sıcaklıkla molekül ilişkisi, basınç, rüzgar sürtünmesi vs gibi kavramların olmadığı bir formüldür bu. tamamen teorik. zaten formül açıklanırken de özellikle belirtilir sürtünmesiz ortam diye.
bir ayda, ünlü bir oyuncu transfer eden dizinin reytingleri gibi artan bütçedir. *
çok mutluyum allahım böyle bir ülkede yaşadığım için. *
hep iyi şeyler oluyor bu ülkede. *
ne kadar da şanslıyız. *
meğer zaten herkes mutluymuş da ben farkedememişim. artık ben de mutlu olurum onlar gibi. *
sosyalizmin kanla, zorbalıkla yayılacağına inanan diktatör. tabi ki hitler faktörünün önlenmesinde. yokedilmesinde etkili kişidir ama barışı destekleyen bir politikayı dikte ile yayamayacağını asla anlayamamıştır ve bu nedenle o da tıpkı hitler gibidir. farkları siyasi tutumlarıdır. zihniyetleri ütopik politikalarla meşgulken, bencillikleri tavan yapmış ve tarihin kara listesine girmeye hak kazanmışlardır.
sehven kağıt okuma devrinin de başladığını gösteren olaydır. kedi ile ciğerden biri kayıp ama bulana aşkolsun kıvamında bir haber. hadi oldu da kağıtlar kayboldu, bugüne kadar yapılmış olan en güvenli sınavda da kaybolan kağıtların sahiplerinin puanları nasıl hesaplandı. valla ben bu adamlarla aynı dünyada yaşamıyorum,artık buna eminim. aklım mantığım yetmiyor yeminlen söylüyorum. bunların ağızlarından çıkanla kulaklarının duyduğunun tuttuğunu görüyorum da, kendimin ağzını burnunu kırıcam artık.
vatan hainidir ya da değildir ama ülkesini bırakıp kaçmıştır ve mandayı kabul etmiştir. idam cezasını kaldırdığından dem vuranlar bunu sadece necip fazıl'a bağlı kalarak söylüyorlar. dayanakları sadece söylem. vahdettinin sorunu vatan haini olması değil, vatan aşkıyla gerçekten yanmamasıdır. bu topraklarda, yönetiminden sorumlu olduğu halkı canı pahasına savunması gerekirken kaçmayı seçmiş bir insandır kendisi. can ile canan arasında kalmamıştır bile. maalesef ki tarihin acı yüzüdür. osmanlının gücünün acizliğe dönüştüğünün ispatıdır hepsi. oysa kuruluş ve gelişme dönemi padişahları ve devlet adamları gerektiğinde savaş alanında vermiştir canını ama vatan savunmasını bırakmamıştır elden.
sözlerine körü körüne inanacak bir çok insan olması sebebiyle, neye dem vurduğunu önemsememesi, yeter ki vurayım nasılsa millet iyi birşey sanıp oy verir diye düşünmesinin fiili hali.
zihin bulantısı sonucu serap görmeye bağlı olarak ortaya çıkan söylem.
--spoiler--
peygamberle atatürk' ü kimsenin bir tuttuğu yok. asıl bir tutulan rte. buna neden ses çıkarmıyorsunuz. bizler ilahi ile ilahi olmayıp akil, başarılı ve fedakar insanların ayırdındayız da, siz acaba zihninizin bulantısının farkında mısınız?
--spoiler--
işine gelmeyen durumlarda yaptığı çıkışlardan biridir. başbakan olarak olayı sorgulamak yerine, hep kendi adına rant elde etmeye çalışıyor. manevi kapitalizm diye bir kavram doğurdu zihnimde.
devletin üreticiyi desteklememe, kurbanlığı bile ithal etmeye dayanan politika anlayışı nedeniyle bu duruma mahkum olmanın sonucu ve şikayet edenlerin bu konuda sacede seçimlerde oy kullanarak bir şeyler yapabileceği durumdur.
şikayet eden kişiler belki de yerli malı bulmakta zorlandıkları için ithal mal kullanıyorlardır düşüncesini doğuran yargı.
ayda 90- 100 bin cep telefonu satan bir distribütörde çalışatığım için hiç şaşırmadığım araştırma sonucu.
- ama ben hala eski model telefonumu kullanmakta ısrar ediyorum ve böyle de mutluyum. -
tohumlu bitki taksonomisi dersinde her öğrencinin önüne mikroskop, teşhis aletleri ve 2 adet teşhisi yapılacak bitki konur ve 20 dakikada bu iki bitkinin ecdadını isteyen bir sınava başlanır; tabiki bitki etrafında bir, iki tur dönüldükten, çiçeği, tohumu vs. bulunamadığından, bulunsa da birşey anlaşılamayacağından gayet açık ve net olarak odunsu olana 'ağaç' otsu olana da 'ot' yazılır ve sınav beş dakikada bitirilir. ( en azından ben uğraşmadan kaldım. )
- bir sürü üniversite açıp yandaşlarını kadro ile göreve almak.
- özelleştirme ile kısa dönem için kaynak yaratmak maksadıyla uzun dönemde faydası olabilecek herşeyi yandaşlarına satmak.
- basını parmaklıklar ardında özgür bırakmak.
- basılmamış kitabı toplatarak yazarı ve yayınevini masraftan kurtarmak.
- şifreli sınav hazırlayarak hiç soru yapamayacak öğrencilerin motivasyonunu, penetrasyonunu sağlamak.
- açtığı o bir sürü üniversitede öğrenim görün öğrencilerden aldığı harçları doğru düzgün kullanamayan rektörleri, yöneticileri hep kollamak.
- öğrenci milletini biber gazı, cop vs. ile terbiye ederek milli bir vazife yapmak.
- tekel işçilerini adam etmek.
- sanat eserlerini 'ucube' leri yıkmak.
'tüm bunları ve nicelerini görmezden gelmek.'
tolstoy - savaş ve barış.
gorki - ana.
dostoyevski - suç ve ceza.
montaigne - denemeler.
paulo coelho - simyacı.
paulo coelho - veronika ölmek istiyor.
christopher paolini - eldest.
christopher paolini - brisingr.
ayşe kulin - adı aylin.
khaled hussein - uçurtma avcısı.
khaled hussein - bin muhteşem güneş.
her hafta alınan penguen dergisi.
her ay alınan atlas dergisi.
`erdal, iskender, mecnun ve dede istihbarat toplasın diye ismail'i cesedin olduğu inşaata gönderirler. mesai biter ama ismail çıkmaz. hepsi hemen inşaata girer ve o sırada ismail türkü söyleyerek gelir.
mecnun: ismail abi sen napıyon ya?
ismail: napıcan mecnun ekmek parası.
mecnun: abi, biz seni ortalığı kolaçan et diye yolladık, sen işe mi girdin? ceset nerde?
ismail: şşşşşş. burada çalışanlara sordum, gizlice sordum, yokmuş bişey.
-flashback-
ismail: ya bişey sorcaktım. son günlerde buralarda öyle enteresan bişeylerle karşılaştın mı?
adam : nasıl enteresan?
ismail: ne bileyim yani cesek falan gördün mü hiç mesela?
adam : ???!!!.,!'^+%&/()=?
-şimdiki zamana dönüş-
mecnun: ismail abi allah belanı vermesin, adama gidip ceset mi sordun?
ismail: ya ceset demedim be oğlum, sen niye öyle diyosun. ceset demedim ki sen gerizekalı mıyım ben, öyle tanıyon mu ismail abini? cesek dedim cesek k ile.
iskender: cesek ne lan?
ismail: ya tam ölmemiş adam. işte yani, daha ölmemiş adam. onu söyledim ki böyle böyle işte sizin gibi kalsın diye aklını allandırdım pullandırdım. nasıl ama?
mecnun: baba biz bi bakalım ortalığa.` bu sahnesi ile senaristin bunu hangi kafa ile yazdığını, oyuncuların hangi kafa ile oynadığını düşündüğüm süper müthiş, zeka ürünü dizi.
" o sahneyi çok iyi somutladım. idam günü gelip çatınca, o sevdiğim, alıştığım giysilerimi giyeceğim: postallarımı, parkamı.beyaz ölüm gömleği giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. kesin. direneceğim ve giymeyeceğim. öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim. yok, tıraş falan da olmayacağım. gidip, oturup, önce bir sigara yakacağım orada.sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim. ha bak, rodrigo' nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. bak, bunu çok isterim. sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. bunu isteyeceğim.
avukatlarımın idamda bulunma hakları var. onların orada olmalarını isteyeceğim, kesin isteyeceğim. gelmeleri gerek. çünkü bizden sonrakilere umut verecek bu sahne. asılışımız güme gitmemeli. ipe nasıl gittiğimizi gelecek kuşaklara anlatacak doğru dürüst, güvenilir görgü tanıkları bulunmalı orada. bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma. bunu çok istiyorum. cellat falan sokmayacağım yanıma. iğrenç bir şey. ve dönüp oradaki heriflere diyeceğim ki "burada ölen yalnız benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. ama düşüncemi asla öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak" diyeceğim."
son istekleri bunlar olan bir genç bir insanın ve 2 arkadaşının infazının gerçekleştiği utanç günü.