Merhaba arkadaşlar. Ben sırf siz beni istemiyorsunuz diye böyle bir fedakarlık yapnaya karar verdim. Çok sevdiğim ve çok eğlendiğim sözlükten geri gelmemek üzere (şerefim üzerine yemin ederim, artık ben de yoruldum) ayrılma kararı.. Siz de en azından bana karşı son bir iyilik yapıp bu çook uzun belki de sözlük tarihinin elle yazılmış en uzun entrylerinden biri olacak veda yazımı okuyun lütfen. Cenaze namazım olsun bu benim. Yanlış hatırlamıyorsam sevilmeyen ya da müslüman olmayan birinin bile cenaze namazını o kılmak o mahalledekilerin görevidir.
Ya da neyse aq kime ne anlatıyoruz benden nefret eden adamlara duygusal konuşma yapıyorum hay beynimi ..
Neyse arkadaşlar günün birinde beni özleyeceksiniz ve beni aslında sevdiğinizi geçireceksiniz içinizden. Ben birazdan hesabımı silip belki de belki de öyle bi rahatlayacağım ki sizler acınası konumda olacaksınız. Gereksiz entry girme duyar kasma prim yapma çabalarınız birbirinizi yalama gereksinimleriniz birilerini linç etmeye çalışmalarınız hep devam edecek. Ben de yaptım bunları ve artık yapmayacağım için huzurluyum. Az sonrs Elime bir kitap alacağım ve uludağ sözlük benim için tatlı bir hatıradan ibaret olacak. Sonsuza dek görüşmemek üzere.
az önce bana denk gelen fakir yazardır. neymiş efendim türk telekomsam eğer yemek için şifre verebilir miymişim. moderatörler uyumayın şöyle rahatsızlık veren dilenci kılıklı tipleri temizleyin. sözlüğün kalitesi iyice düştü.
öncelikle o bazılarından zeki olanlarının hemen bana da 'atatürk düşmanı' yaftasını yapıştırabileceğini biliyorum. benim ne kadar atatürk'ü seven ve sayan bir insan olduğumu bilen bilir. kitap ayracım şu:
deveci alpay adlı arkadaş'ın atatürk üzerinden trollük yapması başta beni de kızdırdı ve hatta oytun denen zibididen evvel bunu dile getiren ilk bendim:
haftalar evvel de aynı konuya değinmiştim. tabii o zaman belki kendisini düzeltir diye bu kadar sert çıkmamıştım.
bakın dostlar, bu adamın atatürk'ü sevip sevmemesi zerre kadar bile umurumda değil fakat bu adamın azıcık bile zekası varsa -ki çok fazlası var- atatürk'e hayranlık ve sevgi besliyordur diye düşünüyorum.
özel mesaj ifşa etmeyeceğim şimdi ama dün bana paylaştığı fotoğrafların kendisine ait olmadığını itiraf etmişti. sandığınız tip deveci değil. deveci'nin yaşı büyük de değil. adam troll. en azından oytunkaran gibi çöplerden çok daha iyi bir troll olduğu kesin. şimdi bir gereksizin rezilliklerini bir bir buraya dökmekle uğraşmaya niyetim yok bilen bilir zaten kendisini bugün atatürkçü rolünü iyi kesip artıları topladı. başka zamanda akyalayıcılık yapar. her neyse bir çöpe bu kadar kelime fazla bile.
deveci alpay kardeşimiz bizleri güldürdü, şu pasif sözlükteki neşe kaynaklarından biriydi. bizden biriydi, yalnızlardan biriydi. birinin kanını daha ellerinize bulaştırdınız. umarım bir gün o üstünüze bulaşan kanlarda boğulmak yerine, gerçek sevginin ve bağışlayıcılığın ne demek olduğunu anlayabilirsiniz. tolstoy dizesini bırakıp gidiyorum ben, sözlüğünüzü de başınıza çalın:
''Evet, sevgi! diye düşünüyordu. ama birini, bir şey karşılığında, herhangi bir nedenle ya da bir amaçla sevmeye dayanan sevgi değil, ölüm döşeğindeyken düşmanımı görüp de her şeye rağmen ona karşı ilk olarak duyduğum sevgi! işte ben, insan ruhunun özü olan sevgiyi, birine yönelmesine gereklilik bulunmayan sevgiyi duydum.''
Şu sıralarda istanbul'da ve cumhurbaşkanımızın yönetiminde yapılan toplantıdır. Ülkemizi davos'taki gibi gururlandırmakta reis. En ortada uzun adamı görünce gurur ve sevinçle doldum.
Merhaba didem, dün hayallerimize bir adım daha yaklaştım.
Zengin olup buralardan gitme hayallerimize...
Şans oyunundan 6 bin tl kazandım.
Eğer dilersen şimdi bile yapabiliriz bunu.
Birkaç bin tl de kenarda vardı bende.
Sen de biraz koyarsın üstüne ve ver elini alp dağlarının etekleri.
Heidi ve dedesinin yaşamına çok özenmişimdir.
Alp dağlarının yeşil yamaçlarında ufak bir kulübe ve hayvanlarımız, sen ben, Uçsuz bucaksız uçurumlar...
Dersen ki bu para yetmez ben daha fazlası için kendimi yırtmaya hazırım. Tabii şu an yolculuk için yeterli paramızın olduğunu da belirtmek isterim. Başka bir yer de olur.
Gittiğimiz yer neresi olursa olsun çalışırız ve karnımızı doyururuz evelallah. Zor bir hayat evet ama Güçlü çocuklarımız olur. Bizim gibi mutsuz ve sefil olmazlar. Her şey senin sözüne bağlı. Görüşürüz.
Şaka gibi gelebilir size ama ciddi ciddi açtığım versus. Bakın lewandowski 9 dakikada 5 gol atarak bence dünyanın en iyi forveti olduğunu 'o zaman için' kanıtlamıştı. Agüero suarez falan yanında hikaye kalır. Gel gelelim şu an saçına ak düşmüş, boyamasa beyazlamış saçlarını görebileceğimiz yaşlı forvet, cenk tosun'un patlama yaşadığı şu zamanda cenk'ten daha iyi değil. Herif gerçekten canavar. Real'in tottenham'ın istediği haberleri yalan değil. Tam bir pivot forvet. Benzema kazmasından daha çok iş yapar real madrid takımında. Alacaklar elimizden göreceksiniz. Ve cenk kendini geliştirmeye devam da ediyor.
Değerli uludağ sözlük yazarlarını üzen, rahatsız eden her türlü durum ve hadisenin dile getirildiği başlık.
-sözlük yazarlarının bir öyle bir böyle olması yani dün arkanızdan sallayan adamın bugün yüzünüze gülmesi.
-trollük yapıp ben de buradayım demeye çalışan zavallıların rahatsız ediciliği.
-her defasında yeni sözlük kızlarının türemesi ve her defasında da sözlük abazanları sayesinde meşhur olmaları.(bugün alyssum örneğinde gördük)
Vesaire şimdilik bunlar aklima geldi. Bi de oytunkaran gibi abuk subuk tipler kaliteyi düşürüyor.
merhaba arkadaşlar. benim beşiktaş'lı olduğumu tüm sözlük bilir. severim de takımımı. bugün yenildik diye utanmıyorum. gerçekten ezik bir takım olduğumuzu ve bu ezikliğin zihinlerimize kazındığını bildiğim için utanıyorum. üstümüze yapışan bu rezalet durumları bir değil iki değil. son 4 senedeki avrupa maceramızdan bahsedeyim:
ve tabii ki unutulmaz liverpool hezimeti. bütün bunlar tesadüf değil. bugün de gördük kayseri'de. ezik bir takımız. quaresma'yı falan istediğiniz kadar göklere çıkarın. fabri iyi bir kaleci değil diye düşünüyorum ve tosic tam bir sığır. babel ve q7 gerçekten ama gerçekten boktan topçular. atiba yaşlı. maalesef.
hayalimdir. yanında bira da benden elbette. bira içmiyorsa büyük ayran. sevdiğim biri için kutu ayrana 3 tl vermeye razıyım. tabii bu kız kim orası muamma.
eksik bir şeyleri yoktu. gökyüzü diye, medeniyetten uzak sanmayın orasını. fakat düşünce olarak basbayağı ilkel insan gibiydiler. sanki etraflarındaki onca akıllı insan eseri, öylece ortaya çıkmış ve onların olmuştu. onlar da buna alışmış ve her şeyi öylece kabul etmişlerdi. şimdi ise bir tanesi çıkıp da sorgulamaya başlayınca, garip karşılanması gerekmez miydi? ama hayır, hiç de öyle olmadı. onlar belki havanın tanımını yapamıyor, bileşenlerini bilmiyorlardı ama, mavilik diyorlardı ona. mavi renkteki bir boşluk. işte gökyüzündeki bu devasa bahçeli şatonun çevresi, alabildiğine mavilik idi. mavilerin sonrasında, sonunda ne var hiçbiri bilmiyordu ama bir tanesi merak etmişti işte. belki de bundan sonrası gelirdi. bunu biz bilemeyeceğiz asla. hayal gücünüze sorun, belki o bilir.
bugün dediğime bakmayın. 2 gün önce bir akşam vaktiydi. akşam dediğime de bakmayın, kızılımsı bir turunculuk hakimdi havaya.
bilen bilir, galata kulesinin arkasında ufak bir yer var, insanların içtikleri.. birer bira alıp oturduk arkadaşımla. biraları migros jetten alırken, motorcu-rakçı tarzlı, sarhoş bir adamın kasadaki soytarılıklarına şahit olmuştuk. aynı kişi bizden 10 dakika sonra falan geldi ufak, içkiciler meydanına. onu bekleyenler vardı, o gelene kadar nerede kaldığını merak eden... sarışın uzun boylu bir kadın, migrostaki adam gibi değişik tarzda bir insandı. mahmuzlu çizmeleri ve piercingli kaşları dikkatimi çekmişti. yanında da bir bebek arabası. içinde kendi gibi sarışın, bir bebek vardı tatlı mı tatlı, bulunduğu ortamın leşliğinden bihaber vaziyette. bir de genç bir adam vardı. sürekli sarışın kadını 'abla sakin ol gelir şimdi' diye yatıştıran. ayyaşlar da vardı. yaşlı başlı olmalarına karşın 35-40 yaşlarındaki bu kadına onlar da abla diyorlardı. 'abla, gelir şimdi meraklanma'. ablalarının ağzı epey bir bozuktu, lanlı lunlu ve küfürlü konuşuyordu herkese karşı. içimden umarım bu kadın bu bebeğin annesi değildir diye geçirdim.
migros'tan gelen sarhoş adam direkt kadının hesap soruşuna maruz kalınca 'ne diyo lan bu karı' diye yanındaki genç çocuğa sordu. suat abi idi adamın adı. kadın dişliydi ama suat abi de maçoydu. evet bu karı ne diyordu? ne diyordu ulan bu karı? sarhoş adama karşı sert yapmak da neyin nesiydi? evet bu adam ve o kadın, bebek arabasındaki masum bebeğin ebeveynleriydi. lanet okudum bunu anladığım anda. dünya tatlısı o çocuğu nasıl bir gelecek bekliyordu? boktan hayatlar, boktan insanlar, ve onların dünyaya kazandırdıkları yeni boktan insanlar. bu muydu acaba sorunun cevabı? bir döngü müydü bu, kaçınılmaz? onlar nasıl o duruma geldiyse, o çocuk da mı aynı yollardan geçecekti? belki de onlardan daha da rezil bir insan olup çıkacaktı.
evet siz, ''bu kadar mı, bu kadarıyla nasıl böyle yargılarda bulundun'', diye sorabilirsiniz. ama ben biliyorum. dahasını anlatmak isterdim. sanırım beceremem. farklı hayatlar gördüm galata'da.
güzel şeyler yazmaya çalışıyoruz en azından bunu deniyoruz eksiliyorsunuz. sonra da vay efendim istasyon insanı neden trollük yapıyor? ya bi gidin allah aşkınıza.
bu aleti icat edenin anasına iyi küfür saydırdığım doğrudur. yumurta hafif bir çatlarsa kırmızı boya aradan içeriye sızıyor. ya da bu damgaya değen parmağımıza boya geçiyor ve sonra yumurtayı tutuyoruz.
otomatik olarak ayarlanmış zannımca. böyle de boş beleş bir sözlük. insanlar takip ediliyorum zannedip gururları okşansın ve sözlükte yazmaya devam etsinler diye akılları sıra böyle bir sistem kurmuşlar. bunun haricinde sağ tarafta online diye gördüğünüz kısım külliyen yalandır. 20-30 kişinin olduğu sözlükte 400-500 rakamları gülünç geliyor.
orta halli biri olarak sorduğum soru. madem ülkeyi bok götürüyor ee öyleyse ben nasıl oluyor da halimden memnunum? iş yok diye sızlanmak yerine zamanında limon sattım çünkü. çalışan adam aç kalmaz.
uludağ sözlük yönetimi evet belki son derece başarısız. evet belki kokuşmuş bir düzen hakim buraya da ülkemizde olduğu gibi; fakat içindeki insanlar mücevher gibi değerli insanlar. bu yüzden her ne olursa olsun başımız üstünedir bu sözlük.
toplanın bilale anlatır gibi anlatacağım. önce einstein'in konu hakkındaki sözlerini koyuyorum ki meselenin ciddiyetini kavrayın.
''avuçlarımızı göğe her kaldırışımızda bize hizmet edeceğini düşündüğümüz bir tanrı mı? bu durumda dileklerimizin gerçekleşmesini; deprem ya da tsunami gibi felaketleri yaratan, her bir kanser hücresine hükmeden bir tanrı'dan bekliyor olmayacak mıyız?''
einstein böyle kişileştirilmiş bir tanrı fikrini reddediyordu.
''yoksa evrim kuramının gerçekleşmesini sağlamak üzere evreni kurgulamış bir tanrı mı? akıllı tasarımı dolayısıyla parmağımıza batan iğneden ya da kilo almamızdan sorumlu olmayan bir tanrı, mutluluğumuzu da borçlu olmayacağımız bir tanrı değil midir?''
gelelim benim pek de kıymetli olmayan sözlerime.
dua etmek, hiç değilse iyi hissettiriyor diyenler terk etsin burayı çünkü iyi hissettirebilecek onca şey varken bir işe yaramadığını bile bile bunu yapmak mantığa aykırıdır. öncelikle tanrının dünyaya müdahale etmediği gerçeğini ele alalım. eğer etseydi tecavüz edilip, yakılan kızın içinden 'allah'ım kurtar beni' diye geçirdiği sırada etmesi gerekmez miydi? bunun yerine 'allah'ım bisiklet istiyorum' diyen şımarık veledin duasını mı kabul edecek? siz de buna her şeyin en iyisini bilen odur şeklinde bir bahane mi öne süreceksiniz? sikimsonik bir bisiklet isteği kabul edilecek ama öteki edilmeyecek. hayır yok öyle bir şey. bu durumda tanrı kötü demektir. tanrının kötü olduğunu kabul etmek istemiyor musunuz? o zaman da duanın işe yaramayacağını, tanrının hiçbir şekilde dünyaya müdahale etmeyeceğini kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. işte bu ikilem arasında sıkışıp kalmıştır müslümanlar. ya tanrı kötüdür ya da dünyaya müdahale etmiyordur. seçin bakalım, sizce hangisi?
sırf eş cinsel oldukları için helak edilen topluluk olmuş geçmişte güya, peki şimdi türlü sapkınlıkların kol gezdiği ve bunların bu kadar açık bir şekilde gün yüzünde olduğu bir zamanda neden kimse helak edilmiyor? bir kıza tecavüz edip sonra da onu yakan biri mi daha aşağılıktır yoksa eş cinsel olan mı?affedersiniz eşcinsellerin aşağılık olduğunu söylemiyorum sadece mevcut algıya göre konuşuyorum, eş cinsellik kötüdür algısı. gece gece eyyorlamam bu kadardır.
ek olarak: ''tanrı nedir? gözlerini kaparsın ve en çok istediğin şeyi söylersin. işte onu yerine getirmeyendir.''
Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
ulaştığımız sonuç. şehit olmak istiyorum diyenler bir kez daha düşünmeli.