sanrı ya da varsanılarla seyreden ve kişinin bu belirtilerin patolojisine karşı içgörüsünün olmadığı, gerçeği değerlendirme yeteneğinin bozulduğu kronik bir ruh hastalığıdır.
sunları bir araya toplayayım. "bir güzel muhabbet ederiz" diye düşündüm.
mutfak işinden de anlarım, donattım sofrayı, bayağı uğraştım.
hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
bayağı da para gitti.
birinin yediğini öteki yemez. ötekinin içtiğini beriki içmez...
dört kişilik sofra kurdum. mumları da yaktım.
hatırladım... hepsi eric satie severdi.
müziği de ayarladım.
geldiler.
yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
kırk yaşımın karşısına da ben geçtim.
yirmi yaşım, otuzbeş yaşımı tutucu buldu.
kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
yatıştırayım dedim, "sen karışma moruk" dediler.
büyük hır çıktı.
komşular alttan üsten duvarlara vurdular..
yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı..
evin içine de ettiler..
bende kabahat.
ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.
daha gerçeğin ne olduğu hususunda insanlık fikir birliğine erişememişken, sıradışı düşünen her insanı neden şizofren diye fişlerler hiç anlamışlığım yoktur.
beyindeki dopamin salgısı ile doğrudan ilgisi olan hastalık. cinlerle falan zerre alakası yoktur. kısaca kişinin hiçbir keyif verici ve uyuşturucu madde almadan zaman zaman veyahut sürekli olarak gerçeklikten kopmasıdır. şakaya gelemiyecek kadar ciddi bir hastalıktır. kişinin kendisinin ve ailesinin yaşamının tepetaklak olması kesindir.
her sözcüğün, kalıbın, sesin, hatta yerine göre harfin çok sayıda çağrışımı vardır. zihnimizdeki filtre sistemi o an üzerinde durulan konuyla ilişkisiz çağrışımları uygun oranda bastırabildiği ölçüde arınmış bir fikre sahip olur ve böylece anlaşılır iletişim sürdürülür. şizofrenide söz konusu filtre bozulduğundan ilgisiz çağrışımlar araya karışır ve düşüncenin/konuşmanın netliği/anlaşılırlığı bozulur.
şizofreni tanısı almış bir hastanın ses kaydından bölümü yazıyorum buraya, sanırım konferanslara tema olacak netlikte ifadeler;
"... bazen unutabiliyoruz. unutmanın nedeni de unutmamak yani. o kadar çok şey aklımıza geliyor ki unutmak ortadan kalkıyor. bu sefer yani unutmamak ortaya çıkıyor. ama unutmak oluyor. yani o yani bu sefer başka şeyi unutmayayım diyorsun. öyle bir şey oluyor. mesela a'dan z'ye kadar. bu sefer b çıkıyor artı, c çıkıyor. onu tanımlayayım derken a'yı unutuyorsun. yani en iyisini yapayım derken iyiyi de kaçırıyoruz düzenden, yani düşünce yapımızdan. tabi buna göre değişiyor olay...".
hiçbir şey oluyormuş gibi hissetmiyorsun. yanılsamalar gerçek gibi. doğal, hatta olması gerektiği gibi. sanki hükümetin düşüncelerini okumaya çalışması dünyanın en mantıklı ve doğal şeyiymiş gibi geliyor, ya da en yakın dostunun seni öldürmesi falan. bu yüzden çok korkutucu.
şu zamana kadar hastalığa neden olan etkenin ne olduğu bilinmeyen hastalık . ** Türk bilim adamları tarafından beyinde fazla miktarda salgılanan agmatin adlı kimyasalın neden olduğu kanıtlanmıştır.
Empyrium'un Die Schwâne Im Schiff şarkısını dinlediğimde bir anda bütün bedenimi saran güvensizlik hissiyatı nedeniyle acaba bende var mı lan diye düşündüğüm ama sonra da şizofrenler şizofren olduklarını düşünmez diyerek kendimi avuttuğum duygu yoğunluğu. Sanırım biraz melankoliyle alakalı...
düşünce akışının bozulduğu hastalıklar olarak kategorilenen psikotik bozuklukların en ağırıdır. düşünce akışı, duyum ve duygular tamamen bozulmuştur, tedavisi kesin bir çözüm sağlamamakla birlikte düşünce bozukluklarını giderici anti-psikotik ilaçlar düzenli olarak (bazen ömür boyunca) kullanıldığında pozitif semptomlar kaybolabilmektedir.
hayatta insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir. ancak insan bunun farkında değildir. çok sinsi gelir. sanrıların gerçek olduğunu farzetmek ve hasta kişinin hasta olduğunu kabul etmemesi, teşhisin konulmasını hatta hastalığın farkedilmesini geciktirir.
eğer ailede daha önce birinde görülmüşse sonraki evlatlarda görülme oranı da artar, % 12 lere %18 lere fırlar. her 100 kişiden birinde görülür.
otobüste giderken yanıma oturan adamın atatürk'le konuştuğunu sanması, onu bugün okulu asmaya ve sakarya caddesine gidip döner yemesi için ikna etmeye çalışmasıdır.