şafak pavey, bir çoğumuzun siyasete atıldığında haberinin olduğu, hatta en en en çok bu son konuşması nedeni ile dikkatleri üzerine çeken milletvekilimiz.
benim içinse hayatımı ve hayata bakışımı taaa o 96'daki kazasıyla değiştiren, kızıma yaşamdan ve risklerinden bahsederken bile aklımdan çıkaramadığım, örnek almayı o kaza gününden sonra bırakmadığım, kızıma da örnek verdiğim muhteşem güçte yaşama bağlı insan.
1996'da yani radyoculuk günlerimde şafak'ın kaza haberini radyodan ben okumuştum. olay tokat gibi çarpmış, etkisinden bir türlü kurtulamamıştım. evet bir kaza olmuştu ve kazanın sonuçları hem çok ağırdı hem kazayı geçiren güzeller güzeli gelecek vaadeden bir kızdı. sonrasında onu neler bekliyordu? bitti dedim her şey onun için bitti... aynı acıyı hissettim yüreğimde dayanamadım kaldırmadı içim.
sonra radyo'da şafak pavey'in annesini tanıyan çalışma arkadaşlarım vardı belki bilmeyen vardır şafak pavey'in annesi ayşe önal gazetecidir. arkadaşlarımdan kazanın yakın dönemini takip ettim. sonrasında da bir türlü bırakamadım onun hayatını takip etmeyi çünkü o'nun bu kadar güçlü olmasına, hem çok başarılı, hem yaşamın zorluklarına bu denli duyarlı olarak küllerinden yeniden doğmuş olmasına, hep gülen yüzüne hayran oldum.
en umutsuz anlarımda aklıma gelen ve ışığım olan 3 kişiden biridir şafak pavey benim için.
ve umarım umut olmaya da devam edecek (benim için, ülkem için, dünya için...).
tanım: vatandaşı olduğu ülkeye 3-5 gömlek büyük gelen, aydın, seviyeli, sakin ve konuşmayı bilen, hitabet yeteneği yüksek bir kadın milletvekilidir.
şimdi tanımdan ziyade açıklamaya gayret edelim. evet bu kadın gerçekten bizim gibi ülkeler için çok ileridedir. niçin böyle diyorum, eğer şu günlerde çok popüler olan iğrenç twiti okuduysanız ne demek istediğimi anlarsınız. böyle naif bir insan bile böyle iğrenç sözlere maruz kalabiliyor zaman zaman. malum ona onun gibi cevap verme kapasitesi olmayan insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. üzülüyorum, keşke kendisi daha medeni bir ülkenin milletvekili olsaydı zira burada hem çok yıpranacak hem de yaptıkları hiç bir zaman hiç bir işe yaramayacak. karşı gruptakiler ne onun anlattıklarını ne de davranışlarını anlayabilecek kapasitede değiller.
dediği beni gururlandırmıştır. oyun haline getiren iktidar ve yalakası yandaşların, samimiyetsiz, gazcı ve ilkokul seviyesi zihin yapılarına aslında açıklık getirmiştir. bir kadın dayanışması ile konuyu özetlemek istemiş ve gayet güzel başarmıştır. tebrik ediyorum o gün orada konuşma yapan herkesi. "yüce akp hükümetinin" izin verdiği ölçüde biz de izleyebildik. (bkz: meclis tv)
pozitif enerji saçan vekil. evet bir ak parti seçmeni olarak sözlerinden çok hareketleri beni etkilemiştir. sözleri ise klasik chp sözleri, chp.nin fikirlerine bakarsan her yer güzel yeşillik özgürlük barış vs ama uygulama dersen hiç birisi yok. sen esad denen katili baş tacı yap sonra bize insanlık dersi ver.
iyi hava basılıyor şimdilik dur bakalım kemal gibi sönmesinde.
Çiçekli örtüsü ve daracık pantolonuyla Çamlıcanın kuytularında kızlar sevgilisiyle öpüşüyor
yani böyle yapıyorlar diye özgürlüklerini mi almak lazım?
öyle yapanları var diye hepsini yaftalamak mı lazım?
"madem sevgilinle öpüşüyorsun o zaman örtünmek yasak" mı demek lazım? tipik postalcı chp kafası işte.
sakatlığı ile prim yapmaya çalışıyor daha fazlası değil.
tarih 24 mayıs 1996... saat: 9:00... yer: zürih tren garı... 19 yaşında, gencecek, cıvıl cıvıl bir genç kadın, eşiyle beraber bir arkadaşını uğurluyor. o sırada, 17 yaşında bir çocuğu hızla gelen metronun altından kurtarmak için kendini atıyor. çocuğu kurtarıyor ancak sol kolu ile sol bacağını kaybediyor. tren garında anında yapılan müdahale sırasında bilinci açık olan genç kadın, doktora kol ve bacağı için "kurtarabilir misin?" diye sorar. "hayır" yanıtını alınca da "o zaman kalanları kurtaralım, yoksa annem çok üzülür" diyebilecek kadar metanetlidir.
şafak pavey, kazada bedeninin neredeyse yarısını kaybetti. ancak şafak'ı bu olaydan daha çok etkileyen şey, ingiliz eşi paul pavey'in tavrı oldu....
şafak ile paul, 1994'te ankara'da tanıştı. henüz 17 yaşında bir öğrenci olan şafak ile ankara devlet opera ve balesi'nde konuk sanatçı olarak görev yapan müzisyen paul birbirlerini çok sevdi. bir yıl sonra istanbul'da renkli bir düğünle evlendiler. paul, işi nedeniyle isviçre'ye gidince, genç kadın da büyük aşkının peşinden zürih'e uçtu. şafak burada hem sinema-televizyon öğrenimi görüyor, hem de zürih çağdaş tiyatro ve dans grubu'nda dans ediyordu. başlangıçta her şey güzeldi ancak, şafak ile paul'un evliliği araya giren bir başka kadın nedeniyle sarsılmaya başladı.
kazadan sonra ise şafak'ı büyük bir hüzün bekliyordu. paul büyük aşkla evlendiği türk eşini kazadan sonra sadece bir kez ziyaret etti, bir daha yüzünü bile görmedi.
şafak pavey, 19 ocak 1997 tarihli milliyet gazetesi'ne kırgınlığını şöyle anlatıyordu: "tüm yaşadıklarım bir yana, beni en çok üzen olay bu oldu. benim ilk aşkımdı. onun peşinden her yere taşındım. ama o benim kadar güçlü değilmiş. buna çok üzüldüm. tüm olanlara rağmen ondan hiç nefret etmedim"
şafak ile paul 1997'de boşandı. genç kadını büyük aşkının vefasızlığı bile yıkamadı. sallanarak hareket eden protez bacağına "johnny walker", protez koluna da soğuk bulduğu bir alman ismi olan "helga" adını taktı. yoluna devam etti. london school economics uluslararası ilişkiler bölümü'nde yüksek lisans yaptı. birleşmiş milletler mülteciler yüksek komiserliği bünyesinde, orta avrupa bölge sözcülüğü, engelli hakları sözleşmesi sekreterya başkanlığı, cezayir, sahra, mısır, yemen, suriye, afganistan, iran ve lübnan dış ilişkiler temsilciliği gibi görevlerde bulundu. kitaplar yazdı, filmler çekti. ingilizce, fransızca, italyanca, almanca ve farsça yetmedi, uluslararası işaret dilini de iyi derecede konuşmayı öğrendi.
2011'de chp istanbul milletvekili olarak meclis'e girdi. halen tbmm'nin en aktif ve en sempatik vekillerinden biri. hayat dolu...
son konuşmasında içerik itibariyle doğru konuştuğu şeylerde vardı saçma olanlarda. herşeye rağmen güzel bir üslup güzel bir diksiyon ve hoş bir tebessüm, dinlenmeye değerdi. saygılar.
ülkemizin yetiştirdiği nadide hanımefendilerden biri olduğunu anladım.
ayrıca haksızlıklara maruz kalan açık kardeşlerimiz gayet güzel bir dille savunup ve rahatsızlıklarını bildirmesi kendisini daha yücelten bir hanımefendidir.
Nasıl koydu lafları bir bir. içinize oturduğunu biliyorum sizi çıkarcı vatan hainleri. Öyle bokunu yemiş tavuk gibi kalakaldınız o güzel insanı izlerken.
Sağlam gömmüştür, öyle sağlam gömmüştür ki acısı hala çıkmamıştır akp'lilerin icinden, hala saldırı ve karalamalar devam ediyor.
Chp ile ters düşen biri olarak ciddi anlamda türban şovuna malzeme olmayıp bu balonu patlattığı için bu değerli kadına ve muharrem ince'ye teşekkür ediyorum.