Alev alev yanan, çoğu zaman yoksulluğun, sefaletin simgesi gariban evleridir.
Dar ve bakımsız yolların kenarında usul usul var olmaya çalışan, kapısı, bacası ayrı tellerden çalan, kapısının önünde, derme çatma ahşap bir ayakkabılık, önünde onlarca, her biri ayrı gariban hikayesi naylon terlikler, arkasına basılmış, giyilmekten imanı gevremiş yorgun ayakkabılar...
içerde sedirler... Yerlere oturmuş, ağıtlar yakan, dövünen akrabalar, konu komşu...
Ocakta, birazı yenmiş, kapağı yarı açık duran yemek...
Alelacele temin edilen, evin tüm solukluğuna, yorgunluğuna inat, kıpkırmızı ay yıldızlı bayrak...
Kameralar, askerler, ambulans...
Kalan son gücüyle, " vatan sağolsun " diyen baba...
Baygın anne...
Bir akrabanın, göğsüne gömülmüş kardeş...
Çığlık, kıyamet, hüzün, öfke, yas, tekbirler, dualar... Ve defin...
Mevlitler, güllü lokum, helva...
Halâ baygın anne, omuzları düşmüş bitap baba, bitmiş kardeş...
Ve gariban ev!!! Hep soluk, hep soğuk, hep hüzünlü... Ve artık yaslı...
sıvasız, derme çatma evler. bedelli akp'li çocukları, paşa çocukları banka şubelerinde askerlik yapıp aile şirketlerini yönetirken şehitler bu evlerden çıkmakta. türkiye'nin dostu, din kardeşimiz teröristlerin vurduğu mehmetçiklerin evleride bunlardan, yani el- bab şehitlerinin.