şamanizm kökenli adetler

    42.
  1. -ağaca bez bağlayıp dilek tutmak
    -mezar taşı.
    16 ...
  2. 38.
  3. ♦kına gecesi.

    ♦ölen bir kişinin 7'si, 40'ı.

    ♦ölülerin arkasından yemek ve helva vermek/yemek.

    ♦ölen bir kişinin eşyalarını dağıtmak, ölü çıkan evin kapısına ayakkabı konması.

    ♦ölmüş bir kişinin sabahı bekleyen naaşının üzerine bıçak koymak.

    ♦yeni doğan çocuğun 40'ı ve 40 uçurma gezisi.

    ♦yeni doğan çocuğun göbek bağını saklamak.

    ♦türbe geleneği ve mezarlık yapımı.

    ♦kurşun dökmek(kut dökmek)

    ♦yağmur duası.

    ♦nazar boncuğu takmak.

    ♦giden birinin arkasından su dökmek.

    ♦ad günü törenleri.

    ♦asker eğlenceleri.

    ♦gelinlerin beline bağlanan kırmızı kurdela, aynı zamanda lohusa kadınlara da bağlanır. (bkz: al basması)

    ♦dilek tutma, dilek ağacı.

    ♦düğünlerde dans etmek, içki içmek.

    ♦nazardan korunmak için tahtaya vurmak.

    ♦dilek ağaçları.

    ♦yılbaşı kutlamaları.

    ♦bir yere girerken sağ ayakla girmek.

    ♦düğün öncesi kız ve erkek ailelerin birbirlerinin evine gitmesi (kuruyemiş ve tavuk alma)

    ♦dua ederken, bir şey dilerken göğe bakmak. (bkz: gök tanrı)
    hatta "yukarıda tengri var" diyerek göğü işaret etmek.

    ♦kesici bir aleti (makas, bıçak vb) birine verirken elden ele vermemek.
    şayet elden ele veriliyorsa da tükürerek vermek.

    ♦misafir odaları(eskiden vardı) ve misafir ağırlamak.

    ♦atalara saygı duymak.

    ♦hıdrellez ve hıdrellezde ateş üzerinden atlamak.

    ♦inşaat bitince en yüksek noktasına bayrak dikmek.

    ♦cinlere "üç harfliler" demek.

    ♦adak adamak.

    ♦yatak odasını kız tarafının alması.

    ♦çocuğun çıkan dişini kiremite atmak.

    ♦kapı eşiğine basmadan, atlayarak geçmek.

    ♦ak sakallı dede, koca karı inanışı.

    ♦ıslık çalmanın ve köpek ulumasının uğursuzluğuna inanmak.

    ♦diş ağrısı için yağmurlu havada ağıza metal bir çubuk alıp dışarı çıkmak.
    (bu diş ağrısına birebir geliyormuş)

    ♦evde pişen bir yemeği kokmuştur diyerek konu komşuya da götürmek.
    ve o konu komşuya yemek götürülen tabağın boş iade edilmemesi.
    10 ...
  4. 1.
  5. yüzyıllardan günümüze ta orta asyadan kalma adetlerdir. bir kısmı anadolu da finlandiya da bulgaristan da ya da macaristanda hala görülmektedir

    örneğin kötü bir şeyden bahsedildiğinde tahtaya vurmak bu adetlerden en önemlisidir. orta asya da kötü ruhların ormanlarda ağaçlarda yaşadığına inanılırdı. ağaçlara ve tahtalara vuruldugunda bu ruhların kaçacağı düşünülürdü. bu yüzden olumsuz bir şeyden bahsedildiğinde kötü ruhların uzaklaştırılması amacıyla tahtaya vurulurdu . günümüzde bu anadoluda hala bu adete sıkça rastlanılmaktadır.
    7 ...
  6. 23.
  7. yeni doğmuş bebeğin, 40 gün boyunca mezarının açık kaldığına dair inanç; hem 40 sayısı hem de, türk mistik motiflerinin günümüzdeki işlevselliğine ışık tutar.

    bunla beraber, noel ağacının christmass kutlamalarında kullanılması, eski altaydaki ağaç kültüyle bağlantılıdır.
    6 ...
  8. 16.
  9. yeni gelin olmuş birinin başından pirinç serpmek.. bereketli bir evlilik temmenisi ile gerçekleştirilen şaman geleneği.
    5 ...
  10. 7.
  11. Gidenin arkasından su dökmek.

    Kurşun Dökmek. şamanlar bu ritüele Kut Dökme anlamına gelen Kut Kuyma adını vermişlerdi.

    mezar taşı.
    5 ...
  12. 34.
  13. kurşun dökmek,tahtaya vurmak,yaratıcıyı vurgularken gökyüzünü göstermek,makas ve bicak gibi kesici aletleri elden ele aktarmamak gibi daha arttırılabilir. ayrıca hapşırdıktan sonra eliyle ağzını kapatan insanlara cok yaşa deriz çünkü şamanizmde ruhun ağzından çıkacağına inanılıyormuş.
    4 ...
  14. 12.
  15. 40 sayısı. Eski Türk inanışına göre ruh fiziki bedeni 40 gün sonra terk etmektedir. Türk destanlarında kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar epeyce geçer. Manas destanında olduğu gibi, Dede Korkut hikayelerinde kırk yiğitler görülmektedir. Hikayelerde ve masallarda kırk gün ve kırk gece düğünler, kırk haremiler, kırk satır ve kırk katır çok geçer. Bazı ejderhalar vardır ki onlar yenilmez ve ölmezler, ancak bunların tılsımları bozulursa ölürler. Bu gibi ejderhaların kırk günlük bir uyku zamanı vardır. işte bu zamanda ejderhanın yanına gidilir, üzerinden kırk tane kıl koparılır, ateşe atılarak yakılırsa ejderha da ölür. 40 sayısı da totemcilik döneminden kalma bir inanıştır. Semavî dinler dahil tüm dinlerde 40 sembolizmasının görülmesi dinlerin evrim süreci konusunda fikir vermektedir. islamiyet'te ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Kur'an ve Mevlit okutma âdetlerinin, Musa'nın Tanrı'nın buyruklarını Tur dağında 40 gün 40 gecede almasının, eski Mısır'da firavunun ölümünden kırk gün sonra cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda kalmasının, Hıristiyanlar'ın paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanmasının, Ayasofya kilisesinin zemin katında 40 sütununun ve kubbesinde de 40 penceresi olmasının kökeninde o devirlerden kalma Şaman veya totem geleneklerine benzetilmektedir.
    4 ...
  16. 25.
  17. "Türkler'in Şamanizm'den islamiyete geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da günümüzde Şamanizm'den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor. bunlardan birkaçı :

    Su dökerek uğurlama:

    Gidenin arkasından su dökmek eski Türkler'deki su kültünün doğurduğu bir adettir.

    Mum :

    Câmi avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir.

    Tahtaya Vurmak :

    Yine, istenmeyen bir olay duyulduğunda tahtaya el ile tokmak gibi üç kere vurulması da, kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacına yönelik eski bir Şaman inanışıdır.

    Bazısı Amerikan yerlilerine de geçmiş adetlerdir. Bering Boğazı yoluyla amerika kıtasıne geçen asya kökenli halklar, "knock on the wood" deyip 3 defa tahtaya vururlar.

    Kurşun Dökme :

    Kurşun Dökme de Şaman geleneklerinden kalan bir âdettir. Şamanlar bu ritüele 'Kut Dökme' anlamına gelen 'Kut Kuyma' adını vermişlerdi. insana musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir ritüeldi.

    Kırmızı kurdela :

    Loğusa kadınların başına bağlanan kırmızı kurdela Şaman döneminden günümüze kadar ulaşmış bir adettir. Bu kurdelanın anneyi ve yeni doğan çocuğu, albız denen şeytana karşı koruduğuna, özelikle Alevilik'de gözlemlenen mezarın başına bağlanan kırmızı kurdelanın da ölüye kötü ruhların musallat olmasını engellediğine inanılır.

    AY :

    Anadolu'da yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek niyaz edilmekte, gökyüzüne, aya ve toprağa bakarak dilekte bulunulmaktadır. Yeni ayın yeni umutlara ve yeni başlangıçlara vesile olacağı düşünülür. Bu olgu da Türkler'in eski Göktanrı inancından kaynaklanmaktadır.

    40 Sayısı :

    Eski Türk inanışına göre ruh fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmektedir. Türk destanlarında kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar epeyce geçer. Manas destanında olduğu gibi, Dede Korkut hikâyelerinde kırk yiğitler görülmektedir. Kırgız türeyiş efsânesinde de, Sağan Han'ın bir kızı ve otuz dokuz hizmetçisi ile kırk kız bir gölün kenarına giderek sudan gebe kalmışlardı. Oğuz'un verdiği şölende, diktirdiği sırıkların boyu kırk kulaç uzunluğunda idi. Hikâyelerde ve masallarda kırk gün ve kırk gece düğünler, kırk haremiler, kırk satır ve kırk katır çok geçer. Bazı ejderhalar vardır ki onlar yenilmez ve ölmezler, ancak bunların tılsımları bozulursa ölürler. Bu gibi ejderhaların kırk günlük bir uyku zamanı vardır. işte bu zamanda ejderhanın yanına gidilir, üzerinden kırk tâne kıl koparılır, ateşe atılarak yakılırsa ejderha da ölür.
    40 sayısı da totemcilik döneminden kalma bir inanıştır. Semâvî dinler dâhil tüm dinlerde 40 sembolizmasının görülmesi dinlerin evrim süreci konusunda fikir vermektedir. islâmiyet'te ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Kur'an ve Mevlüt okutma âdetlerinin, Musa'nın Tanrı'nın buyruklarını Tur dağında 40 gün 40 gecede almasının, eski Mısır'da firavunun ölümünden kırk gün sonra cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda kalmasının, Hıristiyanlar'ın paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanmasının, Ayasofya kilisesinin zemin katında 40 sütununun ve kubbesinde de 40 penceresi olmasının kökeninde o devirlerden kalma Şaman veya totem geleneklerine benzetilmektedir.

    Mezartaşı :

    Şaman âyin sırasında yardımcı ruhlarını kullanmaktadır. Ölülerin, âilenin vefat etmiş büyüklerinin, eski Şamanlar'ın ruhlarının, ormanın, suyun ve yerin yardımcı ruhlarının da Şaman'a yardım ettiği kabûl edilir. Ölen büyüklerin ruhlarının çoğalması sonucu bu ruhların en kıdemlisinin ruhların başına geçeceğine ve bunun da diğerlerinin yardımı ile Şaman'a yol göstereceğine inanılır. Kuş biçiminde düşünülen bu ruhlar Şaman'a gökyüzüne yapacağı yolculukta yardımcı olmaktadırlar. Toplumda ulu kabûl edilen kişilerin ölümünden sonra ruhlarından medet ummak mezarları kutsamış ve bu yerler medet umulan yerler hâline gelmişlerdir. Günümüzde mezar, türbe, yatır ve benzeri yerlerin ziyareti ve bunlardan medet umulması da bu inanç sisteminin devamı olarak ortaya çıkmıştır.
    Eski Türkler'de mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp, üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir. Ayrıca mezarın veya mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş, sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir.

    Arap dünyasında mezar taşı yoktur. Ölünün toprakla bütünleşmesi ve zaman içinde kaybolması istenir. Kutsanması günahtır. Mezarlara taş dikilmesi ve bu taşın sanat eseri hâline getirilecek kadar süslenmesi islam coğrafyasında sadece Anadolu'da görülmektedir.

    Dilek tutma :

    Göktanrı inancında kanlı kurbanlardan başka bir de kansız kurbanlar vardır. Saçı, yalma, yani ağaçlara veya kamın davuluna bağlanan paçavralar, ateşe yağ atma, tözlerin ağızlarını yağlama ve kımız serpme gibi törenler bu kansız kurbanlardır.

    Ölüm :

    Şamanizm'de köpek ruhun yaklaştığını uzaktan acı ulumayla haber verebilmektedir. Sıradan bir kişi bu ruhu görürse bu onun pek yakında öleceğine işaret sayılır. Anadolu'da günümüzde köpek uluması uğursuz sayılmaktadır. Köpeklerin bâzı olayları önceden algıladıklarına ve bunu uluyarak anlattıklarına inanılır.

    içki :

    Şamanlar (kamlar), Tanrı ve koruyucu ruhlar için arak (rakı) saçı saçarlar, bu kansız kurban sayılır. Oysa islâm'da içki içilmesi kesinlikle yasaklanmıştır. Eski Türk kültüründe içki içilmesi yaygın bir gelenektir. Özellikle düğünlerde ve mutlu günlerde müzik eşliğinde içki içilmesi geleneği vardır.

    Kubbe :

    Ayrıca, cami mimarisine kattığımız "kubbe" gök tanrı dini'nden taşıdığımız bir durumdur.

    Nazar :

    Anadolu'da halk arasında "nazar" olgusu çok yaygın bir inançtır. Bâzı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve bunların bakışlarının karşılarındaki kimselere rahatsızlık verdiğine, kötülük yaptığına inanılır. Bunun önüne geçmek için "nazar boncuğu", "deve boncuğu", "göz boncuğu" v.s. takılır. Nazar olgusu da eski Türk inançlarındandır.

    Halı Kilim Desenleri :

    Şaman'ın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çiyan, kunduz gibi yabanî ve zararlı hayvan şekilleri çizilerek onların kaçırılacağına inanılırdı. Bugün Anadolu'da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler Şaman giysilerinin izleri taşımaktadır.

    Müzik:

    Şamanlar âyinlerinde davul ve kopuz kullanmışlardır. Müziksiz bir âyin düşünülemez. Oysa islam dininde Kur'an dışındaki dinî eserlerin müzikle okunması günahtır. Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu'da Hz.Muhammed'in, Hz.Ali'nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlüt ve ilâhiler sâdece Anadolu'da uygulanan müzikli anlatımlardır".
    4 ...
  18. 14.
  19. çok yaşa demek..

    çok sev oldu şimdi değişti gerçi.
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük