O kadar sıkıldım ki görüp de yaZmayanlardan, sanki hiç whatsapp ile ilgilenmiyormuş gibi saatler sonra cevap verenlerden komple silip attım uygulamayı. 4 gün oldu. Lan bir şey var; kafam çok rahat. Mesaj atıyorlarmış bana, hayret. Mesaj gelmeyince ya arıyorlar ya da sms atıyorlar.
Onları da kapatacam, sonra telefonu kapatacam. Sonra da kendimi kapatıp gidecem bu diyarlardan...
Edit: öylesine çektiğim bir pozdu. daha sonra bu iki yavruyu yakaladım. 3-4 gün kendi evimde beslemeye çalıştım ve sonunda sahiplenecek birilerini buldum. Şu an çok mutlular ve sizlere selamları var!
1 yıldır görüştüğüm birisi vardı. Tanışmamızın ardından 1 ay geçmeden ben duygularımı belli edip olayın gidişatını çizmeye kararlı olduğumu göstermiştim. Ancak o bana bazı bahaneler öne sürüp kendini uzaklaştırmıştı.
Yazın sonlarına doğru tekrar konuşmak için geldi. Çünkü bahane ettiği dersleri son bulmuştu. Tekrar konuşmak istediğini, arkadaş olarak çok iyi biri olduğumu (zaten biliyorum) ve beni kaybetmemek istediğini söyledi. Böyle böyle konuşmalara ve görüşmeye devam ettik. Geçtiğimiz 3 hafta içerisinde 5 kez yemeğe çıktık, 3 kez de sinemaya gittik. "Artık benden hoşlanıyor" diye düşünürken dün gece attığı bir mesajla yine alt üst oldum.
Ortada hiçbir şey yokken, iki arkadaş gibi takılırken attığı mesaj: "senin geçmişin temiz, benimki ise çok kirli... Sana sorun olmasa bile bana sorun olur. Şimdi bile içim içimi yiyor. Seninle görüşmek istiyorum, çok iyi bir arkadaşsın. görüşmelerimiz devam ettikçe sevgililik boyutuna çıkıyoruz." gibi saçma sapan hatırlamak istemeyeceğim şeyler söyledi.
yani bana fikrimi sormadı, belki ben kabul etmeyecektim onu. belki de hayatımın merkezi haline getirecektim. kendi kendine bir karar aldı ve gitmedi. gitse iyiydi, fikrimi sorsaydı ya da gerçek duygularını söyleseydi her şey çok farklı olabilirdi.
şimdilerde efendi modeller pek rağbet görmüyor. umarım ilerleyen yıllarda, evlilik çağım geçmeden, bana değer veren, kendini verdiğim değere layık gören birisiyle tanışırım.
Aynı zamanda Her şeye "yaparım", "hallederim", "olur" gibi olumlu cevaplar da verebilirler. Böylece kimseyi kırmadıklarını, herkesi mutlu ettiklerini düşünürler.
Geçmişe dönüp baktığımda kimseye "hayır" demediğimi görüyorum. Çünkü hayır demek onu ötelemek gibi bir şey. Mesela her davete gittim. Saçma sapan doğum günü partilerine, kimseyi tanımadığım konserlere, gecenin üçünde uykudan uyandırıp dışarı çıkaran arkadaşa... insanlığa yardım etmek gibi bir şey.
YAş biraz ilerleyince, malum, evlilik mevzuları günyüzünr çıktı. Bu yüzden birkaç görüşme yaptım. Karşıdakini daha rahat tanımak adına. Akşam yemeği ve bir etkinlik için planımı ona sorarak yapmışken, son anda "ben şunu yemek istiyorum" demesiyle bambaşka bir mekana gittik. Gittik ama o çok istediği yemeği yalandan yedi. Yani çok canının çektiği şeyi hunharca yersin. Çatalı sürüp de bırakmazsın. Ardından tiyatroya gitmek istemediğini söyleyip biletleri alıp almadığımı sordu. Aldım dedim, biletleri gösterdim. Yine de gelmedi. Ben de üstelemedim. Biraz daha takıldıktan sonra gitti.
Şimdi şuna gelmek istiyorum. Ben yuva filan kuramayacağım. Çünkü karşıdaki ne derse age of empires 'Taki işçiler gibi "emret", "usta", "yaparım", "olur" diyorum. Büyük ihtimalle ilk evliliğim felaketim olacak. Ne derse yapacağım, ne isterse alacağım, istediği yere gideceğim, istediğini yaptıracak bana!
Bu yüzden şu sıralar evlilik hayallerine ara verdim. Hayır demeyi öğrenmem lazım.