"siz de benim gibi,
günleri
sevgiyle isteyerek
değil de,takvimden yaprak koparır gibi gerçek
bir sıkıntı ve nefretle yaşadınızsa,ankara güneşi sizin de
uyuşturmuşsa beyninizi.ata'nın izinde
gitmekten başka bir kavramı olmayan
cumhuriyet çocuğu olarak yayan,
pis pis gezdinizse (o sıralarda adı opera meydanı olan)
hergele meydanı'nda bu sarı ve tozlu alan
iğrendirmediyse sizi,
bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi,
kaybettiniz (benim gibi)
oysa,
aynı hergele meydanı'nda
gölgede on beş,güneşte yedi buçuğa tıraş eden
berberleri görmeden
yalnız renkli yanını yaşadıysanız hayatın
ve hergele ve beygir olduğunu duymadıysaniz atın
sakalı uzamış seyyar satıcılara kese kağıdı satmadınızsa,
icinde süt ve salebin olmadığı 'dondurma kaymak'tan tatmadınızsa
(aynı hergele meydan'ında)
kazandınız.(kimse yoktu -çirkinlikten başka-selim'in yanında)
..."
tutunamayanların destanıdır bu şarkı,
dostum süleyman kargı...
eller boşta kalıyor, tutunamıyorlar toprağa
anlatamıyorlar anlatılamayanı...
anlatmak gerek: düşman sarmış her yanı
oysa, mesela selim ışık
anlatmadan anlaşılmaya aşık...
böyle adama
(darılma ama)
yaklaşmaz hiçbir güzellik,
doğduğu günden beri kalbinde bir delik,
almak için bütün sızıları içine...
her zaman utanmıştır başkaları yerine...
elim varmıyor yazmaya, inmeyelim derine...
taş devri, sabri devri, nihat devri, tunç devri
aşık oldu - söyleyemez - utanç devri...
hep utandı hayatı boyunca,
(annesi yıkamak için soyunca)
sınıfta birinci olduğu gün , eve geç kaldım, diye üzüldü...
canı sıkıldı güldü, kalbi incindi güldü...
allah'ı ya da ona engel olan gizli kuvvetleri
hiç bir zaman kızdırmak istemedi...
küçük pazarlıklar yaptığı,
camide korkarak taptığı
zamanlarda sürdürdü bu uzlaşımcı varlığı...
annesinin yün fanilasına taktığı nazarlığı
çıkaramadı yıllar boyunca...ilk defa domuz eti yerken,
arkadaşlarını ısrarıyla geneleve giderken,
hep onunla (o kimdi?) bozmamaya çalıştı arayı,
iki gün oruç tuttu bir ramazan ayı...
(sapı silik ve tutuk bir tabancaydı...)
bir gün ölürse, ona bu vatan bir mezarlık yer verecek,
oturdu bir destan yazdı; kendini yerecek...
sazını ve cesaretini aldı eline (bütün cesareti,
daha kötü şeyler olması korkusundadır...)
canını dişine takarak,
yazılmış eski destanlara bakarak,
sözü uzattı durdu...
--spoiler--
selim ışık tek ve türk. ve duygulu, amansız.
sabırsız ve olumsuz, yaşantıda cansız
sanılırdı; gerçekti, hayır gerçek değildi.
tutunamayanların tarihine eğildi.
kelime ve yalnızlık hayatın tadı tuzu
kucaklamak isterdi ölümü ve sonsuzu
--spoiler--
"tutunamayanlar"
Agladigini istemem ben ölürsem
Beni en sevdigin halimle hatirla
Uzak bir yerde çalistigimi düsün
Hayatta olduguma inan
Bir gün gelir kendiliginden
Geçer bütün üzüntüm.
Her yeni gelen günü
Yeni bir ümitle beklemeli
Her yeni gün
Yeni havalarla gelir.
Gece, yagan yagmurla uyursun
Sabah, bir de bakarsin odan günesli
Her gelen vapuru, treni
Yeni bir ümitle beklemeli
Her gelen vapur, tren
Yeni insanlarla gelir
Ben esmerdim güzelim
Bu sefer bir sarisini seversin
Ask yasayanlar içindir.
bu şarkıları okurken belirsiz yani nedeni belirsiz bi mutluluk kaplayabilir içinizi, ama süleyman kargı açıklamaları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. **