmadan da bir akrostiş, şifreli bir mesaj, bir ‘hakaret’ bulabilirler mi?"
14 mayıs 1948 tarihi, 20. asrın en talihsiz, unutulmayacak günlerinden biridir, zira ırkçı israil bir milleti kendi doğduğu topraklardan, yaşadıkları kentlerden zorla ve katliamla çıkarıldıkları, sürgün edildikleri bir gündür. Bundan dolayı, bu gün 'Felaket Günü' olarak kabul edilirken Filistin halkı bu günü Nekbe olarak isimlendirmişlerdir. Yani, Felaket Günü...
14 mayıs 1948 tarihi, 20. asrın en talihsiz, unutulmayacak günlerinden biridir, zira ırkçı israil bir milleti kendi doğduğu topraklardan, yaşadıkları kentlerden zorla ve katliamla çıkarıldıkları, sürgün edildikleri bir gündür. Bundan dolayı, bu gün 'Felaket Günü' olarak kabul edilirken Filistin halkı bu günü Nekbe olarak isimlendirmişlerdir. Yani, Felaket Günü...
CIA’nın orta-doğu şefi Ruzi Nazar öldü ve onun kim olduğunu bilmiyorsunuz, üstelik onun hakkında birkaç cümle yazanlar yine onun yaveri tarafından hayatı etliye sütlüye dokunmadan ve magazinel yönüyle maskelenerek anlatılmış bir kitap!