ışık evleri

    27.
  1. devlet üniversite açmakla her şeyi hallederim sandı.. yurtlara ilgi göstermedi.. zenginler yurt açmadı.. okul çevrelerinde ev sahipleri cumhuriyet mitinglerinde sokaklara dökülüyor ama 2 odalı eve 1.5 milyar kira isterken utanmıyor.. peki anadoludan gelen, ev tutacak parası olmayan benim gibi gençler ne yapacak?? kime sığınacak??

    bu evler manipule edilği için barındırdığı pırıl pırıl insanlara, saf esnaf abilere zarar veriyor ama o evlere girenlerin tek amacı mühendis, doktor, diş hekimi, avukat vs. olmak.. hiç biri girerken ben cemaatçi olacam diye can atmıyo!!

    bir yılımı o evlerde geçirdim.. kırşehir'den istanbul'a yeni gelmiştim.. kalacak yerim yoktu.. benim okulun kampusu*, nişantaşı'nda.. sıkıyosa ev tut.. devlet yurdunda da okula iki otobüsle ancak geliniyordu.. zaten itin taştan yıldığı gibi yılıyordum devlet yurdundan..

    kayıda babamla gelmiştik.. öyle mal mal dolanırken kalem lazım oldu.. temiz yüzlü bi çocuk buyur abi dedi babama.. babam da muhabbeti seven bi adam olduğundan çocukla muhabbeti kurdu.. adı mehmet islam'dı.. on dakika muhabbet ettikten sonra abi kalacak yer ayarladınız mı diye sordu.. yok daha bi şey düşünmedik dedik.. abi şurda bizim ev var gelin bi bakın isterseniz dedi.. gittik beraber.. okula iki dakika yerde, güzel bi apartmandaydı.. girer girmez anladık zaten abi evi olduğunu.. biz eve girince bir sürü kirli sakallı, çıplak ayaklı, temiz yüzlü genç oralara buralara kaçıştılar.. klasik abi evi işte tarif ettirmeyin şimdi bana.. sonradan semt abisi olduğunu öğrendiğim biri işte bize durumu izah etti.. bizde televizyon, karı kız, sinema falan olmaz.. biz şöyleyiz siz de böyle olmalısınız falan filan.. eyvallah dedik ayrıldık..

    sonra bir yıl kadar kaldım o evlerde.. çok sıkıldığım anlar oldu, dükkan dükkan dolaşıp gazeteye abone topladım, ortaokul talebelerine dersler anlattım, kayıt kuyruğunda adam kafaladım, hatta kafaladıklarımdan bi tanesi şimdi semtçiymiş.. fakat şu an hiç pişman değilim.. çünkü yaşamadan görmeden bunları bilemezdim.. ve çok şükür minimal travmayla bunu atlattım, çok insan tanıdım çok şey gördüm..

    evlere girerken de, evlerden ayrılırken de hiç zorluk çıkarmadılar.. zaten sanırım benden cemaat içinde aktif görev beklemiyorlardı..

    evet evler şu an devlet sistemine kökten zarar veriyor ama içlerinde hiçbir şeyin farkında olmayan pırıl pırıl anadolu çocukları var..
    31 ...
  2. 2.
  3. normal evlerdir .
    sizden sorumlu olan hocanın cin taklidi yaparak sizi korkutması nekadar normalse okadar...
    **
    (bkz: hazzetmedigim ortamlar)
    15 ...
  4. 44.
  5. 2009 seçme sınavı sorusu

    latin amerikada xx ülkesindeki ışık evinin aylık gideri yaklaşık 50 bin dolardır. ışık evinin dil kurslarından aylık geliri 8-10 bin dolardır.
    yurtdışından para sokup çıkarmanın çok sıkı denetlendiği ve yasak olduğu bu ülkedeki ışık evine amerikadan her ay 40 bin dolar yardım yapılmaktadır.
    bu çok bilinmeyenli ama her boku ortada olan denklemdeki fettoş değerini cia doları cinsinden bulunuz.
    5 ...
  6. 21.
  7. -ya sorma lucescu da muazzam bir takım yaratmış shaktar'da. adamın kadrini bilemedik.

    +mübarek o ne biçim kelime. yaratmak sadece allah'a mahsustur.

    -pekin.
    7 ...
  8. 19.
  9. evlerinde gerçekten umdukları değerlerde, dürüst ve vatana millete hayırlı insanların yetiştiğini sanan insanların açtıkları evlerdir. ibadet şarttır ve kendilerine ait kuralları vardır. yalnız sorun şudur ki, nadiren bu evlerde yalnız kalan öğrencilerin ne yaptıklarını,lap toplarında nasıl filmler izlediklerini de bilmememektedirler.
    7 ...
  10. 20.
  11. "ders çalışacaz" denilerek davet edilmişliği olanın çok olduğu ama ülker bisküvi ile çay eşlinde konunun ister istemez veya sadece isteyerek siyasete dönüştüğü yer.

    ama burada komunizmin anlatılacağını sanarak gitmek de bir o kadar alıklık olur.
    5 ...
  12. 46.
  13. yere serilen zaman gazetesi'nin üstünde yemek yenilen,cola turka'nın ve ülker'in gayrı resmi sponsoru olduğu evler.
    4 ...
  14. 68.
  15. nurcu yapılanmanın en önemli parçalarından biridir.

    bunlar bekar üniversite öğrencilerinin evleridir genellikle. amaç zeki ve gelecek vaadeden, iyi ailelerden gelen çocukları ders çalıştırma, sohbet etme bahanesiyle çağdaş düşünceden koparmak, kafasına at gözlüğünü geçirivermektir.

    dediğim gibi önce yavaştan, "akşam iftar var gelir misin?" denir. sonra o iftarlara namazlar eklenir, niyazlar eklenir. ilk başta aile kıllanmaz elbet. "neticede ders çalışmaya gidilmiştir, e iftar da yapılmıştır, namaz da kılınabilir elbet ne var bunda" denir aile tarafından. sonra yavaştan kanı ısındırılan gence atatürk' le ilgili anlamsız ve aptalca hikayeler anlatılır.

    mesela türkçe lakabı "zamanlar üstü" (kurandan başka ne zamanlar üstü olabilir islam' a göre o da muallak) olan saidi kürdi' nin atatürk' ün gözünü çıkardığı, toprağın atatürk' ü kabul etmediği için aylarca dışarıda kaldığı, ölmeden önce savarona yatında böğürdüğü falan söylenir. sonra dersler çalışılır eve dönülür.

    genç dimağ ilk defa duyduğu bu enteresan hikayeleri merak eder. tabii kaynaklar hazır. hemen tutuşturulur eline. gel zaman git zaman çocuk evde diş fırçası yerine misvak falan kullanmaya başlar. dumurlara uğrar aile. ne oluyor oğlum? ne var denir? "sünnet" der çocuk ne desin başka?

    zaman geçer çocuk serpilir gelişir. lise zamanı gelir.

    sonra mesela nurcu olduğu bilinen bir özel liseyi kazanır tesadüfen . bölgenin en iyi eğitim veren lisesidir bu. ama enteresandır ayakkabılar çıkarılmaktadır okulun içinde. badem bıyıklı biri karşılamaktadır sizi kapıda. ilginç.

    sonra aile ikna edilmeye çalışılır. şöyle iyi eğitim şöyle iyi okul diye. hatta olmadı o ilçenin milli eğitim müdürü bile araya girer. aman bu çocuk bu okulda okusun denir. aklı ermez ailenin. okulun maddi olanaklarından ve samimi tavırlardan etkilenirler.

    çocuk okula başlar. ilk gün sabahın köründe uyandırılır yurtta.

    -ne oldu abi?
    -namaz var kalk.
    -ben kılmasam?
    -o zaman arkadaşlarını bekleyeceksin. hamit dur başında bunun.

    sonra derse girilir. çocuk hala ne yapsın. kafa da zehir gibi. yanındakiyle şakalaşır, ama ne bilsin o çocuk çok mühim birinin çocuğudur. ne bilsin eline kızılcık sopasını yiyeceğini.

    -bana vuruyorsanız ona da vurmanız gerekir.
    -sus! hocaya laf edilmez zındık.

    sonra sınıfa anne girer. sanki bir kabustan uyandırır gibi çeker alır çocuğu o bok yuvasından.
    5 ...
  16. 5.
  17. zamanla amacından saptıkları düşünülen, ama hala ilk amaçlarının arkasında at koşturan süvarilerin yetiştirildiği büyük bir dönüşüm sistemi.

    sanılanın aksine gayet organize ve kaliteli hizmet vermektedirler. belirli koşulları olmasa, türkiye'de bir öğrencinin kalabileceği en nezih ortamları vaad ederler. lakin, işte, gelin görün ki hala ilk amaçlarının peşinde at koşturduklarından mütevellit, uzak durmak gerekir.

    bir zaman olacak ki, insanlar varolan amaçlarının altında başka bir amaç saklamayacaklar; açık açık davranacaklar. işte o zamanlar, eğer ışık evleri yine var olursa, bu sefer ışık, çeşitli vaizlerin şakıdığı teyplerden değil, evlerin içindeki kur'an-ı kerim'lerden, ibadet nuru ile dolmuş yüzlerden parlayacaktır.

    sorun kimdedir konusunda bir yargıçlık yapmak her ne kadar mümkün olmasa da, sanırım sorun vatanını dış mihraklardan yeteri kadar korumayan türk milletindedir.

    sanrılar ne denli doğrudur bilinemez elbette.
    9 ...
  18. 38.
  19. ablaların, abilerin beleşe yemek verdiği, ders anlattıgı, kucucuk akılla(öss zamanı) bu ıste bır terslık var dense de pek de anlasılmayan, ılerıde ne ..ok oldugu anlasılan. ınsanları en acız zamanlarında, öss zamanında, geçiş donemınde(ergenlıkten genclıge) yakalayıp sinsice kana girmeye calısılan evler.
    film bile izletiyorlar...tövbe tövbe.
    5 ...
© 2025 uludağ sözlük