"hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen "
kendine saygıyla bak, çünkü alemin özü sensin. sen, kainatın göz bebeği olan insansın.
bir de aşağıdaki dörtlükle başlayan şiiri nefistir.
fariğ olmam eylesen yüz bin cefa sevdim seni
böyle yazmış alnıma kilk-i kaza sevdim seni
ben bu sözden dönmezem devreyledikçe nüh felek
şahit olsun aşkıma arz-ü sema sevdim seni
Sovyet döneminin ünlü Gürcü şairi Mayakovski, Nâzım Hikmet’e “en büyük şairiniz kim?” diye sorar. Nâzım Hikmet düşünmeden “Şeyh Galib” der ve bir şiirini onun için tercüme eder.
Bu şiiri defalarca dinleyen Mayakovski şöyle der: “‘Bizim ulaşmak için çırpınıp durduğumuz şiir idealine meğer sizin eski şairleriniz çoktan ermişler.”
Rivayete göre şu şiiri okumuş:
“Bir şu’lesi varki şem-i canın
Fân’usuna sığmaz âsm’anın
Bu sine-i berk âşiyânın
Sina dahi görmemiş nişânın
Efrûhte-i inâyetindir.”
(Can mumunun öyle bir alevi vardır ki göğün kubbesine sığmaz!
Bu, yuvası şimşek olan bağrımın eserini
Sina dağı bile görmemiştir ve ondaki ateş senin lütfunla tutuşmuştur.)
Mvlevi şeyhidir, yenikapı dergahında çilesini tamamlayıp, galata mevlevihanesine şeyh olmuştur. Postnişin makamına yükselmiştir. şiirlerinde Esad ve Galip mahlaslarını kullanmıştır. Sultan 3. selim ve esrâr dede ile oldukça sıkı bir dostluğu vardır. Südlice'de eserlerini yazarken gençlik macerasını hatırlamış:
"südlice'de bir mah ile şir u şekeriz biz" demiştir. Mevlana ve eserlerinin macerasını devam ettirmiştir."
"esrarını mesneviden aldım
çaldımsa veli miri malı çaldım" dediği eser, Hüsn ü aşk'tır.
benim feyz-i hayâtım hasılı ruh-ı revanımsın
eğer sermâyeyi ömrümde kârım varsa sendendir..
şairlik ile ilgili de tarih düşmüştür:
"zannetme ki şöyle böyle bir söz
sen gel dahi söyle böyle bir söz"