romantik komedi diye saçma sapan bir filme denk gelmiştim bir kere. böyle sinem kobal'lı, engin altan'lı, gürgen öz'lü değişik bir filmdi. valla yolculukları severim. ama ilk defa hemen bitsin diye yalvardım allah'a.
e peki niye izledim o zaman? valla onu ben de anlamadım.
sevişme sahnesinde çaktırmadan etrafı kolaçan ederim genelde. çünkü bir gün "ne biçim film izliyorsun kızım kapat şunu" gibi bir tepki aldığımı hatırlıyorum.
yanımda ne bir kitap ne de bilgisayar vardı, olması gerektiği gibi gece karanlıktı da ve ben bu psikoloji halinde otobüsteki tek film olan "avatar"ı sabaha kadar üç kez izledim. işte o an çaresizliğin ne olduğunu öğrendim.
Şimdiye kadar izlememiş olduğuma hayıflandım. Dört teker üstünde kırk kişi osurur tısırırken değil de evde tüm ışıklar sönmüş, ortalık süt liman izlemeyi tercih ederdim.