sahilde çıplak ayakla koştuğum denizin genzime kaçan tuzu. kabuk değiştirmektir. içinde diğerlerinden farklı sebebler olan yorgunluk veya yolculuk. otobüs her mola verdiğinde ''ohh'' çekmek gibi. yorgunluk işte ne bileyim, yaşaması çok kolay ama anlatması zor. hele zamanın aleyhime işlediğini düşününce şehirler üstü yorgunluğa dönüşüveriyor anlatamam. olgunlaşıyor insan zamanla, yorgunluğun düşürdüğü tatlı şeyler de var: sımsıcak bir göz, aylardır bekleyen bir kalp, rüzgarın kuşatmasından kurtulmak isteyen ince narin bel ve ben. ertelenmiş alışkanlıklarımın özsuyunu içerim bugün. lamı cimi yok yorgun da olsam bugün yanımda olacaksın sen!
otobüslerden otobüslere,uçaklardan uçaklara, iklimlerden iklimlere, kalplerden kalplere yapılan yolculukların yorgunluklarıdır. evin salonunda çantayı şişmiş ayaklarının ucuna bıraktığında sona ermez, aynı gün devam eder. iş güç ya da okul bu yorgunluğun gölgesinde kalır. aynaya baktığında daha net görürsün yüzünde.