şeriatı insanlara öcü gibi tanıtmaya çalışıyolar fakat bu ülke şeriat ile 600 küsür sene yönetildi ve dünya hakimiyetinin çoğu da bizdeydi. laiklik belası geldikten sonra ülkenin sırtı düzlüğe çıkmadı tam anlamıyla. çıkmayacaktır da.
insanın oluşturduğu kurallar hiçbir insan için yeterli olmayacaktır.
oğlum bırak şeriatı, din gidiyor dinnnn. hala uyanamadınız. aha o büyük resim var ya. onun çerçevesine ne kadar ahşap gittiğini hesaplayacağına resmin içine baksaydın görürdün insanları islamdan soğutma planını.
bilmiyom torun mu görür ben mi görürüm, lakin camilerin teker teker yıkıldığı da görülecek bu topraklarda.
90 larda herşey iyiye gidiyordu aslında. müslümanlığa geçen batılının haddi hesabı yoktu. o ivmeyle yüzyıl içinde müslüman nüfusun diğer dinlerin toplamını katlayacağı kesindi.
zira insanlara müslümanlığın güzel yönleri gösteriliyor, sadece allahla senin aranda bir din olduğu anlatılıyor, sosyal adaletinden bahsediliyor, temizliğinden hijyeninden örnekler veriliyordu. herhangi bir baskı yoktu. ne kılık ne kıyafet, ne yeme içme, sadece alkol haramdı domuz eti de yasaktı. buna dikkat etmeleri gerekti, etmeseler de kendi bilecekleri işti yine de, kimse karışamazdı, hesabı yukarıda verilirdi.
sonra ne olduysa oldu işte. tarikatlar türedi, kuran-ı kerim yerine ne idüğü belirsiz itin kopuğun fetvaları dikkate alınmaya başladı, batıda ne kadar it uğursuz varsa müslüman yapılıp çeşitli örgütlere gönderildi. siyasal islam diye birşey çıktı, önce el kaide sonra ışid derken, gerçek müslümanlar bırak dinlerine çağırmayı, müslüman olduklarını söylemeye çekinir hale geldi.
sonrasında bu yarattıkları it kopuk sürüsünün eline suni bir güç verildi, bir yerlere hükmetmeleri sağlandı, sağlandı ki, dünya bunların ne olduğunu görsün.
şimdi bütün dünyada müslümanlara karşı bir nefret var. son aşamaya gelindi, bu ellerine verdikleri suni güç geri alınıyor ki kabak gibi ortada kalsınlar. islam aleminin savaşacak gücü yok, yok edilmek için kurbanlık koyun gibi bekliyorlar. 10 milyonluk israile, çoğu petrol zengini 1.5 milyarlık islam aleminin yapabildiği hiçbirşey yok. kudüs mevzusu bunu göstermek için bir prova.
artık diyecekler ki, ya dinini inkar edeceksin, ya da en iyi ihtimalle kurşunumuzla öleceksin.
kusura bakmayın, cumhuriyetimiz farkında olmadan cihadı başlattı, bu gerizekalılar bitirdi. dönüşü yok artık.....
idam yasasını getiremiyolla. Getiremezler. Yemez. Ama yanılır da gelirse ülke Çolaklar cenneti olur burası da net. Rüşvetsiz iş yapılamaz halegeldi. Ha bi de benim rüşvetim senim rüşvetini döver durumu var.
böyle düşünen yavşaklar için istiyorum eyalet sistemini. ege'yi ayırın abi bu yobaz yavşaklardan. gitsinler ötede kendilerini mi patlatıyorlar, kız çocuklarını mı okutmuyorlar, şeyh çükü mü öpüyorlar ne bok yerlerde yesinler.
her eyaletin kendi sistemi olsun, ege eyaleti de desin ki; orospu çocukları giremez!
seslendirilen bu havadis'in bizlerce nasıl algılandığına bağlı olarak değişen durum. şeriat deyince ne anlıyoruz? çevremizde gördüğümüz islam'la ilgisi olmayan tamamen gelenek, örf, bölge kültürü altında bizlere sunulmuş olan kılık kıyafet şekli mi (sakal, cübbe, çarşaf) gibi bazı kişileri rahatsız eden (!) türden bir yaşam şekli mi? afganistan'da uygulanan şeriat şekli mi? iran da uygulanan mı? hangisi? şeriat derken bu kelime de bazı insanlara ürkütücü gelen ne ise işte o kişinin anladığı şeriat o dur. herkesin kendine özgü bir şeriat tanımı elbette vardır. peki gerçekte anladığımız gibi mi? bizlere gösterildiği, öğretildiği gibi mi?
şeriat; allah'ın eşref-i mahlukata bahşettiği, insanların iyiliği, güzelliği, mutluluğu, başarısı, sağlığı için verdiği bilgiler ve yollar bütünüdür. en geniş tanımı bu dur. allah her şeyi kuşatandır. yarattığı kullarını başı boş bırakmamış, yol göstermiştir. bu yol gösterme eylemini, ışık tutma eylemini peygamberler aracılığı ile, gönderdiği buyruklar ile bildirmiştir. doğru olanı, yerinde olanı, gerçek olanı bildirmiştir. bu bilgilendirmeyi çeşitli zamanlarda, çeşitli peygamberler göndererek yapmıştır. allah insanlar için doğru olanın en iyisini bilendir, o mutlak hüküm sahibidir!
"Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir." (maide/44)
işte o vurucu cümle : "her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir" bunun üzerine söylenebilecek veya bir bahane üretilebilecek bir şey yoktur kısa öz ve netttir.
tüm yaratılan insanları birinci derecede ilgilendiren bir konudur. en büyük sorudur, eğer allah'a inanıyorsak inandığımızın allah'ın yasaları nerede? aristonun allah'a inandığı gibi mi inanıyoruz? "allah dünyayı yarattı ve yarattığından haya etti, beğenmedi ve ilgilenmez oldu, yarattı ve kendi haline bıraktı" allah ilgilenmiyor bu tür şeylerle, insanların nasıl yönetileceği, ne yiyecekleri, para'yı nereden kazanacaklarını ve ne şekilde kanacaklarına bakmıyor allah. düğünlerimize, nişanlarımıza hayat anlayışımıza karışmayan müdahale etmeyen bir allah. allah sadece cami'de, ya da ramazan'da oruç tuttuğumuzda var, kurban bayramın da kurban keserken var allah bunun dışında diğer tüm hareket ve davranışlarımıza müdahale etmiyor allah. serbest bıraktı bizi. bir çoğumuz böyle bir allah'a inanıyoruz.
sonuç olarak inandığımız gibi yönetiliyoruz, yöneticileri seçenlerde biziz. bize süslü cümlelerle geliyorlar, parti yönetimlerinden, yapmayı iddia ettikleri şeyleri sıralıyorlar size. hepsinin kendine özgü kendii tanıtma taktikleri var. hepsi birer bayrak açmış, hepsinin ellerinde bayraklar var! bağırıyorlar! hepsi kendi yöntemiyle slogan atıyor, hepsinin çağırma şekli aynı! "mutluluk bizde" "aşk bizde" "özgürlük bizde" vs. vs ama hepsinin sloganı var.
bir sürü bayrak var dedik; kimin elinde kominizm bayrağı, kiminde abd, kiminde parti, kiminde insan hakları, aşk, sevgi, mutluluk çeşit çeşit bayrak. din bayrağı sallayanlar en önde, ellerinde islam bayrağı salladıklarını iddia ediyorlar, bayrağa aldanıp gidersen ya bir tarikat ocağına düşersin, ya cemaat yurduna. ya da kendini bir anda suriye'de alevileri "allah" diye kesen bir militan, tepene baktığında üzerinede allah kelamı olan bir bayrak taşıdığını görürsün ve elindeki bıçakla ve yüreğindeki huşu ile adamın boğazını yine "allah" diye kesersin. ya bir parti koluna düşersin, yada ülkü ocağına. bi bakarsın şeyh'in peygamberle el sıkıştığını söylemeye başlar. dedim ya çeşit çeşit bayrak var hepsini sayamayacağım, sonra yazıların uzun diye kızıyorsunuz. ama bunca pislik ve irin kısaca anlatılabilir mi, hangi birini yazacağız?
inandıklarını iddia ettikleri allah yerine para, siyaset, ideoloji, patron, şeyh, ata, dede, gelenek, görenek, töre, cinsellik, moda çeşitli idoller sayamayacağımız yani "allah dışında kalan her şey" tüm bunları ilahlaştıran rab edinen, peygamberleri rab edinen, inandığı allah'ın yanına küçük tanrılar inşa eden! kısaca hakkı gizleyen, allah'ın dininden gerçek islamdan faydalanmasının onüne barajlar inşaa eden, inananları allahsız bırakan, inanmayanları allah'sız ilan eden tüm cenahlar! evet, dedim ya bayrak çok.
yöneticilerin insanlara ne ile hükmettiklerine bakalım?
"yoksa onlar cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kimmiş Allah'tan daha güzel hüküm verecek? Fakat bunu inancı kesin bir kavim anlar." (maide/50)
seçimlerini allah'ın kur'an-ı kerimde gösterdiği şekilde seçenler, allah'ın yasalarını hayatlarında yasa olarak isteyenler başka hüküm verici aramaz.
son 12 yıla bakılacak olursa yapılamaz denilen herşeyin yapıldığını ve bunun sadece bir cehape uydurması olmadığını gördüğümüz olma ihtimali şuan olmasa da belki de yarım asır sonra gerçekleşebilecek lanet bir durumdur. hala olmayacak cehape uydurması diyenler geziye çıkanların neden orada olduğuna bakarak bunu görebilirler.
yeri gelir din adına kuvay-i milliye'yi vatan haini ilan eder, yeri gelir yunan'a, ingiliz'e ateş açan cehennemliktir der, yeri gelir kurtuluş savaşı kumandanlarına idam emri verir, yeri gelir hükmünü sürdürmek için ingilizlere yaltakçılık yapar...
ama olsun. dinle yönetilmenin tadı bir başka arkadaş.
peki ya laiklik? vicdan hürriyeti? dinin gönüllerde hakettiği yere yerleştirilmesi?
hassiktir oradan. laiklikmiş... beğenmiyorsan ilk sınır kapısından ayrıl.
bu şeriatı afganistan da uygularsın, iran da uygularsın, ama türkiye de zor be canım.
neden? ulan biz türk milletinin genlerinde "yasaklara uymama ama yasaklara uyuyormuş gibi davranma" özelliğimiz var. şeriatın koyacağı bir ton yasağı uymamak için bu milet öyle şeyler yapar ki, şeytanı bırakın allaha bile pabucunu ters giydirir.
o yüzden sadece şeriat için değil her toplum için günümüzdeki anlayış şu olmalı: "başkasının malına ve canına bilerek ve isteyerek zarar vermediğin sürece, hak ve hukuka uyduğun sürece, başkasının bireysel özgürlüğünü kısıtlamadığın sürece benden sanane senden banane"
kimilerini çok korkutan cümle. ulen müslüman adam şeriatın gelmesinden korkar mı?
cumhuriyet ile yönetilmek istemek nasıl herkesin hakkıysa şeriat ile yönetilmek istemeka sik de herkesin hakkıdır. ha diyeceksin ki iran'a git. ha s.tir ordan. şeriat gelsin sen ülke değiştir.