başka dilden çevrilmiş neyin olsa bu kadar anlaşılacağına inanmadığım türkü. anlamak için bu topraklarda büyüyüp hissetmek gerek. yani kalp değil, " gönül" gerek. ruh değil " can" gerek.
her dinleyişimde içim kötü oluyor, bu sözleri kim dediyse onun yarasına ağlayasım geliyor.
gözleri kapatarak yaşanan şarkıların başındadır.. senin eşkin meni diyerek girerken ahmet abi söylemeye başlarsınız otomatik olarak, eşlik edersiniz yavaştan.. güzelin tanımıdır..
--spoiler--
bilmiyorum...
sen şimdi uzaklardasın ya,
kimlesin?
neylersin?
nefesin, nefesimdi...
sevdiğimdin.
neredesin?
güzel, çok güzel sevgilim.
bak, çok ağlarım sen gittin gideli..
ama bilirim, dönemezsin.
istesende artık dönemezsin.
çünkü bir kere gittin mi
bir daha asla
dönemezsin..
--spoiler--
bir çok sanatçının yorumladığı anonim azeri türküsü..
ancak kimse ahmet kaya kadar içten ve dokunaklı okuyamamıştır.. senin eşkin meni diye giriş yaptığı andan itibaren saygı duruşunda dinlenmesi gerekir..
kimi zaman sevgiliye tebessüm edilerek söylenir, kimileri için ve kimi zaman ağlanarak.. güzellik de buradadır aslında.. hem gülerek hem ağlayarak dinletebilmekte..
--spoiler--
Eger menden ayrıl, gezip dolansın
Menim bu eşkime yigane kalsın
Alışaram, ot tutaram, hem yanaram men
Alışaram, ot tutaram, hem yanaram.
--spoiler--
kim yazar niye yazar böyle bir şarkıyı diye düşündürendir. aşk diye bir şey yoktur ki halbuki, adam hayal görmüş onu yazmış işte. boşa tüm bu çabalar.
alkollü kafa ile giden en güzel şarkılardan biri. sözleri o kadar derin ve manalı ki gözlerinizi kapattığınızda bu sözlerin normal bir insanın yazamayacağını ancak gerçekten aşkı yaşayan ve aşkı derinliklerde biriktiren biri olduğunu anlayabilirsiniz.
şiire, gazele gönül vermek aşkını yazıya dökmekten ileri gelir. yani kendini açamayan insan, daha o yıllarda şu anki platonik diye tanımlanan durumun ta kendisidir. şarkıda yas tutma, onsuz gülmeme, başkasını gözü görme, gönül ve birey arasında bağlılık anlatılıyor.